İmam Malik rh.a. ve Harun Reşid

Harunreşid

Dört Ehl-i Sünnet mezhepten biri olan Malikî mezhebinin öncüsü İmam Malik ibn Enes rh.a. hazretleri (ö.179/795), Medine’de yaşamış ve orada vefat etmiştir. Rasul-i Ekrem s.a.v.’in kabr-i şerifine hürmeten Medine’de hiç binek hayvanına binmemiştir. Dönemin Abbasî halifelerinden Harun Reşid ona çok saygılı davranırdı. Yanlarına gelip oğulları Emin ve Me’mun’a hadis dersleri vermesini istemişti. Fakat İmam Malik rh.a. ona dedi ki: “İlim kimsenin yanına gelmez, ancak ilmin yanına gidilir.” Halife de, “Doğru söylersin…” dedikten sonra oğullarına, mescitte halkla birlikte hadis derslerine katılmalarını söyledi. İmam Malik ise, kimseyi rahatsız etmemek ve nerede yer bulurlarsa oradan dersleri takip etmek şartıyla halifenin oğullarını kabul etti.

Yine bir defasında, Harun Reşid hac mevsimi Medine’de bulunduğu sırada, orada ikamet eden İmam Malik’ten hadis kitabıyla kendisine gelip gidip ders vermesini talep etti. Fakat o: “İlim gelmez, ona gelirler!” diyerek bu teklifi geri çevirdi. Halife de ona yeni bir teklifle, evinde kendisine mahsus ders yapılmasını istedi. İmam Malik rh.a. bu teklifi de kabul etmedi. Halka kapalı özel derslerin faydalı olmayacağını söyledi. Bunun üzerine halife, isteyen herkesin derse gelebileceğini ilan etti. Kendisi de tevazu ve uyum halinde herkesle birlikte ders halkasına katıldı, İmam Malik’in hadis kitabından dersleri takip etti. Bu sebeple büyük imamın o meşhur hadis kitabı da “Muvatta: ayıklanıp kabul gören” adını aldı.

İmam Malik rh.a.’in fıkhî hüküm ihtiva eden hadislerini toplayan değerli “el-Muvatta” kitabı kırk yılda yazılmıştır. Eserde müellif tarafından önce 4000’den fazla hadis toplanmış, daha sonra İmam Malik en sahih rivayetleri derlemek için bunları eleye eleye, Sahabe ve Tabiîn sözleriyle birlikte 1900 küsur hadis ve eser rivayetine düşürmüştür. Harun Reşid ve dönemin halifeleri, hadis kaynakları için yalnız bu kitabın resmen kabul edilip herkes tarafından okunmasını arzu ve teklif etmişlerdi. İmam Malik rh.a. ise böyle bir uygulamanın asla doğru olmadığını, İslâm ümmetinin ilgili bütün eserlerden istifade hakkı olduğunu belirterek bu teklife karşı çıkmıştır. Harun Reşid, İmam’ı hilafet merkezi Bağdat’a yerleşmesi için davet etmişti. O ise Medine’nin daha hayırlı olduğunu söyleyerek ömür boyu orada kaldı.

Taşköprü-zâde, Miftâhü’s-Saâde (Beyrut ts.), 2/195-199; Ö. Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhıyye Kamusu (İstanbul 1967), 1/380-85.

İmam Şafiî rh.a.’e Bilmece Sorularİmam Şafiî Muhammed İbn İdris rh.a. hazretleri (ö.204/820), henüz gençlik yıllarında halife Harun Reşid’in huzurunda, İmam-ı Azam rh.a.’in talebesi ve aynı zamanda büyük fıkıh alimi Ebu Yusuf ve İmam Muhammed tarafından bazı fıkıh bilmeceleriyle imtihan edilir. Şöyle sorarlar:

– Adamın biri bir koyun kesiyor. Sonra bir ihtiyaç için dışarı gidip dönüyor. Aile halkına diyor ki: “Bunu siz yiyin. Bu bana haram olmuştur.” Onlar da “Biz de öyleyiz, bunu yemek bize de haram oldu.” derler. Bu et neden haram olmuş?

