Gavs-ı Sani Hz.lerinin (k.s) Sohbeti

Gavs-ı Sani Hz.lerinin (k.s) Sohbeti

Gavs-ı Sani Hz.lerinin Sohbetleri

Gavs-i Sani Hz(k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

Mürşid-i Kamil Nasıl Tayin Ediliyor?

Bizim yerimize Muhammed Râşid gelir.Ondan sonra da Seyyid Abdülbâki gelir.Onun zamanına yetişen irşadın ne olduğunu o zaman daha iyi görecek

Seyyid Abdulhakim Hazretleri,Seyyid Abdulbaki Hazretleri,Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri
Mürşid-i Kamil Nasıl Tayin Ediliyor?

Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerinin Siirt’te Şeyh Salah adında bir müridi vardı. Salih bir zat idi. Babaları, dedeleri de çok meşhurdu. Tanıyanlar bilir; çok temiz biriydi, büyüğümüzle muhabbeti çoktu, ehl-i aşk bir zattı, çok güzel kasideler söylerdi. Bir gün bu zat Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerine sordu:

- “Kurban,” dedi. “Sen gidersen bizim halimiz ne olur?” Gavs- Bilvânisî Hazretleri:
- “Bir şey olmaz, biz gidersek bizim yerimize Muhammed Râşid gelir. İrşad daha fazla olur o zaman. Ondan sonra da Seyyid Abdülbâki gelir. Onun zamanına yetişen irşadın ne olduğunu o zaman daha iyi görecek!”

Allah’a hamd olsun; bu büyükler hiç eksik olmadı ve olmayacak inşallah…

Seyda Muhammed Râşid Hazretleri yeni irşada başladığı zaman, Menzil’de bir sofiyle oturmuş sohbet ediyorduk, sofi dedi ki:

- “Ben bu gece bir rüya gördüm.”
- “Hayırdır inşallah,” dedim.
- “Rüyamda Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri vardı, onun yanında Seyda Hazretleri bulunuyordu. Onun da yanında Seyyid Abdülbâki Hazretleri (k.s) duruyor… Üçü yan yanaydı. Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerinin üzerinde ise bir entari vardı,” dedi.
Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri çubuklu entari giyerdi. Yukarıdan aşağıya çubuklu; şimdi Seyda Hazretlerinin üzerinde de var. Çubukları üç parmak kalınlığındadır. Şah-ı Hazne Hazretleri de böyle giyermiş…

Gavs hz (k.s), Sultan Seyyid muhammed Raşid Hz. (k.s),  Gavs-ı sani hz (k.s)

Gavs hz (k.s), Sultan Seyyid muhammed Raşid Hz. (k.s), Gavs-ı sani hz (k.s)

Sofi anlatmaya devam ediyor:
- “Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerinin de üzerinde o çubuklu entariden var. Başında sarığı, bizim her zamanki gördüğümüz hali ile rüyada öyle görüyorum. Seyda Hazretleri de yanında duruyor. Seyda Hazretlerinin üzerinde ise hani paşaların süsleri vardır; sırmalı yakaları olur, aynen onun gibi, gömleğinin her tarafı, yakası omuzları işlemeli bir giysisi var. Üzerindeki işaretleri ise anlayamıyorum. Seyyid Abdülbâki Hazretlerinin de elbisesinin her tarafında o işaretlerden var. Bazı işaretler, Seyda Hazretlerinin sadece yakasında ve omuz başlarında bulunuyor. Seyyid Abdülbâki Hazretlerinin elbisesinde daha çok var… Herhalde dedim, bunlar onların irşadlarının çokluğuyla orantılı galiba,” dedim.

Tabii ki biz o gün bu kardeşimin anlattığı rüyayı anlayamadık. Şimdi daha iyi anlayabiliyoruz. Hamdolsun, Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri zamanında İstanbul’daki sofilerin sayısı parmakla sayabilecek kadar azdı. Seyda Hazretlerinin zamanına geçince sofiler artık sayılamaz oldu. Şimdi de daha da arttığına göre, rüyanın hikmeti daha iyi anlaşılıyor. Bu Allah Teâlâ’nın bir lutfu ve keremidir.

8-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s)

Kardeşler!
Biz evliyayı kelimenin tam anlamıyla tanıyamayız. Evliyayı ancak evliya olan bilir, tanır. Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri bize öyle anlatmıştı sohbetinde bir gün..

-”Bir kimse, günde en fazla yetmiş defa, en az yirmi beş defa Resûlullah Efendimiz’i (s.a.v) görüp de ondan aldığı emre göre hareket etmezse; o insan kimseyi irşad etmeye kalkışmasın. Mürşidlik yapmasın. Çıksın dağ başında eşkıyalık yapsın. O zaman müslümanlara daha az zarar vermiş olur!”

İşte mürşid-i kâmilin bu hale geldiğini de ancak kâmil olan bir mürşid bilebilir. Seyda Muhammed Râşid Hazretleri iyice yetişmemiş olsaydı ona Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri “halifelik” vermezdi.
Seyda Hazretlerine halifelik verdiği zaman, ağabeyi Seyda Muhammed Nurâni Hazretleri de tasavvuf ve irşad derslerini tamamlamış bulunuyordu. Seyda Muhammed Raşid Hazretleri halifelik aldığı gün biz Kasrik köyündeydik. Ziyarete gitmiştik. O hafta orada kaldık.

Gavs Hz,(k.s)i,Sultan Seyyid Muhammed Raşid hz.(k.s), Gavsı Sani hz.leri (k.s)

Gavs Hz,(k.s)i,Sultan Seyyid Muhammed Raşid hz.(k.s), Gavsı Sani hz.leri (k.s)

Seyda Hazretleri ise sâdât-ı kiram efendilerimizin yaz mevsiminde gittikleri Gadir köyünde bulunuyordu. Ona haber göndermişler. Kasrik’e geldi. Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri kendisine “irşad” için talimat verecekti.
Biz bunu sonradan öğrendik. Daha o zaman Seyda Hazretleri sakal bırakmamıştı. Ona halifelik emri geldi. Hatta bu sakal konusunda bizim aramızda özel bir hal de oldu; onu da anlatayım.
O zaman fırıncı vardı. Ben fırıncının yanında idim. Aklıma bir muziplik geldi; biliyorsunuz şeytan insanı boş bırakmıyor! Seyda Hazretlerine demek istiyorum ki, dedim fırıncıya,

-”Rüyamda senin sakal bıraktığını gördüm!”

Meğer rüya görmeden gördüm demek çok büyük günahmış! Tabii onu da sonradan öğrendim. Ama iş işten geçmişti. Seyda Hazretlerini görünce ona,

34-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg

-”Rüyamda senin sakal bıraktığını gördüm,” dedim. Mübarek ne desin?
-”Senin rüyan doğrudur, ben de bir rüya gördüm, dedi. Artık sakal bırakacağım!”

Diyemiyorum ki, benim rüyam yalan, yok öyle bir şey! Şaşırdım kaldım.
Neyse Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri, Seyda Hazretlerini odasına çağırmış. Seyyid Abdülbâki Hazretleri de o zaman Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerinin yanında duruyor.. Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri, Seyda Hazretlerinde bulunan bir kitabı istiyor: sâdât-ı kiram efendilerimizden Şeyh Fethullah Verkânisî Hazretlerinin Adab-ı Fethullah adlı eseri. Eser Arapça.

Bu eseri, kütüphanesinden Seyda Hazretlerine buldurdu. Seyda Hazretleri,

    -”Âdâb-ı Fethullah adlı eseri, Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerinin önüne koyduk,” diyor.
    Gavsımız onu önüne oturtmuş, talimat verecek; Seyda Hazretleri anlıyor ki, kendisine “halifelik” verilecektir:

    -”Kurban,” diyor. “Bu vazifeyi ağabeyime ver.” Seyda Hazretleri diyor ki:
    -”O zaman Gavs Hazretlerinin yüzünün rengi değişti, kızar gibi oldu ve,”
    -”Muhammed Râşid! Sen bu işe karışma, dedi. Bu iş, senin işin değil! Bu, bizim de elimizde değil. Biz kimseye kendi isteğimizle bir yetki vermiyoruz. Bize ne emredilirse, vazife kime verilirse, onu sahibine veriyoruz, dedi.

Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri bu şekilde söyleyince, Seyda Hazretleri bir şey diyemedi. Sonra da talimat aldı, “halife” oldu.

35-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg

Kardeşler!
Emir gelmeyince mübarekler kendiliğinden bir iş yapmıyor. Emir nereden geliyor? Yüksek yerden geliyor; Peygamber Efendimiz’den (s.a.v) geliyor.
Seyda Muhammed Râşid Hazretleri de aynı öyle yapıyordu. Seyda Hazretlerinin halifelerinden biri Van’daki Molla Ahmet Hazretleridir. Bizzat kendisinden işittim:
-”Seyda Hazretleri işaret almayınca hiç kimseye halifelik vermedi,” dedi. Bizimki de aynı öyle oldu, dedi.
Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri (k.s) “Bu kapıdan yedi tane gavs gelecek!” buyurdu. Hamd olsun üçünü gördük; Seyda Hazretleri de (k.s) aynı zamanda müceddid idi. Müceddid ne demek? Dini yenileyen, tasavvufa dair hususlarda içtihat sahibi zat demek.

Kardeşler!
İnsanları irşad etme görevi, tam manasıyla yetişmeden kimseye verilmiyor. Manen yetişmiş olan, ilimde ve irfanda kendini ispatlamış olana veriliyor.
Onun için kâmil bir mürşid “hadi sen de git irşada başla” diyemiyor; emir gelirse işte o zaman cümle âleme bu irşad menfaat oluyor. Emirle tayin olursa menfaat oluyor âleme, emirle tayin olmazsa, adı sönük kalıyor.
Onun için iyi bilmeliyiz ki sâdât-ı kiram efendilerimiz, gerçekte Rabbü’l-âlemin’in emriyle ve Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) muradıyla tayin edilmiş manevi sultanlardır, manevi memurlardır.
Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) ümmetine yardım etmek için, bu dini mübini onlar vesilesi ile insanlara tanıtıyor. İşte bunun için de kâmil mürşidlere gidenler kâr elde ediyor, hali ıslah oluyor. Başka söze ne gerek var. Şimdi Gavs-ı Bilvânisî Hazretlerinin, “Bu kapıdan yedi tane gavs gelecek!” bu sözünü biz işitince,

-”Artık bu kapıdan bu manevi nisbet gitmez,” dedik. İşte o günlerde…
Bir gün hatmedeyiz…
Ben de o gün pencerenin yakınına oturmuşum. Önümde de yeni tövbe etmiş biri var. Genç biri…
Cezbeye tutuldu:
- Gavs! Gavs! Gavs! Bağırıyordu.
O gün bu ilk defa oluyordu. Ben de,
- Acaba bu gavs hangisi, diye düşündüm.
Gavs-ı Bilvânisî Seyyid Abdülhakim Hazretleri mi yoksa Seyyid Abdülbâki Hazretleri mi diye. Çünkü o güne kadar biz “Gavs” denilince hep Seyyid Abdülhakim Hazretlerini biliyorduk. O gün hatmede iken yeni tövbe etmiş genç bu defa;

-”Gavs Abdülbâki! Gavs Abdülbâki! Gavs Abdülbâki” demeye başladı.

O an tereddütlerim gitti; o gence özel olarak “Gavs Abdülbâki” diye söylettiler de bu şüphemizden kurtulmuş olduk hamdolsun. Gavs-ı Bilvânisi Hazretleri zamanında cezbelenen sofiler çok olurdu; onun manevi silsiledeki bir sıfatı da “Sultânü’l-câzibîn (cezbe sahiplerinin sultanı)” idi.

Rabbim, bizi bu kapıdan, sâdât-ı kiramdan ayırmasın. Âmin.

Doktor Ahmet ÇAĞIL

Gavs-ı kasrevi (k.s)

”Bu Nakşibendi tarikatı kıyamete kadar devam edecek.Diğer tarikatlar ise zamanla özelliklerini kaybedip ruhlarından uzaklaşacaklar.Fakat Nakşibendi tarikatı ise ta Hazret-i Mehdi’ye kadar bozulmadan devam edecek ve Hazret-i Mehdi’ye intikal edecek.Mezheplerden Hanefi mezhebi,tarikatlardan da Nakşibendi tarikatı kıyamete kadar devam edecek” buyurmuşlardı.

İmam-ı Rabbani (k.s) ise

”Bu Tarikat-ı Nakşibendi’nin ateşi kıyamete kadar sönmeden devam ederek Hazret-i Mehdi’ye intikal edecektir.Hazret-i Mehdi asrın başında zuhur edecek,nakşibendi hulefası arasından ve seyyidlerden olacaktır” buyurmuştu.
Ona, ”öyle ise sen Mehdisin kurban ” diyenlere
”Hayır değilim.Gerçi ben de öyle zannetmiştim ama asrın başını geçtiğim için ben değilim” diye mukabelede bulunmuştu.

Seyyid Abdulhakim el Hüseyni k.s.a
SOHBETLER Kitabı sahife 282

ALLAH (C.C) eğer bir insandan razı olursa onun yarattıgı tüm varlıklarda o insandan razı olur.Gavs-ı Sânî (K.s) Hazretleri”

Allahın dinine aykırı zerre kadar günah işleyeceğime Allah Canımı Alsın.

GAVS-I AZAM ŞEYH SEYYİD ABDÜLBAKİ HAZRETLERİ ( KUDDİSE SIRRUHU )


Nasihatler.org,Gavsı Sani seyyid Abdulbaki Hz… ile 1-Nasihatler

Bir gün Gavs Seyyid Abdulbaki (K.S) Hz.lerine bir sofi geldi dediki;

Sultanım,Mahmud Efendi Hz.leri nasıl bi zattır cemaati nasıldır?

Gavsımız Buyurduki ; Onlar süt gibidir leke kabul etmezler az bi leke sütün görüntüsünü bozduğu için onlar kirliyi kabul etmezler…buyurmuştur…

Ondan bi süre sonra müridlerinden birisi Mahmud Efendi (K.S)Hz.lerine dediki,

Efendimiz, Menzideki Gavs Hz.leri nasıl bir zattır cemaati nasıldır?

Mahmud Efendi buyurduki; ONLAR ÖYLE BÜYÜK BİR UMMANKİ HER PİSLİĞİ TERTEMİZ EDER KİRLERİNDEN ARINDIRIR,PİSLİK NE KADAR BÜYÜK OLURSA OLSUN ONLARI BULANDIRAMAZ…ONLAR ONU TEMİZLER…buyurmuşlardır

11-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

” Biz Tuttuğumuz Eli Bırakmayız. Bırakacağımız Elide Tutmayız. ”

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

” Sadatlar gözünü ne sağa ne sola diktiler. Sadece Ellahu Teala’nın Celle Celaluhu’nun Rızasına diktiler. Sizde öyle yapın. ”

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Sadatlar Allahu Teala’nın Celle Celaluhu’nun Özel Dostlarıdır. Onların Bir Nazarı Dağları Yerinden Oynatır…

Seyyid Abdülbaki El-Üveysi El-Bilvanisi Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Allahu Teala Celle Celaluhu yolunda sadık olan menfaat görür.

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Adaplara titizlikle uyulmasını sağlayın. Sadatlar adapsızlığı kabul etmezler. ”

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Allahu Tealanın Dostları Görüldüğünde Allahu Tealayı Hatırlatan Kişilerdir…

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Fitne iki taraflıdır..Haklı olmakda fitnenin bir tarfıdır Siz iki tarafdan da olmayın..

Gavs-ı Azam Şeyh Seyyid Abdülbaki Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Başkan Emretmeyi Değil Hizmet Etmeyi Gerektirir…

Gavs-ı Azam Şeyh Seyyid Abdülbaki Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

“Bu Zamanda İnsanlar Çok Nazik Olmuş, En Ufak Bir Şeye Sinirleniyorlar, Çok Dikkatli Olun Kimseye Sert Davranmayın..! ”

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Abdulbaki_hazretleri_(ks)

Abdulbaki_hazretleri_(ks)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Yol Ellahu Teala’nın Celle Celaluhu’nun Yoludur. Bu Yol Peygamber Efendimiz S.a.v’in Yoludur. Bu Yol Sadat-ı Kiram Efendilerimizin Kuddise Sırruhu Yoludur…

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

” Adaplara titizlikle uyulmasını sağlayın, Sadatlar adapsızlığı kabul etmez. ”

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

” Haram lokma bir vücuttan içeri girdimmi öyle kolay kolay çıkmaz; et olur, kan olur kalbi tahriş eder, bozar. Vesvese olur, kalbin zikretmesin engel olur. Bunun için Sadat helal lokmaya çok önem vermişlerdir. Haramda bereket olmaz, helalde olur. ”

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

“Kalbin arzuları içten, nefsin arzuları dıştan gelir.”

GAVS-I AZAM ŞEYH SEYYİD ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ ( KUDDİSE SIRRUHU )

Okyanuslar Sadatların Nazarının Yanında Bir Zerredir.

Bir Kişinin Hidayetine Vesile Olmak Sizin 7 Ceddinize Yeter.

Seyyid Abdülbaki El-Hüseyni Hazretleri ( Kuddise Sırruhu )

Sadatların en büyük kerameti Sünnet-i Seniyyeyi hal olarak yaşar ve yayarlar.

GAVS-I AZAM ŞEYH SEYYİD ABDÜLBAKİ HAZRETLERİ ( KUDDİSE SIRRUHU )

Bu Tarik-i Nakşibendi çok büyüktür. Sırat-ı müstakimdir. En sadık yoldur. Bu yol H.z Ebu Bekir Sıddık r.a yoludur. Sadık olalım ki biz menfaat görelim

Gavs-i Sani hazretleri k.s.a

Gavs hz.lerine sormuşlar:

41-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg

-Menzil’de neden soğuk suyla adap yapıyoruz ?
Mübarek cevap vermiş:
Siz çiçeklerinizi sıcak suyla sular mısınız ? solmazlar mı?

Menzil de Gavs Hz. (k.s) camiye gidecegi sırada sakallı yaşlı bir sofi Gavs hazretlerine diyor ki; -
”Kurban biz lâyık değiliz.” Gavs Hz (k.s) tebessüm ediyor ve soruyor; -”Sen namaz kılıyor musun?” -”Evet” -”Oruç?” -”Evet” -”Allah’ı seviyor musun?” -”Evet” -”Resûlu seviyor musun?” -”Evet” -”Sadat-ı Kiramı?” -”Evet” -”Hatme var mı?” -”Var” -”Zikir?” -”Var” -”Rabıta?” -”Var” Mübarek buyuruyor -”Allah razı olsun İmam-i Rabbani mi olacaksın?”

iki şeye çok dikkat edeceksiniz;
- Ağzınıza giren LOKMAYA ve
- Ağzınızdan çıkan söze . . .
Gavs-ı Sani Hz.

111menzil

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Biz Ümmet-i Muhammed’in imanını kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz. İnsana en lazım olan şey imandır.En mühim olan husus imandır ve insanın en mühim meselesi de sekeratta imanla gidebilmesidir. İnsan imanla gittikten sonra ahirette işi kolaydır.Çünkü Cenab-ı Hakk’ın yüz merhameti vardır. Dünyaya bir rahmetini, ahirete doksan dokuzunu saklamıştır. Bu dünyadaki rahmetini tüm kullarına vermiştir. Mümin, fasık, kafir hatta onu inkar edene de vermiş ama doksan dokuz rahmetini mümin kullarına saklamıştır.
İnsan mümin olarak imanla göçerse orada işi kolaydır. Takva imanı korur ameli salih de onu kuvvetlendirir.
Sekerat zordur. Ölüm anında tülbent nasıl dikenler üzerinden alınmak istendiğinde nasıl onu gerer onu parçalarsa aynen öyle de ruh vücuttan çıkarken insana ızdırap verir acı çeker, sıkıntı duyar. Bu da yetmiyormuş gibi şeytan son nefeste o insana musallat olur. En sevdiğinin kılığında gelir. Vefat etmiş olan yakınlarından birinin suretiyle gelerek telkinde bulunur. Der ki;
-”Bak seni nasıl sevdiğimi biliyorsun .Ben senden önce gittim orada gördüm. Orada geçerli din yahudilik dinidir. Gel sen o dine geç perişan olma.” diyerek onu kandırmaya çalışır. İkna edemezse hıristiyanlığı teklif eder. Eğer yinede kandıramazsa elinde bir bardak su ile sekerattaki o acı çeken insana o suyu gösterir. O insan şeytandan “bana su ver” diye talep ettiğinde “veririm ama başınla bana bir secde et” diye onu imansız götürmeye çalışır.
Neuzibillah, bu sıkıntı ve şeytanın musallat olduğu esnada insan kalbinde iman hakikatleri ile ilgili bir nebze şüpheye düşse ,tereddüte düşse ,inkara düşse bu hal üzere ölürse imansız gider.Bütün hayatı boşa gider.
Bu tasavvuf, bu sadatı kiramın en büyük faydası son nefestedir. Sadatı kiramın ervahı Cenab-ı Hak’kın izniyle sekerat halindeki mevtanın başına gelir. Sadat’ın ervahı gelince şeytan orayı terkeder kaçar ve insan iman üzere ölür. Cenabı hakkın huzuruna varır. Kim o sadatın elini tutarsa ,sekiz şartı yaparsa ilahi noterde bu zatlara vekalet vermiş oluyor. İlahi noterde o sadata vekaletname veriyor .Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karşı yardım vekaletnamasi, kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesi, mahşerde şefaat vekaletnemesi, sırattan geçerken yardım vekaletnamesi…
O vekaletnameyle o zat gelir şeytan kaçar. Melekler “neden geldin” dediğinde de Allah(c.c);
-”Onun vekaleti var ,ben kabul ettim ona karışmayın” der.
O şekilde gerek son nefeste,gerek kabirde, gerek mahşerde, gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler. Ümmet-i Muhammed’e yardım ederler.
-”Bunlar bir sürüdür. Bu sürünün sahibi Peygamberimiz dir. Biz de acizane bu sürünün çobanıyız. Biz de hiçbirinin zayi olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Yorulursak sırtımızda taşırız, o hasta olursa ilaç verir iyileştiririz. İlla ölecekse mundar gitmesin diye keseriz. Çok şükür bu posta oturduğumuzdan beri kimseyi kurda kaptırmadık. İmansız göndermedik.”
Gavs-ı Sani Hazretleri (k.s)Sohbeti

“Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri (kuddise sırruhû) bir gün sohbetinde,

” Sâdât-ı kirama sofi olan en alt seviyedeki bir müridin makamı, daha ilk tövbesinde kabir keşfinden başlar. ” buyurdu.

” Ne var ki sâdâtlar, müridin kalbine manevi bir perde çeker ve onu göstermezler. Çünkü insan ne kazandığını görse, ‘ Bu mal bana kıyamete kadar yeter. ‘ diye düşünüp bir daha bu kapıya hiç kimse gelmez. ” buyurdu.”

işin içinde tövbe var …

Gavs-ı Sânî hazretlerinin [kuddise sırruhû], rahatsızlığı iyice artınca, muayene olmak için doktora gitmişti. Mübareği muayene eden doktor, “Efendim, istirahat etmelisiniz. Yoksa rahatsızlığınız müzminleşebilir” ikazında bulununca Gavs-ı Sânî hazretlerinin [kuddise sırruhû] yanında bulunanlardan biri, “Sâdâtı kaçıralım, yoksa istirahat etmiyor” dedi !!!

Gavs-ı Sânî hazretleri [kuddise sırruhû], tebessüm ederek, “Nereye kaçacaksın? İşin içinde tövbe var. İnsanlar İstanbul’dan, Ankara’dan, yurdun dört bir yanından geliyorlar …” deyince, orada bulunanlar, “Efendim, ziyaretçileriniz tekrar gelirler. Siz bizim için çok önemlisiniz. İstirahat etmelisiniz” dediklerinde ümmet-i Muhammed’e hizmet yolunda her şeyini feda eden Gavs-ı Sânî hazretleri [kuddise sırruhû], “O zaman Resûlullah’ın yüzüne bakamam, işin içinde tövbe var …” diyerek, ümmetine sevgisi, rahmet pınarları gibi coşan bir Peygamber’in varisi olduğunu göstermişti.

Denize Varan İzler / Hâcegan Yayınları !!!…

Sofiler Hatmede rahat olmasınlar.

“Sofiler Hatmede rahat olmasınlar. Hasta olanlar dahi olabildiğince ayaklarını toplasınlar. Çünkü bu meclise ResûlAllah sav. geliyor”

Gavs Sani Seyyid Abdulbaki (k.s.a.)

ღSûfi ღ

Gavs-ı Sânî (k.s) Seyyid Abdulbaki Hazretleri’nin Çok Müjdeli Sohbeti

” ALLah’u Teâlâ, Sâdâtlara çok güç vermiş, çok
kuvvet vermiş. Bir insan, Sâdât’ın elinden
tuttuktan, tövbe aldıktan sonra, o insan ölmeden
önce 40 gün kala bu insanı Sâdâtlar teslim alır.
Bu 40 gün içerisinde bütün günahlardan o insanı
korur ve imanlı gitmesi için gereken bütün
muamelelerini yapar.
Bu insanı imanlı şekilde Allah Teâlâ’nın huzuruna
teslim ettikten sonra, bu insanı tertemiz şekilde
Resûlullâh’a (s.a.v) teslim eder. Resûlullâh’ın
(s.a.v) da yapması gereken muameleler vardır.
Resûlullâh (s.a.v) da o muameleleri yapar ve Allah
Teâlâ’ya teslim eder. ”

ღSûfi ღ

Resulullah her daim bizimle beraberdir

Dervişlerden biri Gavs hz. lerinin huzurunda düşünüyor;

Gavs Seyyid Abdul Hakim Hüseyni Hz. leri hergün Resulullahh ile
25 kerre görüştüklerine işaret buyurmuşlardı.

Seyyid Muhammed Raşid Hüseyni Hz. leri de hergün Resulullahh ile 75
kez görüştüklerine işaret buyurmuşlardı.

Acaba Gavs-ı Sani Hz. leri kaç kez görüşüyor ki diye taaccüble düşünüyorlardı.

Derviş o hal üzere iken Gavs-ı Sani hz leri tebessümle dervişe dönerek “Resulullah her daim bizimle beraberdir” buyurdular.

MÜFTÜNÜN TÖVBE EDİŞİ…

 

MÜFTÜNÜN TÖVBE EDİŞİ…
Birgün bi tane müftü menzile gelir gavs-ı saniHz’lerine(k.s) birkaç soru sormak ister,neyse gavsımızın huzuruna çıkartılır
gavsımız der sen bana sormadan önce benim sana bir sorum olacak der, müftü peki sorun der
gavsımız:misvak nedir faydaları nelerdir der
müftü:misvakı anlatmaya başlar misvakın her türlü faydasını dört dörtlük anlatır
gavsımız:peki der misvağını ver bakalım der
müftü:ben misvak kullanmam, yanımdada misvak yok der
gavsımız:hemen ordan bir tane sofiyi çağırır, kurban der misvağını verirmisin
sofi çıkarır misvakı verir
gavsımız sofiye sorar:sofi misvak nedir faydaları nelerdir der
sofi:kurban ben misvak nedir faydası nelerdir bilmem RESULULLAH KULLANMIŞ, SİZ KULANIYORSUNUZ BENDE ONUN İÇİN KULLANIYORUM DER
gavsımız müftüye döner ve şöyle buyurur: sen bildiğin halde amel etmiyorsun ama bak bizim sofilerimiz bilmedikleri halde amel ediyorlar
bu olayı gören müftü hemen

gavs-ı saniHz’lerinin(k.s)

 elinden tutup tövbe alır

46-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg

öyle gelsek kapidan gelmeyiz…

Gavsi Sani hazretleri (k.s) Istanbulda hastahanedeymis.Emseyde tedavi icin bulunuyormus.
Orada üst katta tedavi gören bir hasta sofi varmis.durumu cok agirmis
Gavsimiza haber salmis,demiski ;Gavsimiza arzedin lütfen bize dua buyursun.
Dua istemis.
Gavs Hazretlerine demislerki ;efendim burada bu hastahanede tedavi görenbir sofi var
Siz`den dua talep ediyor
Mübarek buyurmus; bu hastahanede mi? evet demisler
Ee demis Mübarek,kalkin Biz onu ziyarete gidelim.
Gavs Sani Hazretleri o sofinin ziyaretine gidiyor.
Sofi,odanin kapisi acilipta Gavsimizi kapida görünce baslamis
kelime-i sehadet getirmeye.
Zannetmis ki ;ölecegim Gavs geldi imanimi kurtarmaya.
Gavs Hazretleri öyle gülmüs öyle gülmüs ki;
-yok yok sofi Biz o maksatla gelmedik.öyle gelsek kapidan gelmeyiz buyurmus

sufiyi kandiran haller

Hazreti Gavs-ı Sânî [kuddise sırruhû] buyurdular ki:

“Sofilerin maneviyat zannettiği hallerin yüzde doksanı şeytandan gelir; çünkü onlar, kâmil bir velî olmadıklarından işin hakikatini göremezler!”

Semerkand Yayınları | Tasavvuf ve Tövbe / s. 157

ღSûfi ღ

Bu kapıda, aileden biri olsun, sofi olsun, niyeti Allah rızası olup sadatların yoluna, adap ve işaretlerine samimi olarak uyan kimse zarar etmez, hayırdan mahrum olmaz, ayağı kaymaz, üzülmez, kendi başına terkedilmez. Ama kim, nefsiyle hareket eder, sadatların muradının tersine giderse, kendisine göre “iyi niyetliyim, yaptığımı hayır için yapıyorum” dese de onun işi hayra çıkmaz, karı zararını kurtarmaz. O kimse Allah katında kendini savunacak bir delil de bulamaz.

Gavs-i Sani Seyyid Abdulbaki k.s

ღSûfi ღ

vird..

Sofilere söyleyen bugün elimizden tutanı ahiretde bırakmıcaz sözümüz sözdür.Ama işinizi yapın fitneye karışmayın.Adam olun virdinizi çekin hatmenizi rabıtanızı yapın
GAVSİ SANİ Hz. (k.s.a)

Virdini çeken sofi istediği kadar maddi manevi batsada iğne deliğinede girse Saadatlar onu bırakmaz tutar çeker.

GAVSİ SANİ hz.(ksa)

“Zikrinizi İhmal Etmeyin.!” Gavs-ı Sani Hz. (k.s)

“Zikre Devam Ediniz, Virde Önem Veriniz.! Çümkü Kalbin Tek İlacı Zikirdir. Kur’an Okumak, Salâvat Çekmek, Sevaptır; Fakat Bunlar Kalbe İlaç Olmaz, Nefsin Çirkin Sıfatlarını Değiştirmez. Nefsi Ancak ZİKİR Terbiye Eder..!”