Şafiî hazretleri buna şu cevabı verir:

– O adam putperest müşrik idi. Koyunu da putlar adına kesmişti. Dışarı çıkınca Allah’ın hidayetiyle müslüman oldu. Dönünce ailesine dedi ki: “Allah bana Müslümanlığı nasip etti; bu durumda daha önce kestiğim bana haram oldu, onu siz yiyiniz.” Ev halkı bunu duyunca memnun kalmışlar ve kendileri de müslüman olmuşlar. O koyun onlara da haram olmuş.

Şöyle bir soru daha sorarlar:

– Adamın biri içmek için bir bardak suyu alıyor. Suyun yarısını helal olarak içiyor, fakat bardakta kalan suyun kalanı haram oluyor. Neden?

Şafiî buna da şu cevabı veriyor:

– Adam temiz suyun yarısını içtikten sonra geri kalanın üzerine burnu kanamış. Kalan su kanla karıştığı için onu içmek haram olmuş.

Bir de şu çetin suali sorarlar:

– Adamın biri karısına içi dolu, ağzı bağlı ve mühürlü (bez) bir kese veriyor ve ona diyor ki: “Bu keseyi çözüp açarsan, mührünü sökersen yahut onu yırtarsan benden boş ol! Eğer keseyi boşaltmadan ağzı bağlı ve mühürlü olarak geri verirsen yine benden boşsun!” Boşanmamaya çare nedir?

Şafiî’nin çözümlü cevabı şöyle oluyor:

– Bu kese şeker veya tuzla doludur. Kadın onu eriyinceye kadar suda bırakır. Böylece keseyi boş olarak geri verir.

Fahreddin er-Râzî, Menâkıbü’l-İmâmi’ş-Şafiî (Beyrut 1993), s. 77-80.

İmam Ahmed ibn Hanbel rh.a.Hanbelî mezhebinin imamı Ahmed ibn Hanbel rh.a. (ö.241/855), en büyük hadis kaynaklarından ve 28.000 civarında hadis-i şerif ihtiva eden, pek değerli “el-Müsned” kitabının müellifidir. Abbasi halifelerinden Mütevekkil, Ahmed b. Hanbel’e bir talebesini göndererek, saralı bir cariyesi olduğunu ve bunun tedavisi için dua etmesini istemişti. İmam, bir takunya çıkararak öğrencisine verdi ve ona dedi ki:

– Halifenin konağına git, cariyenin baş ucunda otur. Onu rahatsız eden cinnîye de ki: Ahmed senin için şöyle diyor: “Bu cariyenin içinden hemen çıkmak mı hoşuna gider, yoksa şu takunya ile dövülmek mi?”

Adam konağa giderek cariyenin yanına oturduktan sonra İmam Ahmed hazretlerinin dediklerini aynen söyler. Cin ise cariyenin ağzıyla şöyle der:

– Hay hay, başüstüne! Eğer İmam Ahmed bize, Irakta ikamet etmeyin, diye emir verse orada oturmayız. Çünkü o Allah’a itaat eder. Kim Allah’a itaat ederse herkes ona itaat eder.

Böylece cin çarptığı kızdan çıkar gider, kızcağız da sakinleşip iyileşir.

İmam Ahmed’in vefatından sonra cin tekrar döner. Onu çıkarmak için gelen Ebu Bekir Merruzî’ye de şöyle der:

– Ben bu cariyeden ayrılmıyorum, sana itaat etmiyorum, sana söz de vermiyorum! Ahmed b. Hanbel Allah’a itaat ederdi, biz de ona itaatle emrolunmuşuzdur.

Büyük hadis alimlerinden Ebu Ubeyd ibn Sellam (ö.224/838) diyor ki: İmam Ahmed’i ziyarete gitmiştim. Evine girdiğimde beni kucaklayıp başköşeye oturttu.

– Ya imam, ev sahibi veya meclis sahibi başköşeye daha layık değil mi, dedim.

– Öyle ama isterse oraya oturur, isterse dilediğini oturtur, dedi.

– Keşke hak ettiğin şeyleri yapabilsem de her gün sana gelebilsem…

– Öyle deme! Benim dostlarım vardır, fakat her yıl ancak bir defa onlarla buluşurum. Onlara olan sevgim her gün buluştuklarımdan daha sağlamdır.

Muhammed b. Ebû Ya’lâ, Tabakâtü’l-Hanâbile (Riyad 1999), 2/148, 212.

Sosyal medya:

Yazar: nasihatler.org

paylaş

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>