Gavs-ı Sani Hz. (k.s)

“Bir İnsan Günah İşlerse, Bu İnsan Ne Kadar ZİKİR Yaparsa Yapsın Faydası Yoktur.!” Gavs-ı Sani Hz. (k.s)

Her fırsatta kalbinizi zorlayın. Yatarken, otururken, kahvaltıyı beklerken, dilinizi damağınıza yapıştırın, (ders olarak çektiğiniz virdin haricinde) sayı tutmadan ve dilinizi oynatmadan “Allah” deyin.Kalbinize Allah dedirtmeye çalışın. Bir müddet sonra kalp zikre geçer. Fakat biz zikrin çokluğunda değiliz. Biz zikrin huşu ve hudusundayız. Zikir huşu ve huduyla çekilmez, gafletle çekilirse nefse bir şey olmaz.
Gavs-ı Sani Hazretleri (K.S)

Zikirsiz sofi olmuyor, zikir çekmeyen sofiden hiçbir şey olmuyor.. Ne yapın ne edin virdinizi çekin. Gavs-ı Sânî Hazretleri (k.s)

” Vird tedavi etmelidir. Eğer mürid, virdini tamamladıktan sonra ;

”Ben bu günahkar halimle Allah’ı zikretmeye ehil değilim. Eğer kurban sen himmet etmezsen bu zikir Allah katında makbul bir zikir olmaz. ” diye düşünürse işte bu acizlik hâli, Allah Teala’nın çok daha hoşuna gider. Bu, şaka değil, oyun değil, belki de müridin Allah katında en makbul amelidir. ”

 Hazreti Gavs-ı Sâni Seyyid Abdulbaki  [kuddise sırruhû]

Çok çalışalım,çok gayret edelim,çok hizmet edelim,zikrimizi çekelim bırakmıyalım.Zikir kalbin gıdasıdır.Bir kişi hasta olduğunda doktora gider,film çekilir,röntgen çekikir,tahlil yapılır ve doktor ona hastalığı için ilaç yazar.Bu kişinin hastalığından kurtulup iyileşmesi için doktorun verdiği ilaçları kullanması gerekir.Eğer kişi ilaçları kullanmazsa veya biraz kullanır biraz bırakırsa o zaman fayda göremez ve hastalığından kurtulamaz.İşte Vird böyledir.Vird’i bırakmadan hergün çekelim.Hergün çekelim noksan çekmiyelim,tam çekelim ve gafletde çekmiyelim.Çünki gafletle zikir çektiğinde kalp o zikirden gıdasını ve feyzini alamıyor.Eğer kişi zikir ederken masiva aklına geliyorsa gaflete düşüyor demektir.Allahu Teala dan başka herşey gaflettir.Bunun için zikrimizi gafletsiz çekelim,hiç aksatmadan çekelim,noksansız çekelim..Vakıfta sofilere söyleyin Hatmenin adabına çok dikkat etsinler.Hatmeye Resulullah (a.s.v) efendimiz ve saadatlar geliyorlar,o yüzden hatmede rahat ve geniş oturmayın.Siz Onları görmüyorsunuz ama Onlar sizi görüyorlar..
Gavsi Sani Hz. (k.s.a)

Nakşibendi Tarikatı

GAVSİ SANİ HZ (k.s.a) Sohbet-2010
Şimdi Bu Tariki Ala Peygamber a.s.v ‘dan Ebabekir’i Sıddıka geçmiş.Bu Tarika Nakşibendi Tarikatıdır.Nakşibendi demek nakış demektir.Kalbinden Lafzı Allah nakş etmek demektir,nakşibendi odur başka şeysi yoktur.Bu Ebabekri Sıddık (r.a) en büyük sahabelerden birisidir yani Peygamber sav’den sonra Ebabekri sıddık gelir.Eba bekri sıddık da o makam kazandığı için sıddıklık kazanmış ibadetden değil.İbadetle olanlarsa sahabe kiram çok yüksek sahabeler vardır,ondan daha fazla ibadeti olanlar vardır.Ama onun gibi Kazanmamışlar.Peygamber sav Allahu Tealadan istiyordu Hz.Ali Eba bekri sıddıkın yerine geçsin,Allahu Teala Kabul etmedi onu seçti.Çokda Peygamber sav’me sadık olduğu dolayısıyla o makama ulaştı.İşte İnsanda bu Tariki Ala’ya sadık olursa kazanır.Vala bu dini islamı ahlaki hasene’dir.Halim Sadık Mazlum Olmak Lazım.Mazlum insanı Tarihleri bi Bakında tam İlk İnsan Baba Adem şimdiye kadar Peygamber sav’e kadar hepsi mazlum idi Hepsi Onlara zulm yapmıştı.Allahu Teala zalimleri sevmez mazlumları sever.

Nakşibendi olmak demek …

Birlik Beraberlik içinde olun, kardeş olun. Birlik Beraberlikte kardeşliğinizi muhafaza etmeye çalışın.En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir.En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir.Şeriata çok dikkat edeceksiniz, edebe, adaba aykırı hareket etmeyeceksiniz.İnsanın fayda görebilmesi için Nakşibendi adabına göre hareket etmelidir.insanda Muhalefet olmadıktan sonra ve Nakşibendi olduktan sonra nisbet devam eder, kesilmez.

Okunan her Fatiha her Hatmenin sevabına oda ortak olur,yeterki o kişi Nakşibendi olmaya Çalışsın. Her fatiha okunduğunda, vird’te, hatmede,sadatı kiramın ervahıda orada hazır olur, hediye karşılıksız bırakılmaz .Sevgisiz kalmaz bu durumda insan, Saadatı kiramın tarafındanda tanınmış olur.onlar insanı tanıyınca dar zamanlarında yardımına yetişir.İnsan yüzünü Hakk’a döndürmeli. Kulun tek hedefi ALLAH rızası olmalı.

Kalbi tedavi etmek

“Kalbi tedavi ederken günah işlememek lazımdır. İnsanın elinin üzerinde bir yara olsa, yaraya merhem sürse, arkasından bir bıçakla tekrar yaralarsa yara iyileşmez. O bakımdan insan kalbini zikirle tedavi ederken bir yandan da Allah’ın (c.c) emir ve yasaklarına dikkat etmelidir.”

Gavs-ı Sânî (k.s)

04-menzil

Nefs.

Nefsi Ancak Zikir Terbiye eder..
Gavs-i Sani (ks)
Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur’an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.
Gavs-i Sani (ks)

KABL-İ İNSANİ

KABL-İ İNSANİ NEREDE?

” Kalp iki kısımdır: Kalb-i hayvani ve Kalb-i insani. Kalb-i hayvani bir et parçasıdır, bu hayvanlarda da bulunur. Kalb-i insani ise, o et parçasının içinde bir nurdur. Günahlardan dolayı o nur, Arş-ı A’la’da dokuz bin yıllık mesafedeki bir ağaca yapışır. Ancak kalp zikrullahla temizlendikten sonra yerine döner. “

KALBE NASIL ‘ALLAH (c.c)’ DEDİRTTİRİLİR?

” Yeni dillenen çocuğa nasıl mama, baba demeyi öğretiyorsan, kalbe de “Allah Allah” demeyi öğretmen gerekir. Onun ağzının olduğunu düşüneceksin ve Allah dediğini düşüneceksin, Allah demeye zorlayacaksın. Çok değil üç ay, beş ay sonra kalbin Allah demeye başlayacaktır. Gayret etmek lazım. “

 

” Kalp bir çocuk gibidir, kalbe ne öğretirsen o da onu söyler. “

gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

” Kalbinize Allah dedirtmeye çalışın. Bir müddet sonra kalp zikre geçer. Fakat biz zikrin çokluğunda değiliz. Biz zikrin huşu ve hudusundayız. “

Gavs-ı Sani k.s

naksibendi beyazdir leke kabul etmez

Size gelenlerin anlattıklarına karşı tarafı dinlemeden hüküm vermeyin.Dinleyin kızmayın üstünlük taslamayın.Her iki tarafı dinleyin öyle karar verin.
Sabırlı mantıklı olun hepberaber istişare yaparak karar verin…
Yaptığınızı rızası için sevdiğiniz zat’ın hatırı için yapın.
Nakşibendi beyazdır leke kabul etmez

(Gavs-ı Sani Hz.leri)

Sofiler, su iki şeyden dolayı makam alamiyorlar.

Gavs-ı Sani Hazretleri (k.s) buyuruyor:
Sofilerin Muhabbeti hoş ancak İki şeyden dolayı makam alamıyorlar.

1. Abdestlerini Gafletle alıyorlar. Sofi abdestini huşu içerisinde alması lazım.
Taharetine dikkat etmesi lazımdır.
2.Sofilerin yedikleri yemeklerine dikkat etmeleri lazım.
Niyeti Allah için, Hizmet etmek için yemek olursa; yemek de ibadet olur.

Devamında şöyle buyurdu:
Sofilerde iki de hastalık mevcuttur.
1-Benlik Hastalığı, Bununda ilacı Mürşid rabıtasıdır.
2-Tu-li Emel (uzun yaşama arzusu)bunun İlacı ise ölüm rabıtasıdır.
Bunu anlatırken Hz.Gavsımız eliyle işaret edip bitti hayat buyuruyor…

ღSûfi ღ

Gavs-ı Sani Hz….Son Nefeste İmanla Ölme Hakkındaki Sözleri ..

 

Biz Ümmeti Muhammedin imanını kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz. İnsana enlazım olan şey imandır.En mühhim olan husus imandır.Ve insanın en mühim meseleside sekeratta imanla gidebilmesidir.İnsan imanla gittikten sonra ahirette işi kolaydır.Çünkü cenabı hakkın yüz merhameti vardır.

 

KABİRDE YALNIZ BIRAKMIYORLAR

MENZİLDE GAVSIMIZDAN TÖVBE ALDIKTAN SONRA CAMİNİN ÜST KATINA ÇIKTIK. VE ORADA BİR GÖREVLİ ABİMİZ BİZE SEKİZ ŞART ADABINI ANLATMADAN ÖNCE HEPİMİZE BİR SOHBET YAPTI…  BABA OĞUL İKİ SOFİ VARMIŞ. ÖNCE BABA VEFAT ETMİŞ. VE BİR KAÇ GÜN SONRA OĞLU BABASINIRÜYADA GÖRMÜŞ. OĞLU SORMUŞ; BABA NASILSIN? KABİRDE HALİN NEDİR? DİYE…   BABA CEVAP VERMİŞ; OĞLUM BENİ SİZ KABRE KOYDUNUZ VE ÜZERİME KABİR TAHTALARINI KOYMAYA BAŞLADINIZ SON KABİR TAHTASINI KOYDUĞUNUZ ZAMAN GÖKTEN YILDIRIM GİBİ MÜNKER VE NEKİR MELEKLERİ GELDİ, VE BANA SORDULAR RABBİN KİM? BEN DAHA CEVAP VEREMEDEN KABRİN İÇİNDE BİR FIRTINA KOPTU BÜYÜK BİR RÜZGAR ESTİ HERYER TOZ TOPRAK OLDU BEN O SIRADA HİÇ BİRŞEY GÖREMEDİM ORTALIK BİRAZ BERRAKLAŞINCA GÖZ GÖZÜ GÖRMEYE BAŞLAYINCA BAKTIM Kİ GAVS-I SANİ HZ. YANIMDA ..MÜNKER VE NEKİRE DAHA ONLAR DİĞER SORULARI SORMADAN GAVSIMIZ HEPSİNİ KENDİ CEVAPLADI. RABBİ ALLAH’TIR.. PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMED MUSTAFA’DIR (S.A.V.) KİTABI KURAN-I AZİMÜŞANDIR SORULARIN HEPSİNİZ CEVAPLADI OĞLUM BURDA ÇOK İYİYİM ÇOK RAHATIM BEN ONLARIN BÜYÜKLÜĞÜNÜ DÜNYADA BİLEMEDİM ANLAYAMADIM HİÇ OLMAZSA SEN ONLARI ANLAMAYA ÇALIŞANLARDAN OL…   DİYE OĞLUNA NASİHATTA BULUNMUŞ KURBANLARIM. İNŞALLAH HEPİMİZ SADATLARI ANLAMA DERDİYLE DERTLENEN VE SONUNDA ANLAYANLARDAN OLURUZ…  

Bende bir Şeyhim ama …

Adamın birisi menzilde sürekli Gavs-ı Sani Hz. ni takip edermiş.Tabi bu sofilerin gözünden kaçmazmış ama kimse müdahale etmiyormuş. Adamın bu takibi 3 gün sürmüş. Sonunda bu adam üçüncü günün akşamı akşam namazından sonra ağlayarak, pişman bir halde Gavs-ı Sani Hz. nin eline yapışmış tevbesini almış. Bunu gören sofiler tabi çok şaşırmışlar. Velhasıl Gavs-ı Sani Hz. gittikten sonra sofiler ne olduğunu merak edip neden bir takip içerisine girdiğini, neden sonra ağlayıp pişman olduğunu adama sormuşlar. Adam da anlatmaya başlamış:   “Ben de bu Gavs-ı Sani Hz. gibi bir şeyhim. Benimde sofilerim var. Bende nazar ederim. Kısacası bende bir şeyhtim. Ama ben birşeyi merak ettim. Gavs-ı Sani Hz. de benim gibi bir şeyhken nasıl oluyorda bu kadar sofi nüfüsuna ulaşıyor, nasıl oluyorda sofiler otobüslerle akın akın geliyor. Bu adam bir büyü mü yapıyor ne yapıyor diye merak ettmiştim. Ama takiplerim sonucunda hiç bişeye ulaşamadım. En sonunda, namaz sonunda dua ederken Yüce Rabbimden bana Gavs-ı Sani Hz. nin ettiği duayı duyurmasını istedim. Allah(c.c) bana bunu lütfetti. Ve Gavs-ı Sani Hz. duasında şöyle diyordu:

-Yarabbi! Sen benim şu arkamdaki cemaatimin günahlarını affetmezsen ben bu ellerimi yüzüme sürmem.  Ve her seferinde de mübarek ellerini yüzüne sürüyordu.
Ben de bu olaydan sonra Gavs-ı Sani Hz. nin ne kadar büyük bir şeyh olduğunu anladım ve tevbe ettim”

GAVSİ SANİ (k.s.a) Hazretlerinin Ruyasi :

Halife Hazretleri Buyuruyor ki; Bu mal bu kapıya çok zor geldi. Gavs Hazretleri, bir sohbetinde, “Bu manevi malı aldık, inşallah kıyamete kadar bu ocakta bu irşad devam edecek, onu kıyamete kadar bırakmayacağız” buyurmuş. Bunu Babam nakletti. Babam (Gavs-ı Sani Hazretleri) şöyle anlattı. “Ben bu göreve gelince, bir rüya gördüm. Rüyamda, başımın üzerinde bir taht yapılıyordu. Tahtı yapanlara, Bunu kim için yapıyorsunuz? diye sordum. Hz. Resulullah (s.a.v) için yapıyoruz, o gelip oturacak dediler. Ben, Ne kadar oturacak? diye sordum. Bana, Bu kapıda sünnet-i seniyyeye uyulduğu sürece, Hz. Peygamber orada oturacak denildi. Biz de bütün gücümüzle sünnet-i seniyyeye uyarak Resulullah Efendimiz (s.a.v) devamlı başımız üstünde oturmasına çalışacağız inşallah.”

Yazın üzüm kışın da zeytin ye

Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin babası Gavs Abdulhakim Hz.leri zamanında bir sofi ziyaretine gelir. Kaldığı süre içinde Gavs Hz.lerinin gönlüne girip nazarına nail olur. Gavs Hz.leri sofiye öyle bir nazar eder ki, rahmetden bulutların üstünde yürür gibidir. Köyden ayrılma vakti geldiğinde Gavs Hz.leri sofiyi yanına çağırıp;

-”Sofi, yediğine dikkat et, ALLAH’ın rahmetini zayi etme. Yazın üzüm kışın da zeytin ye, her ikisinde de zulüm bulunmaz” buyurur.

Sofi, Sadat’ın talimatını aldıktan sonra ziyaret edip yola çıkar. Mevsim yazdır, yol yürümekle bitecek gibi değildir. Sofinin karnı acıkır, birşeyler yemek ister akabinde aklına Gavs Hz.lerinin sohbeti gelir “Yazın üzüm kışın zeytin..” Hemen yakınlardaki bir manava girip bir kilo üzüm alır yanındaki fırından da dumanı tüten bir somun ekmek alıp bir gölgeye çökerek üzüm ile ekmeği afiyetle yer. Yemesine yer de, o zamana kadar ayakları bulutların üzerindeyken birden yerin dibine girmiştir. Ne olmuştu da Gavs Hz.lerinin nazarı ile gelen rahmet yok olmuştu..? Oysa emredildiği gibi üzüm yemiş ve zulmete bulaşmamıştı..

Bu durum sofinin gücüne gider ve Menzil’e geri döner. Camiden içeri giren sofi bakar ki Gavs Abdulhakim Hz.leri oradakilere sohbet etmektedir. Hemen sohbete kulak kabartır. Gavs Hz.leri diğer sofilere şu sohbeti etmektedir;

-”Biz sofiyi göndermeden önce dedik ki; yazın üzümde kışın zeytinde zulüm olmaz sen bunları ye. Biz ekmekte zulüm olmaz demedik ki. Sofinin ekmek aldığı fırındaki hamur ustası helaya girip hacetini ettikten sonra, ellerini yıkamadan hamura sokarak bütün zulümü hamura yüklemiştir. Sofi ekmeği yiyince zulüm ona geçti ve rahmet ondan uzaklaştı. Sofi anlamadı ama işin aslı budur..”

Bir köşede kendisinin anlatıldığı bu sohbeti dinleyen sofi, gereken dersi almış ama iş işten geçmiştir.

Günümüzde hangi yemekte zulüm var bilinmez, bunun için yapılması gereken yemeğe başlamadan evvel 1 Fatiha ile 3 İhlas suresini okuyup Peygamber Efendimizin A-li ve Ashabının, Sadat-ı Nakşibendinin ruhlarına Gavs-ı Sani Hz.lerinin ruhaniyetine hediye etmektir. Eğer yenilecek olan yemekte bir zulmet varsa bu duaların hatırına ALLAH-u Teala zulmeti kaldırır.

AKŞAM 8 ŞART YAPTILAR SABAH EVLİYA OLDULAR…

Menzile,birgün kalp gözü açık bir evliya gelir..

camiide sofileri hayvan şeklinde görür ve…

ya gavsım bu hayvanlar da kim der

Gavs hazretleri de ,

yarın sabah gel sana kim olduklarını söyleyeyim der..

gece gavs hazretleri sofilere tövbe verir.

sofiler 8 şartı yaparlar ve yatarlar

sabah namazı için sofiler camiiye gelirler,kalp gözü açık evliya da camiiye gelir bi bakar şaşırır ya gavsım bu evliyalar da kim der…

Gavs hazretleri de ona,akşam gördüğün hayvanlar bunlar der

SULTANIM SİZE HERKEZ MÜRİD OLABİLİR Mİ?

GAVS Hazretleri(k.s) yanındaki sofiye bir gün şöyle demiş:

Bana istediğini sor, bugün senin sorularına cevap vereceğim. Adam da sormuş durmuş. Sorularından bir tanesi de,

Kurban, size herkes gelip mürid olabilir mi??

demiş.

GAVSHazretleri(k.s) cevap vermiş:

Hayır, herkes bize mürid olamaz. Üç kimse vardır, sadece onlar bizim müridimiz olur.

Birinin ceddinde bir şehit vardır.ALLAH cc. o şehidin hatrına neslini bağışlamak ister, bize gönderir.

Birinin ceddinde evliya vardır, o evliya nesline dua etmiştir, Allah cc. o duadan sebep onu bize gönderir.

Ya da kişinin Allah cc.hoşuna giden ahlakı vardır. Cömerttir, ikram sahibidir. (c.c) bu güzel huyundan dolayı onu affetmek ister ve bize gönderir

GAVSİ SANİ (KS) DOST VE ARKADAŞ HAKKINDAKİ SÖZLERİ

05-menzil

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

— Dostlarınızı iyi seçin

—Veli ile oturan veli olur.

— Katil ile oturan katil olur.

—Hırsızla Oturan zamanla hırsız olabilir

—Gavs Hz. leri buyurdu ki : “iki gün hırsızla gezersen üçüncü gün sen de hırsız olursun.” Bunun için Rasulullah(a.s) : ” Kisi arkadaşının dini ( halve gidisati) üzeredir.” buyurmuştur.(EBU DAVUD)

— İtikadı bozuk insanlardan uzak durmakta yarar var.

—Hiç bir şekilde kötülerle bulunmayın çünkü zamanla ondaki kötü ahlak sanada siyaret eder.

GAVSİ SANİ k.s

Bizim hazinelerimizin kapisini calan olmadi …

Seyda (k.s) da, “Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı.” diyor.

Gavs-i Sani(k.s) da, “Biz, buraya gelene çuvalla un vermek isteriz. Gelen de, avuçla kaşıkla alıyor. Onu da daha buradan çıkmadan döküyor.

Ya yola döküyor, ya dışarı çıkıyor döküyor. Biz ne yapalım.

Buraya öyle sofiler geliyor, kuru meşe odunu gibi, düz dikiyor tutmuyor. Ters dikiyor, yine tutmuyor, biz ne yapalım.

Müridlere biz olduk mürid. Müridler bize hizmet etmiyor. Biz müridlere hizmet ediyoruz. Fakat kalpler ve niyetler güzelleşirse, elbet ‘ın muamelesi O’na göredir” diyor.

Peygamberimiz (S.A.V.), “Siz kalplerinizi ve niyetlerinizi değiştirmediğiniz müddetçe ‘ın size olan muamelesi değişmez” buyuruyor. Ve yine, “Ameller niyetlere göredir” hadisi şerifini beyan eder.

Bizim evimize yemin ederim haram para girmedi..

-Gavs Hz. yemin etti, bizim evimize haram girmemiş, Seyda Hz. de bizim evimize haram girmemiş dedi, biz de diyoruz ki, bizim evimize haram girmemiştir. Sizler de bizim işimizde çalışıyorsunuz, dikkat edin. Bu mala haram karıştırmayın. Dikkat etmezseniz siz vebaldesiniz. Helal kazanmak başlı başına bir ibadettir.

Biz bu dergiyi (Semerkand yayınlarını) dini İslam için, insanların eğitimi için, hem de tekkenin ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarıyoruz. Sofiler geliyor çorba lazım, ekmek lazım, yatak lazım, bunlar için para lazım. Parasız olmuyor, dünya için de çalışmak gerek, hizmetin devamı içinde paraya ihtiyaç vardır, bunun gibi dünya için çalışmak ameli salihtir.

Yoksa bize para lazım değil. Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir.

Gavs-ıSani hz.lerinin (k.s) Rabita hakkinda sohbeti..

Muhammed Raşid Hazretlerinin (k.s) sağlığında

kardeşi ve halifesi Abdülbaki Hazretlerine soruluyor:

- Seyidim, kitaplarda rabıtanın çeşit çeşit tarifleri yapılmış,

siz nasıl yapıyorsunuz?

Abdülbaki Hz. şöyle buyuruyor:

- Rabıta akşam namazından sonra yapılır.

15 dakikadan az olmaz, bir buçuk saate kadar uzayabilir.

Rabıta yapacak olan yüzünü kıbleye döner ,

otururken sağ ayağını sol ayağının altından çıkarır,

gözlerini yumar, 25 Estağfirullah çeker.

Estağfirullahlar ile günün ağırlıkları ve dünya didişmelerinden kirlenen kalbi temizlemeye başlar.

Daha sonra Sultanımızı azim, nurani ve latif makamda düşünür.

Mesela bir kürsüde durduğu yerin başından arş-ı ala’ya uzanan nurani bir sütun tasavvur eder.

Allah’ın rahmeti Sultanımızın başına nurani bir sütunla iner ve birleşir.

Mürid o nurani sütundan nurani bir ziyanın kılıç gibi kendi kalbine aktığını düşünür.

Kalpteki günahların mermere damlayan asit gibi

kalpte yara açtığını düşünerek bu nurun o yaralara merhem olup kalbi cilaladığına inanır.

Cilalaya cilalaya bir hafta rabıtanın içinde kaybolursa,

rabıtası yoğunluk kazanır ve o insan istikamet sahibi olur.

Tarikattan çıkmak istese de artık çıkamaz.

- Ya Seyidim, bir insanın rabıta zamanında bir işi olsa

bu rabıtayı sonra kaza mı edecek?

Şöyle cevap verdiler:

- Bizi birisi çağırırsa 25 Estağfirullah çekip gözümüzü açarız.

Giderken gözler açık olduğu halde rabıta devam eder.

Mecbur olmadıkça konuşmayız.

Elimiz işte olsa bile, gönlümüz rabıtada olur.

 

Dünyaya bir rahmetini,ahirete doksan dokuzunu saklamış.Bu dünyadaki rahmetini tüm kullarına varmiş mümin fasık kafir hatta onu inkar edenede ,ama doksan dokuz rahmetini mümin kullarına saklamıştır.İnsan mümin olarak imanla göçerse orada işi kolaydır.Takva İmanı korur ameli salihde onu kuvvetlendirir.Sekerat zordur.Ölüm anı tülbent nasıl dikenler üzerinden alınmak istendiğinde nasıl ona gerer ona onu defome eder aynen öylede ruh vicuttan çıkarken insan ızdırap eder acı çeker sıkıntı duyar.Buda yetmiyormış gibi şeytan son nefeste ona insana musallat olur.En sevdiğinin kılığında gelir.Vefat etmiş olanlardan ,insan telkinde bulunur.Derki bak seni nasıl sevdiğimi biliyorsun .Ben senden önce gittim orada gördüm.Orda geçerli din yahudilik dinidir.Gel sen o dine geç perişan olma .Onu kandırmaya çalışır .İkna edemezse hristiyanlığı teklif eder.Eğer yinede kandıramassa elinde bir bardak su sekerattaki o acı çeken insana onu gösterir.O lisanı haliyle ondan bana su ver diye talep ettiğinde veririm ama başınla bana bir secde et diye onu imansız götüemeye çalışır.Neuzibillah içte bu sıkıntı ve şeytanın musallat olduğu esnada insan kalbinde iman hakikatleri ile ilgili bir nebze şüpheye düşse ,tereddüte düşse ,inkara düşse bu hal üzere ölürse imansız gider.Bütün hayatı boşa gider.

Bu tasavvuf,bu sadatı kiramın en büyük faydası son nefestedir.Sadatı kiram,onların ervahı Cenabı hakkın izniyle sekeratı mevtanın başına gelir.Omekanı şeytan terkeder kaçar ve insan iman üzere ölür Cenabı hakkın huzuruna varır.

” Kim o sadatın elini tutarsa ,sekiz şartı yaparsa ilahi noterde bunlara vekalet vermiş oluyor.İlahi noterde o sadata vekaletname veriyor.Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi ,şeytana karşı yardım vekaletnamasi,kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesi,mahşerde şefaat vekaletnemesi,sırattan geçerken yardım vekaletnamesi.O vekaletnameyle ozaat gelir şeytan kaçar,melekler neden geldin dediğnde de Allah(c.c)onun vekaleti var ,ben kabul ettim ona karışmayın der.O şakilde gerek son nefeste,gerek kabirde,gerek mahşerde,gerek sıratta o vekalet nameyle gelirler.Ümmeti muhammede yardım ederler.Şart değil ama bukadarda faydası var nedersiniz buyurmuşlar.

BUNLAR BİR SÜRÜDÜR.BU SÜRÜNÜN SAHİBİ PEYGAMBARİMİZDİR.BİZDE ACİZANE BU SÜRÜNÜN ÇOBANIYIZ.BİZDE HİÇBİRİNİN ZAYİ OLMAMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ.YORULURSAK SIRTIMIZDA TAŞIRIZ,O HASTA OLURSA İLAÇ VERİRİZ İYİLEŞTİRİRZ.İLLA ÖLECEKSE MUNDAR GİTMESİN DİYE KESERİZ.ÇOK ŞÜKÜR BU POSTA OTURDUĞUMUZDAB BERİ KURDA KAPTIRMADIK.İMANSIZ GÖNDERMEDİK.”(GAVS_I SANİ K.S.A)

 

GAVSİ SANİ HZ.”KENDİNİZE HİZMET BULUN”

Bir hac ziyareti sırasında Gavs (k.s.) Hz. leri

oturmuşlar ve rahlelerinin üzerinde Kuran okuyorlar.

O esnada Kuran okumak için gelen hacı adaylarına da

bir yandan kendi taraflarında olan rahlelerden bir bir

veriyorlar ve aynı zamanda da Kuran okumaya devam

ediyorlar.

Bu hali gören hızmetlilerden biri Mübarek sıkıntı çekmesin

niyeti ile;

-Gurban siz zahmet etmeyin rahleleri biz dağıtırız. diyor.

Mübarek tebessüm ederek bakıyor…;

-Neden benim hızmetime mani oluyorsunuz? Biz ümmet-i

Muhammed’e Allah için hızmet ediyoruz hadi siz de gidin

kendinize bir hızmet bulun. Hızmetimize mani olmayın. diyor…

 

 

GAVS HZ (K.S) KISA BİR SOHBETİ

GAVS hz.leri hatmei haceganı yaptırdıktan sonra gözlerini kapatıp

biraz bekledikten sonra buyurdular…

Bu tarikatı aliyyede bir sofi rüyasında görmüş ki; yolun kenarında bataklığa boğazına kadar batmış. Baba Adem (a.s), bütün peygamberler

hulefa, sahabiler,evliyalar ve son peygamber efendimiz (s.a.v.) yanında ki yoldan geçtiler.

Kurtarmaları için hepsinden yardım istedi ama hiç kimse ona yardım etmedi.

Peygamber efendimizden geçerken yardım istedi, O dahi yardım

etmedi, kurtarmadı.

Tam ümidi kesilirken baktı ki elleri sırtında, yalnız,sofi gibi biri sallana sallana geliyor. Yanına gelince;

-Seni kurtarayım mı? diye sordu.

O kadar peygamberler, hulefa, sahabiler,büyük zatlar geçti hatta Peygamberimiz (S.A.V.) bile beni kurtarmamışken bu mu beni kurtaracak diye düşünürken;

- Ben daha ne istiyorum ki? dedi.

Gelen kişi onu çıkarıp yola koydu. Beraber giderlerken, hiç kimse beni kurtarmamışken beni kurtaran bu zat acaba kimdir? diye merak edip sordu;

-O kadar peygamberler,büyük zatlar,Peygamber efendimiz bile beni

kurtarmamışken, siz kimsiniz beni kurtardınız? dedi.

O kişi de;

-Ben Şah-ı Nakşibend im (k.s.a.) dedi.

Adam da;

Efendim dünyadayken sizin isminizi çok duydum, sizin bir sürü halifeleriniz, sofileriniz vardı onlar nerede? diye sorunca Şah-ı Nakşibend(k.s.a) cebinden bir kutuçıkarıp onu açtı;

-Bizim halifelerimiz, sofilerimiz hepsi bunun içindedir. Diye gösterdi.

Biz onları zahmet çekmesinler -ALLAHU Teala nın huzurunda mahçup olmasınlar,ayıpları ortaya çıkıp yüzleri kızarmasın diye onları direk cennete

götürüyoruz. Biz ALLAHU Teala dan (c.c.) böyle istedik ve ALLAHU Tealada bize böyle verdi”. Dedi.Gavs Hz.leri devamla;

Devam ve sadakatla hepimiz o kutunun içine girmeye çalışalım.Siz de dua edin, biz de dua edelim inşa hepimiz o kutunun içine girelim.

Bizim ümidimiz çok büyüktür. İNŞALLAH o kutunun içine gireceğiz.

Bize dua edin, biz de size dua ediyoruz.Biz sizden memnunuz.Biz sizden çok memnunuz. ALLAH CC. da sizden memnun olsun. ALLAH (c.c.) yardımcınız

olsun. razı olsun. için biz sizden razıyız,

ALLAH (c.c.) da razı olsun.

Gavz hz (k.s) Buyurdu

2-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

Gavs-ı Sani Hazretleri buyurdular ki:

Bu dünya bir han gibidir.

Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır.

Yolda tedarik görülmez.

Zira kervan yola çıkmıştır.

Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur.

Yola çıkan kimsenin hedefine ulaşması için belli bir yol ve usül takip etmesi gerekir.

Başıboş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir.

Onun nereye varacağı da belli olmaz.

Allah yolu da böyledir.

O yolda Hz. Resulullah?ın -aleyhissalatü vesselam- izinden başka Allah’a giden bir yol ve kapı yoktur.

Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- hayatını yaşamak için de ulu sadatlara uymak gerekir.

Hz. Peygambere -aleyhissalatü vesselam- hakkıyla uymanın en güzel yolu sünnet üzere yaşayan sadatları(Alimleri, arifleri, Kamil Müşitleri) takip etmektir.

Sadatlar sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil hal olarak yaşar ve yayarlar.

Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasip olur.

Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur.

En büyük saadet de budur.

“kem âlât ile ….. kemâlât olmaz”

Gavs-i Sani Hz.leri’nin Sohbeti

1-) ÇOK ÇALIŞMAK :  Küfür deniz gibi olmuş çok fazlalaşmış. Sizde çok çalışacaksınız, çok gayret edeceksiniz. 
2-) NİYET : Çalışırken de niyetlerinize dikkat edeceksiniz. Sırf (c.c) rızası için olacak.  (c.c) rızası olmazsa olmaz, mümkün değil. Sizde (c.c) rızası için Efendimiz (s.a.v) ümmeti için, tariki Nakşi için çok çalışacaksınız. Efendimiz (s.a.v) “Ameller niyetler iledir” buyurmuştur.

3-) BU GRUP KIYAMETE KADAR DEVAM EDER : Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki “ Kıyamete kadar hak üzere bulunan bir cemaat olacak”. O da bu tariki aliyedir. Çünkü diğerlerine bakıyoruz (isim vermiyoruz) kimi dünyalık için, kimi koltuk için çalışıyor.  rızası için çalışmıyor yada şeriata dikkat etmiyorlar, edebe adaba uymuyorlar. Gavs hazretleri de “Bu tariki aliye, tariki Nakşi kıyamete kadar devam edecek” demiş. Gavsın bu sözü ve Efendimiz (s.a.v) hadisine bakıyoruz, bu yoldan başka tariki müstakim kalmamış. İnşaAllah kıyamete kadar devam eder. Bizde bu kanaatteyiz. 
4-HATA YAPMAK : Herkes hata yapabilir, sadece Peygamberler ve melekler hata yapmazlar. Evliyalar dahi kendi makamlarına göre hata yapabilirler, ama o hata sayılmaz. Sizde amden (bilerek) nefsi emmare’den hata yapmazsanız bir şey olmaz, onu affederler. Mesela ben vekilim, ben başkanım demek, bu nefsi emmare’dir, çok tehlikelidir. Diğerleri ise bilerek ve nefsi emmare’den olmadığı müddetçe bir şey olmaz. 
5-) SADATLARA ORTAK OLMAK : Bu hizmetlerde sadatlara ortak oluyorsunuz. Hem de bir dükkana ortak olmak gibi değil, fabrikaya ortak olmak gibidir. Siz bir insana sohbet ederseniz, o insan namaza başlarsa, tövbe alırsa, onun yaptığı bütün ibadetler sizin hanenize de yazılır. Kıldığı namaz, çektiği virtler hepsi size ve Peygamber (s.a.v) efendimize ve bütün sadatlara yazılır. 
6-) NAMAZI TERKİN CEZASI : Bir insana bir vakit bile olsa namaz kıldırmak, onu ateşten kurtarmak demektir. Gözünüzle bir insanın ateşte yandığını görseniz, eliniz uzatıp onu ateşten kurtarsanız ne kadar mühimdir. Bir insana namaz kıldırmak daha mühimdir.Çünkü bilerek tembellikle namaz kılmayan kişiyi,  (c.c) da affetmezse bir rivayete göre beş yüz sene, bir rivayete göre de yetmiş bin sene ona cehennem azabı vardır. 
7-) HİKAYE : NAMAZA DEVAM EDEN VALİ : Abdurrahman-ı Tahi (k.s) akarsuyun üstüne bir köprü yaptırmış, valide teşekkür etmek için Abdurrahman-ı Tahi (k.s)’nin yanına gelmiş. Namaz vakti olunca Abdurrahman-ı Tahi (k.s) valiye demiş :”Kalk abdestini alda namaz kılacağız.” O da “tamam” deyip kalkmış. Şeyh Fethullah (k.s) demiş “Kurban! Belki de bu, ömründe ne namaz kılmış nede abdest almış” Abdurrahman-ı Tahi (k.s) de Şeyh Fethullah (k.s)’a “Belki böylece namaza başlamış olurda bundan sonra hiç bırakmaz.” O vali de namazı kıldıktan sonra namazını devamlı kılmış. Sizde bir insana bir vakit bile olsa kıldırın belki o devam eder. 
8-SADECE SÖZ SÖYLEMEKLE DEĞİL AMEL ETMEK : Çalışmalarımızı yaparken sadece “kal-kil” (söylemekle) olmaz. Söylediklerinizi yaşayacaksınız. Şeriata çok dikkat edeceksiniz, edebe, adaba aykırı hareket etmeyeceksiniz. Kimi hocalar camide iki saat sohbet ediyor, bir tesiri olmuyor. Çünkü söylediklerini yaşamıyorlar. Şah-ı Hazne’nin (k.s) bir oğlu vardı. Çok alimdi. Bir gün dedi ki “ Baba bu sefer de bana izin ver de ben cemaate sohbet edeyim.” O da “Tamam yavrum” dedi. Bir iki saat sohbet etti, sonra Şah-ı Hazne (k.s) “kamet getirin” dedi. Herkes cezbelendi, kendinden geçti. 
9-) ŞERİAT DİNİN TEMELİDİR : Binayı ayakta tutan temeldir. Temel çürük olursa bina çöker. Demir az olsa ya da kumu çimentosu az olsa olmaz. Bina ne kadar güzel olsa da yıkılır. Ama bina çok güzel olmasa ancak temeli sağlam olursa yıkılmaz. 
10-) ARI MİSALİ : Siz bir noktaya çalışın, sadatlar o noktaya himmet ederler. Daha fazlasına da himmet ederler. Adamın birinin arıları varmış. Bir gün arılara demiş : “Siz bal yapmayın, sadece siz hayatta kalın, peteğimiz kalsın ben bal getireceğim. Sizin yapacağınız sadece hayatta kalmaktır, siz ölmeyin yeter başka bir şey gerekmez. Çünkü siz ölürseniz dereler “bu adamın arıları yok, peteği yok bal onda ne geziyor ? demek balı çalmış”. Siz vız vız edin balı ben getiririm” demiş. Siz bir şeyler yapın, sadatlar himmet eder. 
11-) GÜNAHTAN SAKININ : Bu hizmetleri yaparken de kendinizi günahlardan muhafaza edeceksiniz. Yoksa su ateşi nasıl söndürüyor, yok ediyor, günahlar da sevapları yok ediyor. 
12-) TARİKAT ŞERİATIN ÖZÜDÜR : Tarikat şeriatın özüdür. Tarikat takvadır. Bu ikisi birbirinden ayrılmaz, ikisini birbirinden ayıran, şeriat ayrı şeydir, tarikat ayrı bir şeydir diyen zındıktır. 
13-) TEVAZU : Bu hizmetleri yaparken de mütevazi olun. Kim kendi nefsini alçaltırsa  (c.c) onu yüceltir. Kim de kendi nefsini yüceltirse  (c.c) onu düşürür. 
14-) DUA :. Bu grup çok güzel oldu. Biz sizden razıyız.  (c.c) yardımcınız olsun. İnşaAllah ahirette de beraber oluruz. 
Gavs-i Sani Hz.leri’nin Sohbeti

Kasrik köyu…

gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Gavs-ı Sani Hazretleri) şöyle anlattı:

Ben, bir bayram öncesi bizim köyün hocası ile elbise diktirmeye Bitlis’e gittim. Bir dükkânda bekliyorduk, oranın meşhur bir hocası geldi. Bizim hocaya,

‘Merhaba nasılsın, iyi misin?’ diye sordu…

hocam da, ‘İyiyiz, Allah razı olsun? dedi.

O hoca, beni gösterip:

‘Bu kimdir?’, diye sordu.

Hocam da:

‘Şeyh Abdulhakim’in oğludur?’, dedi.

O hoca bana dönerek:

‘ Genç, Allah babandan razı olsun, bütün şeytanlar Kasrik’te toplanmış?’, dedi.

Bu söze çok canım sıkıldı, bu ne demek yani dedim, rengim attı. Benim halimin değiştiğini görünce, hoca:

‘Sözüm zoruna mı gitti?’, Diye sordu. Ben de,:

‘Tabi ki zoruma gitti? dedim…o zaman hoca:

‘Hâşâ ben kötü manada söylemedim, Allah’ın rahmeti, sadatın tasarrufatı olduğu yerlerde şeytanlar çok olur, orayı sürekli karıştırmakla meşgul olur. Kasrik de Allah’ın rahmetinin bol indiği, insanların terbiye edildiği bir yerdir; böyle olduğu için şeytanlar oraya gelenlerin yollarını kesmek, kalplerini çelmek için çok çirpinirlar’, dedi.

Gavsi Sani’nin (ks) Konularla İlgili Sohbetleri

1:Bölüm:
_________

NİYET

–“Yaptığınız her işte niyetiniz Allah rızası için olsun. Niyet çok önemlidir. Ne iş yaparsanız yapın önce niyetinizi kontrol edin”

–”Siz niyetinizi güzel yapın.Her işiniz güzel olur…Kulun güzel niyetini bilsin yeter…”

–“ Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.”

– “Hedef niyettir niyet olmayınca hedef olmaz.”

–“Peygamber (A.S.) bir hadisi şeriflerinde “Dünya ve içindekiler melundur, Allah lanet etmiştir. Allah rızası için yapılan işler bunun dışındadır.” Bunun için, niyet çok mühimdir. Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.
Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalışıyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalışmasak da rızkımızı verirsin. Sen çalışmayı vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocuğum içi çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalışıyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır.”

–“ne iş yaparsanız,yapın niyetinizde ALLAH (c.c)rızası olsun kalbinize ALLAH rızasını yerleştirin,yaptığınız her işte bu olsun halim olun,yumuşak olun,tavazu sahibi olun sizleri tenkit edenlerin ellerinden öpün,onları almaya çalışın size gelenlerin anlatıklarını karşı tarafı dinlemeden hüküm vermeyın hakkaniyet,sahibi olun,dinleyin kızmayın üstünlük taslanmayın,her iki tarafı dinleyin öyle karar verin”

: “Kalbin … tek bir hedefe kilitlemek ve her işte Yüce Allah’ın rızasını niyet etmektir.”

 

Sultan seyyid Muhammed Raşid  hz(k.s) ve Gavsı sani hz (k.s)

 

ZİKİR…
-Kalbin gıdası zikirdir. Günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. Kalbini diriltmek ve beslemek isteyen kimse Yüce Allah’ın zikrini çok yapmalıdır. Günah işleyenler, kalplerini zayıflatıp şeytanı kuvvetlendirmiş olurlar. Şeytanı kuvvetli olanın dini zayıf olur. Onun için haramlardan uzak durmalıdır

-Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur?an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.?

-Zikir kalbin gıdasıdır; gıdasını almayan kalp zayıflar, sonra ölür.
Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir. Rabbü?l-Alemin:
/(Dikkat edin, uyanık olun; kalpler ancak Allah?ın zikriyle huzur bulur,)* buyurmuştur.? Ra’d 28
-Yüce Allah’i zikre devam ediniz.Zikir çekerken uyanik olunuz.Allah zikrini kalbinizin içine yerlestiriniz. Zikir kalbe yerlesince siz istemesenizde kalp Yüce Allah’i zikreder.Midenizi düsünün;o,siz istemesiniz de kendi isini görür.Siz uyurken bile işine devam eder.Içine zikir yerleşen kalp de böyledir.”
—Bir insan yemek yemese aç kalır, halsiz düşer, kalbin gıdasıda zikirdir ve çekilmeyince o kalb ölür . Bu yüzden virdinizi aksatmayınız ve bırakmayın ,bir yaralı, yarasına ara sıra merhem sürerse,arada bir ilaç alırsa faydası olmayacağı gibi arada bir çekilenVirdde fayda sağlamaz., hem vird çekince o yarayı (kalbi) tedavi etmektir.ama günah işleyince o yarayı kanatmak olurki,hiç faydası olmaz. Bu yüzden virdinizi çekin ve günahlardan korunun4-5 aydan fazla vird çekmeyenlerin virdini 5 bine düşüreceğiz 5 bin çekecek.
–Vird çok önemlidir virdin yerini hçbir şey tutmuyor siz kuran okuyorsunuz yasın okuyorsunuz başka sureler okuyorsunuz ama kalbinize hiçbir fayda sağlamıyor.Kalbiniz ancak vird çekerek temizlenir.Vird çekmezseniz kalbinizdeki pislikler lekele çoğalıyor hiçbir şeyden feyiz ve tat alamıyorsunuz virdinizi çekiniz.Doktora gidiyorsunuz size ilaç veriyor o ilacı almazsanız hastalığınız geçmiyor manevi hastalıkların ilacı virdtir,zikirdir.
Zikirsiz sofi olmuyor zikir çekmeyen sofiden hiçbir şey olmuyor ne yapın ne edin virdinizi çekin .Gafletle vird çekmeyin önce gafletten uyanın gafletle çekilen virdten feyiz alınmaz . neden feyiz gelmiyor gaflette olduğunuzdan ondan gelmiyor

–”Vird çok önemlidir.Bu yolun olmazsa olmaz reçetesidir,ilacıdır. Siz hasta olunca doktora gidiyorsunuz doktor muayene edip hastalığınıza göre size bir reçete yazıyor siz iyileşmek için reçetede yazan ılaçları alıp aksatmadan kullanmak zorundasınız.Kullanmazsanız hastalık iyi olmaz daha da kötüleşirsiniz. İlaçları devamlı,muntazam kullanmanız lazımdır.Yoksa arada bir kullanmakla olmaz..olmaz..
Kışın evde soba yakıyorsunuz. Soba yana yana ne olur? boruları kurumla dolar bir zaman sonra sobayı nekadar yakarsanız yakın baca çekmez,sizi ısıtmaz. Çünkü borular kurum dolu.Ne yapmamız lazım. Boruları tıkanmadan temizlememiz lazım.Kalpde öyledir. Devamlı temiz olması lazım.Devamlı temizlememiz lazım.Kalbin temizliği de zikirdir.Zikiri devamlı yapmamız lazımki kalbimiz hastalanmasın,daim silinen boru gibi temiz olsun.
Vird de aksatma olmaz. Arada bir çekmek olmaz , ara vermek olmaz,tesbihatı tamamlamadan bırakmak olmaz…olmaz….olmaz…
Kalbi temizlemek lazım. Kalbi temiz tutmak lazım.. Kalbin temizliği zikirle olur..Başka türlü olmaz..olmaz.. ”.
-Zikr cekmeyen sofi avamdir. Naksi listesine sadece zikir* ceken sofiler yazilir.
*Nefis nefy isbat ile müslüman olur.
*Sofiler bize dünya sikayeti ediyorlar.Ama bir sofi gelip zikr ile soru sormuyor.
*Dünya dertleri hep gafletten geliyor. Zikri sürekli cekin,günahlara meyl etmeyin. Yoksa zikr uzar gider.”

-Gavs hz.lerine bir sofi gelip “Zikrimi cekemiyorum “deyince mübarek celalleniyor. Mübarek* yok hastayim,yok yapamiyorum gibi dertlerin zikre mani olmadigini buyurmus ve her türlüsünün gafletten meydana geldigini buyurmus. Illaki zikri cekmek gerektigini buyurmustur.

Abdul baki hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

Gavs sani yine (zikr cekmeyen rabita yapmayan kisiyi tanimadiklarini) buyurmustur
Gavs – ı Sânî -
-Hazretleri, Divan’daki görevlilere ve korumalara buyurmuşlar;
“Virdinizi çekmezseniz, 100 sene de hizmet etseniz; işe yaramaz.”
- Hatme,rabıta ve vird bizim yolumuzun esaslarıdır. bunlardan birini yapan
kapımızın önündedir.İkisini yapanın eli elimizdedir.Üçünü yapanın eli cebimizdedir ne isterse alsın.”
Bir gün bir sofi Gavsı sani Hz. lerine (k.s) dediki;
Kurban biz ilerleyemiyoruz, ne kadar zikir yapıyoruz vücudumuz uyanmıyor, gafletteyiz nasıl yapacağız ?

Seyyid GAVS-I SANİ(k.s), bastonu koydu elini üzerine koydu, dediki –sofi

1- Bir insan nazar ı haram yaparsa, ne kadar zikir yaparsa ona fayda vermez

2- Bir insan, yirmi dört saat dünyayla meşgul olursa, alışveriş, insanlarla oturup kalkarsa, o insanın kalbi ne kadar zikir yaparsa fayda vermez.

3- Bir insanın ailevi huzuru yoksa bu insanda ne kadar zikir yaparsa kalbine fayda vermez.

4- Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur. İnsan bu dört şeyi yaparsa, ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda vermez. Terk ederse fayda verir.
Gavs-i Sani (k.s) virdi şöyle anlatmış:

Düşünün sobayı nasıl ki soba yanar sonra sobayı temızlemesseniz ne olur

bilirmisiniz der sobayı yakmaya kalkarsanız soba tıkanır dumanı gerı teper

o zaman buğulursunuz zehirlenir ölürsünüz Gavs (k.s) devam edıyor virdi

cekmesenız kalbe Allah cc nuru gelmez Allahın nurunun gelmedigi kalp ne

olur olur Allah cc anmayan kalp olur ve Allah’ın nuru Kalbine girmez o zaman

kalbe seytanın vesvesesı girer Allahı unutmaya kadar gider, virdınızı çekin

gafletsız dıyor sonra gavs-ı Sani hz. gıdın hesap verın gorevlılere der.
Gavs-ı Sani Hz.lerinin vird üzerine yaptığı sohbetin bir kısmını

-”Siz hastasınız ve bir doktora gittiniz.Doktor sizin hastalığınıza iyi gelecek bir ilaç tavsiye etti.
Bu ilacı alırsanız iyileşeceksiniz.Ancak ilacı almıyorsunuz ve hastalık da geçmiyor.
Vird kalbin ilacıdır, eğer gafletsiz çekilirse lezzet alınır ve derdinize derman olur. Vird gaflet ile
çekilirse bitmek bilmez.İnsan bir an önce kalkmak ister, sıkıntı basar.
Allah dan başka bir şeyi vird esnasında düşünmek gafletdir.Gaflet ise şeytandandır.
Bu yolu bitirmek lazımdır”

Şöyle bir soru soruldu;

-”Efendim, biz virdi gafletsiz çekmek istiyoruz ama olmuyor”. Cevaben buyurdular ki;

-”Çok çalışmak lazımdır, virde başlandığında bir kerede çekmek gerekir. Vird esnasında sadece Allah’ı düşünmek gerekir” unun için haramlardan uzak durmalıdır

Gavs’ımızın Sohbeti
*
*Şah-ı Nakşibend Hz. (ksa) bir gün vird çekiyordu. Bir ses işitti. Ses dedi; ey kulum ben senden razıyım. Geçmiş günahlarını ve gelecek günahlarını affettim. Yeter artık vird çekme dedi. Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri dikkat etti, ses tek noktadan geliyordu. Baktı sağından, solundan, arkadan, önden, alttan ve üstten gelmiyor. Sadece tek bir noktadan geliyordu. Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri Şeriat ilmine vurdu, dedi ey iblis sen şeytansın, şeytan; nerden anladın, şeytan olduğumu, Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri dedi;

(Benim Rabbimin sesi her yönden ve aynı anda gelir.) seninki tek bir noktadan geliyor. Sağ elini yukarı kaldırıp, elindeki vird tesbihini bir vurdu, şeytanın arşını kırdı, tuz budak etti, ilmi sayesinde. İlim nurdur, ışıktır. Onun için herkes ilim yapacak, okuyacak, öğrenecek. Bir taksinin her şeyi olsa farı olmazsa yol gidemez. İşte insanda da ilim olmazsa her yer karanlıktır. Kısa zamanda tepe takla gider. İşte Şah-ı – Nakşi – bend – (ksa) Hz.leri denilmesindeki sebep budur. İlmiyle şeytanın levhini kırmasından sonra, Allahu-Teala Azimüşan Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.lerinin kalp kulağına, Ey kulum ilmin ile öyle bir sed çektinki, iblis bu seti kıyamete kadar aşamaz. Gavs?ımız açıkladı; ?Şahı, en ulu yüksek, Nakşi gizli, Bend set, yani maneviyattan yapılmış gizli aşılmayan yüce, ulu sed anlamına gelir. Bu sed Allah (cc ) Seddidir.
—”Kalb bir şehirse zikir sultandır.”
–”Zikir alıpda çekmeyenler zarar görüyorlar”
–”Zikir çekmeyen Rabıta yapmayanı tanımıyoruz”
–”Vird çekenler bizim öz evladımız gibidirler.”
–” Samimiyet zikirle olur.”

HİZMET
–“Hizmet edene hizmet edilir çünkü hizmet nimettir”
–Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir

–. Biz bu hizmetlerde ortağız. Bu ortaklıkta ticaret ölünce bitmez. Yüz sene, beşyüz sene de değil, kıyamete kadardır

–“Kimki vakıflta hizmet eder ise bilsinki o direkten olarak Resuli
Ekreme(SAV) hizmet ediyor”.
–“Bu vakıf için gayret edin. Bu hizmet önünüze gelen bu iş size
Bir devlettir.”
–“Vakıflarda Hizmet edenlere, merked hariç köyde çalıştığınızın
Aynısı verilir. Bu vakfın bir ucundan tutana, hizmet edene
Amellerimizin yarısını vereceğiz. Siz hizmet edin size himmet
bize vacip olur.”
– “Hizmet etmek sevaptır.”
–Vird çeken,hatme yapanın ameline biz ortağız.
Hizmet yapanda bizim amelimize ortaktır.
–Bu hizmetlerde sadatlara ortak oluyorsunuz. Hem de bir dükkana ortak olmak gibi değil, fabrikaya ortak olmak gibidir. Siz bir insana sohbet ederseniz, o insan namaza başlarsa, tövbe alırsa, onun yaptığı bütün ibadetler sizin hanenize de yazılır. Kıldığı namaz, çektiği virtler hepsi size ve Peygamber (s.a.v) efendimize ve bütün sadatlara yazılır

– “Baskalarina hizmet etmek isteyenler, kendilerini islah etsin yeter.
Çünkü nefsini islah eden kimse baskalarina fayda verebilir ve güzel
seyleri temsil edebilir.Sadat-i Kiram,nefislerini islah edip güzel ahlaki
elde ettikleri için Allah yolunda insanlara büyük fayda vermislerdir.
En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir.?”
–“Kendinize Hızmete Bulun
Bir hac ziyareti sırasında Gavs (k.e.) Hz. leri
oturmuşlar ve rahlelerinin üzerinde Kuran okuyorlar.

O esnada Kuran okumak için gelen hacı adaylarına da
bir yandan kendi taraflarında olan rahlelerden bir bir
veriyorlar ve aynı zamanda da Kuran okumaya devam
ediyorlar.

Bu hali gören hızmetlilerden biri Mübarek sıkıntı çekmesin
niyeti ile;

-Gurban siz zahmet etmeyin rahleleri biz dağıtırız. diyor.

Mübarek tebessüm ederek bakıyor…;

-Neden benim hızmetime mani oluyorsunuz? Biz ümmet-i
Muhammed’e Allah için hızmet ediyoruz hadi siz de gidin
kendinize bir hızmet bulun. Hızmetimize mani olmayın. Diyor”.

_____________________________________________________
Bölüm-2
GÜNAH
–“Günahlara meyil etmeyin.”
–“Günahlar seytanin gıdasıdır.
–” Üç günahı kebair sofinin mürşid’den yardım almasına engel olur,üç gıybet bir günahı kebair yapar ,işlenen dokuz gıybet üç günahı kebair yapar. işlenen üç günahı kebair mürşidden gelen himmeti keser, sofiden ervah ayrılmaz ,fakat sofiye manevi yardım yapamaz.elektirik olupda şartelin açık olmaması gibi ,onun için siz burdasınız en az ayda bir sekiz şart yapmanız gerekir.”
–“üç tane küçük günah işleyen bir büyük günah işlemiş gibi olur.ona gelen feyzi keser.”
–“Günah işleyenler kalplerini zayiflatıp seytani kuvvetlendirmis olurlar.
Seytani kuvvetli olanin dini zayif olur.Onun için haramlardan uzak durmalidir
–“Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir.”
–“ Bu hizmetleri yaparken de kendinizi günahlardan muhafaza edeceksiniz. Yoksa su ateşi nasıl söndürüyor, yok ediyor, günahlar da sevapları yok ediyor.”
– Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur.
Son nefes
–“Biz ümmeti Muhammedin imanını kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz.”
-“-İnsana en lazım olan şey imandır. En mühim olan husus imandır ve insanın en mühim meseleside
sekeratta İmanla gidebilmesidir.insan imanla gittikten sonra ahirette işi kolaydır. Çünkü canabı hakkın
Yüz rahmeti vardır. Dünyaya bir rahmetini, ahirete doksandokuzu saklamış bu dünyadaki rahmetini
Tüm kullarına vermiş mümin fasık kafir hatta onu inkar edenede, ama doksan dokuz rahmetini mümin kullarına saklamıştır. insan Mümin olarak imanla göçerse orada işi çok kolaydır. Takva imanı kurur, ameli salihde onu kuvvetlendirir. Sekerat zordur. Ölüm anı tülbent nasıl böyle keralice tülbent bilgi vezneki dikenlerTemizlenirken( Ölüm anı tülbent nasıl dikenler özerinde alınmak istendiğinde) nasıl onu gerer ona onuDefoma eder. Aynen öylede ruh vücuttan çıkarken insan ızdırap çeker, açı çeker, sıkıntı duyar. Buda Yetmiyormuş gibi şeytan son nefeste ona insana musallat olur. En sevdiğinin kılığında gelir. Vefat etmiş olanlardan, o insana telkinde bulunur. Derki bak seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Ben senden önce Gittim orada gördüm orda geçerli din Yahudilik dinidir. Gel sen o dine geç perişan olma. Onu kandırmaya çalışır ikna edemese Hıristiyanlığı teklif eder eğer yinede kandıramasa elinde bir bardak Su sekerattaki o acı çeken insana onu gösterir. O lisanı haliyle ondan bana su ver diye talep ettiğinde’de veririm ama başınla bana bir secde et diye onu imansız götürmeye çalışır.Neuzibillah içte bu Sıkıntılı ve şeytanın musallat olduğu esnada insan kalbinde iman hakikatleri ile ilgili bir nebze şüpheye Düşese, tereddüde düşse,inkara düşse bu hal üzere ölürse imansız gider. Bütün hayatı boşa gider.
Bu tasavvuf, bu sadatı kiram en büyük faydası son nefestedir. Sadatı kiram onların ervahı canabı hakkın izniyle sekareta mevtanın başına gelir. O mekanı şeytan terk eder kaçar ve insan iman üzere ölür. Canabı hakkın huzura varır.”

–“ Kim o Sadatların elini tutarsa, sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor, İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor. Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı, kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı, mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı, sırattan gecerken yardım vekaletnamesi. O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar, melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var, Ben kabul ettım ona karısmayın der.O şekilde gerek son nefeste, gerek kabirde, gerek mahserde, gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler, ümmeti Muhammede yardım ederler. Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz buyurmus”
–“BUNLAR BİR SÜRÜDÜR BU SÜRÜNÜN SAHİBİ PEYGAMBERİMİZDİR. BİZDE ACİZANE BU SÜRÜNÜN ÇOBANIYIZ. SÜRÜNÜN HİÇ BİRİNİN ZAYİ OLMAMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPARIZ. YORULURSA SIRTIMIZDA TAŞIRIZ HASTA OLURSA İLAÇ VERİRİZ İYİLEŞTİRİRİZ İLLA ÖLÜCEKSE MUNDAR GİTMESİN DİYE KESERİZ ÇOK ŞÜKÜR BU POSTA OTURDUGUMUZDAN BERİ HİÇ BİRİNİ KURDA KAPTIRMADIK İMANSIZ GÖNDERMEDİK

sohbet

9-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

—Sofiler Sohbet muhabbet verir, muhabbet insana amel yaptırır.

—Sofiler sohbeti rabıtayla dinlerlerse Rahmet zuhur eder.
—-Dergahlar’da vekiller bol bol Tasavvufi sohbeti yapsınlar.
—-Bir vekilin sohbet yapması, islamı anlatması için illa Mola olması, alim olması şart değildir. kitaplardan Okuyabilir Hazırlık yaparak kitaplardan çıkardığı özeti okuya bilir.
—-Gavs Sani Hz. lerine bir vesile ile sorduk;
“Sultanım cemaat çok kalabalık olduğu halde yapılan sohbetlerden bir feyiz ve muhabbet alamıyoruz. Bazen de üç beş kişilik bir ortamda yapılan sohbette çok daha fazla feyz ve muhabbet olduğunu müşahede ediyoruz. Acaba bunun nedenleri nelerdir?”

Gavs Hz. leri buyurdular ki;
“Bunun üç sebebi vardır, bu üç sebepten biri ya da bir kaçı zuhur edince o ortamdan feyiz ve muhabbet kesilir.”

“1-Ya sohbet eden kendi nefsinden konuşuyordur…Yani gafildir. Varlık duygusu ile konuşuyordur. Allah ın rahmetine, Sadatların himmetine yönelmemiştir.”

“2-Ya da cemaat aynı şekilde gaflet içindedir ve adabı gözetmeksizin mecliste bulunmaktadırlar. Yani kalpler dağınık beklentiler farklıdır. Allahın rahmetine, Sadatların feyzine yönelmemişlerdir.”

”3-Veyahut cemaat sohbette geçen konularda birbirlerinin eksiklerini görme gayreti içindedir. Yani şu şunun eksiği, bu da bunun eksiği gibi düşünerek herkesin topu birbirlerine atmasıdır.”

Sonra Gavs Hz. leri durdular ve üçüncü maddeyi işaretle buyurdular ki;
“Vallahi biz bundan nefret ediyoruz….”

—Gavs hz. k.s. bir sohbetinde şöyle buyuruyor

‘ Muhabbetin kaynağı dörttür
1.Mürşidi kamil ziyareti
2.Mürşidi kamil sohbeti
3.Rabıta
4.Virttir
–Gavs-ı sani hz. (k.s) neden sohbet etmiyor
Abilerimizden biri Gavs hz. ne sordu ( tanıyorum bu abimizi): ” Efendim, burada o kadar alim var, siz varsınız. insanlar da buraya ziyarete geliyorlar. İşleri yok. çay ocağında vs yerlerde vakit geçiriyorlar. Söyleseniz, alimler sohbet etse, siz sohebt etseniz…?”
GAVS-I SANİ HZ. sadece şunu söyledi:” HACI! BİZ KONUŞURSAK DOĞRUYU SÖYLERİZ!”

AMELİ SALİH
–“Ameli Salih Allahın (cc) emirleri yerine getirmektir.”
–“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir.”
–“Bu asırda en kıymetli ameli Salih insanların imanını kurtarmak ve cehenneme Gitmelerine mani olmaktır.”
–“Takva imanı kurur, Ameli salihde onu kuvvetlendirir.”
–“ Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri(ameli Salih) yapın”.
NEFİS
– Nefs düşmandır, Düşman düşmana acımaz, düşmanda hiçbir zaman hayır istemez.daima
Kötülüğü ister Allahu teala buyurduki- “inne nefse le emmaretun bis’sui”Yusuf 53
Nefsi emare daima kötülüğü emr eder.
–Şeytan ve nefs çok büyük düşmandır. Kedi nasıl fareyi delikten gözetiyor nefes bile almıyor,
Ses çıkarmıyor fare kendisini bilmesin çıksın diye şeytan ve nefiste öyledir.şeytanda aynı kedi gibi nerede nokta görürse oradan vurur.
–Şeytanı kandıran nefistir. Allah Teala şeytana Adem’e (a.s) secde et diye emretti, hemen nefis devreye girip, Hayır sen daha kıymetli maddeden yaratıldın ,o çamurdan yaratıldı; sen nasıl ona secde ediyorsun diye onu emre itaatten alıkoydu ve helak etti
–Bu tarikatı nakşibendiyenin gayesi cihadtır. En büyük cihad nefs ve şeytan ilk önce insan kendi
Nefsine dikkat etmesi gerekir.
–Şeytan kurt gibidir en ufak bir sesten korkar kaçar, şeytan Allah zikir edilince orada duramaz siner kacar, ama nefis öyle değildir.
–“Bu kapıda kişinin ne kadar hizmet ettiğine değil nefsinin ne durumda olduğuna bakılır.”
-Baskalarina hizmet etmek isteyenler, kendilerini islah etsin yeter.
Çünkü nefsini islah eden kimse baskalarina fayda verebilir ve güzel
seyleri temsil edebilir.Sadat-i Kiram,nefislerini islah edip güzel ahlaki
elde ettikleri için Allah yolunda insanlara büyük fayda vermislerdir.
En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir.?
-İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir.
-Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur?an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.?

RABITA

7-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

—Seyda hz buyurduki- üç çeşit Rabıta vardır.
1-Şeyhin Vucudunda kaybolmak.
2-Şeyhin suretini, karşısında düşünmek.
3- Şeyhin evini, bahçesini vb düşünmek.
–Soruldu- Akşam rabıtasında mürşidimizi hatırlayabildiğimiz en güzel şekilde rabıta yapabilirmiyiz?
Cevap: Size en güzel nasıl görünüyorsa öyle rabıta yapı
–Soruldu- Abdestsiz rabıta yapılabilir mi?
Cevap: Normal rabıtalarda olur. Akşam rabıtaları hariç
–Sofilerde ikide hastalik mevcuttur. bunlar

1-Benlik Hastaliği, Bunun ilaci Mürsid rabitasidir.

2-Tuli Emel Ilaci ise ölüm rabitasidir.

–Zikir çekmeyen Rabıta yapmayanı tanımıyoruz

–Gavsımız halifelik döneminde rabıta hakkında şunları söylemiş
sual: Seyidim, kitaplarda çeşitli rabıtalar tarif edilmiş, Siz nasıl yapıyorsunuz?

” Rabıta akşam namazından sonra yapılır 15 dakikadan az olmaz, birbuçuk saate kadar uzayabilir. Rabıta yapacak olan yüzünü kıbleye döner. Otururken sağ ayağını sol ayağının altından çıkarır. Gözlerini yumar. 25 estağfirullah çeker. Kendi sesini duyacak kadar söyler. Estağfirullah’lar ile, günün ağırlıkları ve dünya didişmelerinden kirlenen kalbini silmeye başlar. Daha sonra Sultanımızı azim, nurani ve latif bir
makamda düşünür. Mesela bir kürsüde. Durduğu yerin başından arş-ı alaya uzanan nurani bir sütun ile iner ve birleşir. Mürid, o nurani sütundan bir ziyanın kılıç gibi kendi kalbine aktığını düşünür. Kalpteki günahların, mermere damlayan asit gibi kalpte yara açtığını düşünerek, bu nurun o yaralara melhem olup kalbi cilalandırdığına inanır. Cilalaya cilalaya bir hafta kadar rabıtanın içinde kaybolursa rabıtası yoğunluk kazanır ve o insan istikamet sahibi olur. Tarikattan çıkmak istese de artık çıkamaz.
—Bir gün sordular- kurban rabıta yapmak için bir sofi oturur ama mürşidi hariç her şeyi düşünüyor
Bunda bir kazanç varmıdır.diye sordular Gavsı sani”Vardır” buyurdular sofi tekrar sorarak kurban
Ama sofi hiç mürşidini düşünmedi deyince Gavsı sani buyurduki—o sofi adab üzerine oturup ben
Rabıta yapacam demesi sadatların emri yerine getirmek içindir ve emre itaatte sofiye çok şey kazandırır
Gavs hz. k.s. bir sohbetinde şöyle buyuruyor

‘ Muhabbetin kaynağı dörttür
1.Mürşidi kamil ziyareti
2.Mürşidi kamil sohbeti
3.Rabıta
4.Virttir’
–“ Hatme,rabıta ve vird bizim yolumuzun esaslarıdır. bunlardan birini yapan kapımızın önündedir.İkisini yapanın eli elimizdedir.Üçünü yapanın eli cebimizdedir ne isterse alsın.”
–bir gün gavsımıza sofinin teki gitmiş vird kuyruğuna girmiş, virdini sorduktan sonra sormuş
- Ya Gavsım kalp tasfiyesi nasıl olur?
- “amel-i salih yapacaksınız, terketmeksizin hergün virdlerinizi çekeceksiniz, rabıta yapacaksınız ondan sonra her şey olur” buyurmuş

-alıntı:seymes.com

___________________________
Bilvanis.NeT ten alintidir.

Gavsı Sani k.s Son nefeste imanla ölme hakkında sözleri

Biz ümmeti Muhammedin imanını kurtarmak için elimizden geleni yapıyoruz.”

-“-İnsana en lazım olan şey imandır. En mühim olan husus imandır ve insanın en mühim meseleside

sekeratta İmanla gidebilmesidir.insan imanla gittikten sonra ahirette işi kolaydır. Çünkü canabı hakkın

Yüz rahmeti vardır. Dünyaya bir rahmetini, ahirete doksandokuzu saklamış bu dünyadaki rahmetini

Tüm kullarına vermiş mümin fasık kafir hatta onu inkar edenede, ama doksan dokuz rahmetini mümin kullarına saklamıştır. insan Mümin olarak imanla göçerse orada işi çok kolaydır. Takva imanı kurur, ameli salihde onu kuvvetlendirir. Sekerat zordur. Ölüm anı tülbent nasıl böyle keralice tülbent bilgi vezneki dikenlerTemizlenirken( Ölüm anı tülbent nasıl dikenler özerinde alınmak istendiğinde) nasıl onu gerer ona onuDefoma eder. Aynen öylede ruh vücuttan çıkarken insan ızdırap çeker, açı çeker, sıkıntı duyar. Buda Yetmiyormuş gibi şeytan son nefeste ona insana musallat olur. En sevdiğinin kılığında gelir. Vefat etmiş olanlardan, o insana telkinde bulunur. Derki bak seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun. Ben senden önce Gittim orada gördüm orda geçerli din Yahudilik dinidir. Gel sen o dine geç perişan olma. Onu kandırmaya çalışır ikna edemese Hıristiyanlığı teklif eder eğer yinede kandıramasa elinde bir bardak Su sekerattaki o acı çeken insana onu gösterir. O lisanı haliyle ondan bana su ver diye talep ettiğinde’de veririm ama başınla bana bir secde et diye onu imansız götürmeye çalışır.Neuzibillah içte bu Sıkıntılı ve şeytanın musallat olduğu esnada insan kalbinde iman hakikatleri ile ilgili bir nebze şüpheye Düşese, tereddüde düşse,inkara düşse bu hal üzere ölürse imansız gider. Bütün hayatı boşa gider.

Bu tasavvuf, bu sadatı kiram en büyük faydası son nefestedir. Sadatı kiram onların ervahı canabı hakkın izniyle sekareta mevtanın başına gelir. O mekanı şeytan terk eder kaçar ve insan iman üzere ölür. Canabı hakkın huzura varır.”

–“ Kim o Sadatların elini tutarsa, sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor, İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor. Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı, kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı, mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı, sırattan gecerken yardım vekaletnamesi. O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar, melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var, Ben kabul ettım ona karısmayın der.O şekilde gerek son nefeste, gerek kabirde, gerek mahserde, gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler, ümmeti Muhammede yardım ederler. Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz
buyurmus”

–“BUNLAR BİR SÜRÜDÜR BU SÜRÜNÜN SAHİBİ PEYGAMBERİMİZDİR. BİZDE ACİZANE BU SÜRÜNÜN ÇOBANIYIZ. SÜRÜNÜN HİÇ BİRİNİN ZAYİ OLMAMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPARIZ. YORULURSA SIRTIMIZDA TAŞIRIZ HASTA OLURSA İLAÇ VERİRİZ İYİLEŞTİRİRİZ İLLA ÖLÜCEKSE MUNDAR GİTMESİN DİYE KESERİZ ÇOK ŞÜKÜR BU POSTA OTURDUGUMUZDAN BERİ HİÇ BİRİNİ KURDA KAPTIRMADIK İMANSIZ GÖNDERMEDİK.”
_________________________________________________

14-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

Gavsul Azam Seyyid Abdulbaki hazretleri(k.s.a)’nin günah hakkında bazı sözleri:

“Günahlara meyil etmeyin.”

“Günahlar seytanin gıdasıdır.

” Üç günahı kebair sofinin mürşid’den yardım almasına engel olur,üç gıybet
bir günahı kebair yapar işlenen dokuz gıybet üç günahı kebair yapar.
işlenen üç günahı kebair mürşidden gelen himmeti keser, sofiden ervah ayrılmaz ,
fakat sofiye manevi yardım yapamaz.elektirik olupda şartelin açık olmaması gibi ,
onun için siz burdasınız en az ayda bir sekiz şart yapmanız gerekir.”

“üç tane küçük günah işleyen bir büyük günah işlemiş gibi olur.ona gelen feyzi keser.”

“Günah işleyenler kalplerini zayiflatıp seytani kuvvetlendirmis olurlar.

Seytani kuvvetli olanin dini zayif olur.Onun için haramlardan uzak durmalidir

“Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar,
insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir.
Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir.”

“ Bu hizmetleri yaparken de kendinizi günahlardan muhafaza edeceksiniz.
Yoksa su ateşi nasıl söndürüyor, yok ediyor, günahlar da sevapları yok ediyor.”

 

Bir insan günah işlerse bu insan ne kadar zikir yaparsa yapsın fayda yoktur…

 

Gavs Hz k.s kisa sohbetler..

Dostlardan biri anlatıyor…

23-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gavs Hz. lerine bir vesile ile sorduk;
“Sultanım cemaat çok kalabalık olduğu halde yapılan sohbetlerden bir feyiz ve muhabbet alamıyoruz. Bazen de üç beş kişilik bir ortamda yapılan sohbette çok daha fazla feyz ve muhabbet olduğunu müşahede ediyoruz. Acaba bunun nedenleri nelerdir?”

Gavs Hz. leri buyurdular ki;
“Bunun üç sebebi vardır, bu üç sebepten biri ya da bir kaçı zuhredince o ortamdan feyiz ve muhabbet kesilir.”

“1-Ya sohbet eden kendi nefsinden konuşuyordur…Yani gafildir. Varlık duygusu ile konuşuyordur. Allah ın rahmetine, Sadatların himmetine yönelmemiştir.”

“2-Ya da cemaat aynı şekilde gaflet içindedir ve adabı gözetmeksizin mecliste bulunmaktadırlar. Yani kalpler dağınık beklentiler farklıdır. Allahın rahmetine, Sadatların feyzine yönelmemişlerdir.”

“3-Veyahut cemaat sohbette geçen konularda birbirlerinin eksiklerini görme gayreti içindedir. Yani şu şunun eksiği, bu da bunun eksiği gibi düşünerek herkesin topu birbirlerine atmasıdır.”

Sonra Gavs Hz. leri durdular ve üçüncü maddeyi işaretle buyurdular ki;
“Vallahi biz bundan nefret ediyoruz….”

menzil-c

 

GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ……………1 Bu tarikat-ı aliye Kur’anın özüdür, Kur’anı Kerimin hikmeti, takvasıdır. Bu tarikat-ı aliye çok değerlidir, çok hassastır, ktir. Bu tarikatı aliye bembeyazdır, en ufak bir leke olursa hemen gösterir, leke değmemesi için çok dikkatli olmak lazım. Bu ebedi olarak insanın hayatını kurtarır. İnsan bütün kuvvetiyle 50-60 senelik dünya hayatı için çalışıyor. Ama belli olmuyor, belki bir gün, belki bir dakika sonra ölebilir. Kendim için çalışıyorum sanıyor, halbuki millet için (başkası için) çalışıyor. Öldükten sonra her şeyi bırakıyor, malı başkalarına kalıyor.
Dünya böyle, ama ahiret böyle değil. Yüz bin değil beşyüz bin trilyon sene değil, ebedi olarak devam edecek olan ahiret hayatımız için çok çalışmamız lazım. Allah için çalışmak, ebedi hayat için çalışmak, aslında insanın kendisi için çalışmaktır. Peygamber (A.S.) bir hadisi şeriflerinde “Dünya ve içindekiler melundur, Allah lanet etmiştir. Allah rızası için yapılan işler bunun dışındadır.” Bunun için, niyet çok mühimdir. Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.
Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalışıyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalışmasak da rızkımızı verirsin. Sen çalışmayı vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocuğum içi çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalışıyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır. İslam güzel ahlaktır. İbadet yalnız namaz değildir. Namaz kılmak çok mühim, her müslümanın yerine getirmesi gerekmektedir. Yoksa Allah teala azap eder. Güzel huylu olmak, yalan konuşmamak, sağlam çalışmak, bunlar ameli salihtir.

19-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ……………2 Gavs Hz. yemin etti, bizim evimize haram girmemiş, Seyda Hz. de bizim evimize haram girmemiş dedi, biz de diyoruz ki, bizim evimize haram girmemiştir. Sizler de bizim işimizde çalışıyorsunuz, dikkat edin. Bu mala haram karıştırmayın. Dikkat etmezseniz siz vebaldesiniz. Helal kazanmak başlı başına bir ibadettir.
Biz bu dergiyi (Semerkand yayınlarını) dini İslam için, insanların eğitimi için, hem de tekkenin ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarıyoruz. Sofiler geliyor çorba lazım, ekmek lazım, yatak lazım, bunlar için para lazım. Parasız olmuyor, dünya için de çalışmak gerek, hizmetin devamı içinde paraya ihtiyaç vardır, bunun gibi dünya için çalışmak ameli salihtir.
Yoksa bize para lazım değil.
Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir.
Peygamber (A.S.)’ın yolunda çalışıyoruz, siz bizim dergimiz için çalışıyorsunuz. Biz sizden memnunuz. Gavs (K.S.A.) buyuruyor, onun zamanında bir hırsız varmış, çevre köylerden bal çalarmış, sen bu balı nerden alıyorsun demesinler diye içinde arı olan bir kovan da çalıp getirmiş. Arılara demiş ki siz vız vız yapın ben balı bulup getiririm. Sizde vız vız yapın, sadatlar size himmet eder, sadatlar da himmet çoktur. Siz ne kadar gayret ederseniz o kadar himmet gelir.

 

ABDÜLBAKİ HAZRETLERİNİN ( KUDDİSE SIRRUHU ) ' NUN MENZİLDEKİ DİNLENİP İSTİRAHATGAHINA ÇEKİLDİĞİ KAMELYASI

ABDÜLBAKİ HAZRETLERİNİN ( KUDDİSE SIRRUHU ) ‘ NUN MENZİLDEKİ DİNLENİP İSTİRAHATGAHINA ÇEKİLDİĞİ KAMELYASI

 

GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ……………3 Bu sadatlar Allah’ın dostudur, bu sadatların nazarı dağları yerinden kaldırır. Sizin bir dostunuz olsa ondan bir şey isteseniz yapmaz mı. Onlar ne isterse Allah verir. İsteklerini geri çevirmez. Biz bu hizmetlerde ortağız. Bu ortaklıkta ticaret ölünce bitmez. Yüz sene, beşyüz sene de değil, kıyamete kadardır. Amel defteri kıyamete kadar kapanmaz. Çünkü bu tarikat kıyamete kadar devam edecektir. Onun hayrı hem size, hem bize, hem de sadatlaradır.Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalışıyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalışmasak da rızkımızı verirsin. Sen çalışmayı vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocuğum içi çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalışıyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır. İslam güzel ahlaktır. İbadet yalnız namaz değildir. Namaz kılmak çok mühim, her müslümanın yerine getirmesi gerekmektedir. Yoksa Allah teala azap eder. Güzel huylu olmak, yalan konuşmamak, sağlam çalışmak, bunlar ameli salihtir.Biz sizden razıyız, Allah’ta sizden razı olsun.
Allah yardımcınız olsun.
(Bizim misafirimiz var, bize müsaade ederseniz)
Allah bizleri ve sizleri sadatlardan ayırmasın. (Amin)
GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ……………4 Bu dünya bir han gibidir; ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır.Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin,hedefine ulaşması için belli bir yol ve usul takip etmesi gerekir.Başı boş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz.Allah yolu da böyledir.O yol da Hz. Rasulullah (s.a.v) ın izinden başka Allah’a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) hayatını yaşamak için de ulu Sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber’e (s.a.v) hakkıyla uymanın en güzel yolu,sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar, sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil,hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasib olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet te budur.

Gavs Hz. 1998 afyon sohbeti Ne iş yaparsanız yapın niyetinizde Allah (c.c)rızası olsun.Kalbinizde Allah’ın (c.c)rızasını yerleştirin, yaptığınız her işde bu olsun.Sizleri tenkit edenlerin ellerini öpün, onları anlamaya çalışın.Size gelenlerin anlattıklarına karşı tarafı dinlemeden hüküm vermeyin.

Dinleyin, Kızmayın, üstünlük taslamayın.

Her iki tarafı dinleyin öyle karar verin.

Sabırlı mantıklı olun.

Hepberaber istişare yaparak karar verin..

Yaptığınızı Allah (c.c) rızası için ,sevdiğiniz zatın hatırı için yapın.

Nakşibendi beyazdır, leke kabul etmez.

6-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

GAVSI SANİ SULTAN SEYYİD ABDULBAKİ KS HZ’LERİNİN SON SOHBETLERİNDEN…. Menzil´de iken gavsimiz ks buyurmus´ki ;“Zikr cekmeyen sofi avamdir.
Naksi listesine sadece zikir ceken sofiler yazilir.
Nefis nefy isbat ile müslüman olur.
Sofiler bize dünya sikayeti ediyorlar.
Ama bir sofi gelip zikr ile soru sormuyor.
Dünya dertleri hep gafletten geliyor.
Zikri sürekli cekin, günahlara meyl etmeyin.
Yoksa zikr uzar gider.”
KURBANLAR, RABBE KURB, KURBİYET İDDİASINDA OLAN GÜZELLER, YİĞİTLER ÖNEMLİ BİR HADİSE
Gavs hz.lerine bir sofi gelip “Zikrimi cekemiyorum ” deyince, mübarek celalleniyor.
Mübarek yok hastayim, yok yapamiyorum gibi dertlerin zikre mani olmadigini buyurmus ve her türlüsünün gafletten meydana geldigini buyurmus.Illaki zikri cekmek gerektigini buyurmustur.Ve yine zikr cekmeyen rabita yapmayan kisiyi tanimadiklarini buyurmustur.

BİR KURBAN’IN DİLİNDEN, GÖNLÜNDEN, RUHUNDAN DÖKÜLENLER… Sofinin gavs hz.lerine kalben yakin olmasi icin en az 15 dakika rabita etmesi gerekiyor.Mübarek sofilerine edebi sart kosuyor ve sofilerinden edebi bekliyorMübarek kendisi geçişi, yürüyüşü ile o kadar cok seyi anlatiyor ki saymak ile bitmez.edeb, sukut, zikr, rabita, rahmet ne saysam az gelir.

Menzil´de öyle hizmetler varki herseyi sofi icin ayarlanmis.

Görevlilere “Sofilerimi incitmeyin ” diye talimat vermis.

Sofi tevbe aliyor,yikaniyor,adabi yapiyor günahlardan kurtuluyor.

Seyda hz.leri cok seviniyor o zaman.

Corba iciliyor sifa niyetine. zemzem gibi suyu bedene sifa…

Öyle bir hizmet ediyorlarki orada basta gavsimiz dilinizi yutarsiniz

O zamanin gavsi. Ingiltere, bosna, almanya, konya´dan 5 kafile,
ankara saysam bitmez.

masallah.

Seyyid Abdulhalim buyurmus; Afrikadan daha gelecekler diye, böyle hizmet görmedim ben aglasak yeridir,herseyi ümmet-i Muhammed icin.

Kiymet bilelim böyle Sultan bize hizmet ediyor,onun bizden bekledikleri var “Gayret” misal.

Rabbim Sultanimiza uzun hayirli ömür versin.

Iki cihanda ayirmasin,

Ya Rabb! Sultanimiza karsi utandirma, layik sofi eyle.

Yeterki üzmeyelim onu. Hakkini ödeyemeyiz ana babandan cok hakki var üzerimizde

Selametle kalin simdilik bu kadar Menzil´den konustuk..Anlayana ne hos

 

Muhammed Raşid Hz (k.s)gavs-ı sani Hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN ABİSİ VE MÜRŞİDİ SULTAN SEYYİD MUHAMMED RAŞİD KS HAZRETLERİNDEN… Letaif virdi:iyi kulak veriniz!Her cesedde bir kalb vardır,o kalbde bir gönül vardır.O gönülde bir sır vardır, O sırda bir hafi vardır.

O hafide bir ahfa vardır,işte Ben bu ahfadayım.(hadisi kutsi)

Letaifler insan vücudunda yer alırlar.

Alemi emirdendirler.

Bunlar görülmezler ,hissedilmezler.

Yerleri Allah(c.c)’ın arşının üstündedir.

İnsan nefsinin arzularına uyunca letaifler hakiki vazifelerini unuturlar

Letaifler ancak Lafza-ı Celal çekildikten sonra hakiki görevlerine dönebilirler.

(Seyyid Muhammed Raşid Erol k.s. ‘un hayatı adlı kitaptan alıntıdır menzil yayınları sayfa 131)

 

17-gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

 

HATMECİ AŞIKLAR BAKIN HELEEvet kardeşlerim hatmeyi hacegan halkasına girenler bilir ki; hatme duasının son kısmında gavsımız seyyid abdulbaki ks hz lerinin ismi okunur vasıfları ile beraber…
işte onun vasıfları:arabçası:-mecmai amalil müslimin, kutbil faizin, sikatil müttekın, vesiletil mütevekkilin , sahibis sehaveti vel kerameti lil alemin, kesiril muhabbeti lil mütevadiin, sahibiş şeriati vettarikatinnakşibendiye,mevlayi, şeyhi, seyyidi, senedi , ve men bihi temessüki ve aleyhi itimadi ve bihi iftarihi ve minhü istimdadi ve kurrati aynı, mevlana şeyhinel kamilil mükemmil el bilvanisi mevlana hazreti şeyh esseyyid abdulbaki el-hüseyni )türkçe:Müslümanların emellerini (maksadlarını) kendisinde toplayan,kurtulmuş olanların kutbu,müttakilerin tutanağı,tevekkül edicilerin vesilesi,müslümanlara cömertlik ve keramet sahibi,mütevazilere muhabbeti çok olan,şeriatın ve nakşibendi tarikatının sahibi,efendim,şeyhim,dayanağım,

bağlandığım,

güvencim üzerine olan ve sebebi iftiharım,

her türlü yardımı kendisinden aldığım,

iki göz bebeğim,

efendimiz şeyhi kamil ve mükemmil serverimiz,

Bilvanisli Hazreti Şeyh Esseyyid Gavsı Sani … Elhüseyni (k.s)

gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

Gavs-ı Sani Hazretleri (ks) şöyle buyurdu: “Bu kapıda kişinin ne kadar hizmet ettiğine değil nefsinin ne durumda olduğuna bakılır.”

 

3gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

Yaptığınızı Allah rızası için, sevdiğiniz zatın hatırı için yapın (Gavsı Sani )

 

[/size]

36gavs-i-sani-seyyid-abdulbaki-el-huseyni-hz (k.s)

 

 

 

 

 

 

 

GAVSI SANİ KS HZ LERİNDEN….Bu kapıda biz en yakınlarımıza, evlatlarımıza ve kardeşlerimize bile bize gelin tabi olun demedik. Herkes serbesttir. Ben hiçbir kimseye dememişim ki benim yanıma gelin. Amma bu kapı öyle bir kapıdır ki bir sofra düşünün. Amma her şey mevcuddur bu sofrada. Hani derler ya bir kuş sütü eksik. Vallahi bu sofrada o kuş sütü de var amma hakiki sadık ve hakiki talip olana nasip olur.Sadakat ve teslimiyyet Allah namına hakiki olmazsa insanı kırkların içine girmekten de cepteki mücevherattan da o sofradaki kuş sütünü içmekten de mahrum eder. Şah-ı Hazne k.s.a. mektubatında buyurmuşar ki; “Emre imtisal edebten üstündür” Yani mürşidin muradını yerine getirmek edebten üstündür.

 

GAVS KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ ( BİR ŞEYHİ ZİYARET HAKKINDA)1996 senesinde Gavs-ı Sani Hz.leri (k.e.) köyde hane-i saadetin avlusunda bazı kardeşlerimizin başka bir şeyhi ziyaret hususunda ve tabi olmak hakkında müsade varmı diye sual sordular.Öğrenmek kastıyle sordukları bu sual karşılığında Gavs-ı Sani (k.s.) Hz.leri bu arkadaşlara şöyle bir sohbette bulundu;“Seyyid Taha-i Hakkari Hz.leri k.s.a. Şeyh Mevlana Halid-i Bağdadi Hz.
nin (k.s.a.) halifesi idi. Seyyid Taha-i Hakkari Hz.lerinin (k.s.a.) de iki halifesi vardı. Seyyid Abdullah (k.s.a) ve Seyyid Sıbgatullahil Arvasi Hz.leri (k.s.a.) Onlar o zaman Seyyid Taha (k.s.a.)nın yanında Amel yapıyorlardı. Bir zaman sonra Bağdat tan Mevlana Halidi Bağdadi Hz.leri (k.s.a.)Hakkariye halifesi Seyyid Taha (k.s.a.) nın yanına geldi.Bir sabah namazından sonra sofilere teveccüh yapmak istedi. Bütün
alimler bütün sofiler bundan çok memnun kaldılar. Hepsi teveccüh için
hazırlandılar.Seyyid Taha (k.s.a.) Hz.leri; ilerde halifeleri olacak ve o anda dergahta amel yapan Seyyid Sıbgatullahil Arvasi (k.s.a.)ve Seyyid Abdullah a (k.s.a.) abdest tazeleyip onların da teveccühe girmelerini istedi. O ikisi şeyhlerine dedi ki;Efendim Mevlan Halid (k.s.a.) sizin şeyhinizdir. Siz ise bizim şeyhimizsiniz. Biz teveccühe girmiyoruz. Mevlana Halid (k.s.a.) ne kadar da büyük olsa biz size teslim olmuşuz. Biz başka bir şeyhin teveccühüne girmeyiz dediler.Bu söz üzerine Seyyid Taha (k.s.a.) çok memnun oldu ve dedi ki;
“Hakiki sofi sizin gibi olmalı”Ve Gavs-ı Sani (k.e.) Hz.leri devam etti;
“Vallahi sofiler biz gidin/gitmeyin demiyoruz. Sadatları gördünüz. Siz bilirsiniz. Herkes serbesttir.”_________________

 

“Bazan dünyanın işleri o kadar ağırlaşır ki, insan altından kalkamaz. Bunun için insan, Allah’ın dostlarıyla irtibat kurmalı, devamlı onlara yönelmelidir. Gönüldeki imanın feryadını yükseltmeli ki, evliyaların ve dolayısıyla peygamberlerin ondan haberi olsun”.

 

Gavs-ı Sani (k.s)
b-342562-abdulbaki_hazretleri_(ks)

GAVSIMIZA KS VERİLEN MÜJDE

 

Gavsi Hizani (k.s.) vefat ederken halifesi Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) cagirdi ve ona bir vasiyette bulundu dedi ki: Ben gidiyorum Ahmet Berive isminde birine rastlarsan benden selam soyle bize dua etsin buyurdu. Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) hayatı boyunca Şeyhinin bu vasiyetini yerine getirmek icin gözünü açtı fakat Berive isimli bir zatı bulamadı. O da vefat ederken halifesi Şeyh Fethullah (k.s.) yı yanına cagırdı bu emanetı ona devretti.Dedi ki: Şeyhimin bana bir vasiyeti vardi ben onu yerine getiremedim o vasiyeti sana devrediyorum Ahmet BErive isimli bir zatı gorursen ona soyle Seyhımın ve benım selamımı soyle bizlere dua etsın dedı.Şeyh Fethullah (k.s.) bu emaneti yerine getirmek icin ugrasti ama oyle bir zata o da rastlayamadı.O da vefat ederken halifesi Şeyhinin oğlu,Şeyh Muhammed Diyaüddin (k.s.) a aynı emaneti devretti.Dedi ki: Ğavsin selami var,Seyda Tahi’nin selamı var,Seyh Fetullah olarak benımde selamım var,Ahmet Berive’yi bulursan bu selamları ona ilet ve bizlere dua etmesini talep et dedi.Bir gun atının ustunde giderken,karsıdan gelen iki tane genc gordu.Genclere selam verdi onlarda selamı aldı,tanısalım dedıler.Genclerin birsi adını soyledi,sıra dıgerıne gelınce bende Ahmet Beriveyim dedi Hazret atından indi seni arıyoruz genc dedi. Dedi Ey genc, Ğavsı Hizani’nin selamı var,Seyda Tahi’nin sana selamı var,Şeyhim Fethullah’ın sana selamı var.Onlar senden dua istiyor ama onların yanında bana da dua et dedi.Genc o dediğin zatlar kim ben kim,onlara dua etmek ben kim dedi.Sen orasını karıstırma selamları al ve dua et. Genc Veaykumselam dedı ve ellerini actı emri yerini getirdi. Ondan sonra hazret tut elimi dedi Yarabbi! Ben pişmanın… diye Sadat-ı Nakşibendiyye’nin tevbesini verdi onu kendine mürit kabul etti.Terbiyesine aldı ve yetiştirdi.Ve daha sonra Hazretin halifesi olarak Sadatin nisbetini Hazne şehrine götürdü ve irsada orda devam etti.Gün geldi Ğavsı Bilvanisi Abdülhakım el-huseyni Sadatın dergahında terbiyesini tamamladı irşadını,seyrü sülükünü tamamlamak üzere rüyadaki bir işaretle onun (Şahı Hazne’nin) kapısına gitti.Çalıştı gayret etti,yıllarca sefer (Turkıye’den İran’a) etti neticede Ğavsı Bilvanisi bu gorevi aldı tekrar bu şuheda vatana Türkiye ye getirdi.Ğavsı Bilvanisi ile birlikte o seferleri yapan bir Seyyid,daha sonra Şahı Haznenin huzruna vardiğinda Şahı Hazne “Şeyh Abdülhakim ne yapıyor?” diye sordu Seyyid halini anlattı.Şahı Hazne bana Abdülhakım’ın cocuklarından haber ver dedi. O ailenin ve Ğavsı Bilvanisi’nin yakını olanSeyyid: Şeyh Abdülhakim’in üç oğlu var,
birinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed dedi,Şahı Hazne: Şeyh olur buyurduSeyyid : İkinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed Raşid dedi, Şahı Hazne: Onun cok buyuk cemaatı olur buyurdu.Seyyid: üçüncü oğlunun ismi Seyydi Abdülbaki dedi,Şahı Hazne: Alem onun zamanında irşadı bir gorsun dedi…Sadatlar Ahmet Berive’ye selam soylemıs o da Şeyh Abdülhakim el-huseynın üçünçü oğlunu işaret etmiş ondan haber vermiş.Alem onun zamanında irşadı gorsun diye daha cocuklugunda (Ğavs-ı Sani Seyyid Abdülbaki’nin) haber vermiş.

 

Akıllı insan iki yarış arabası gibidir. Dünyası da, ahireti de dengeli bir şekilde ilerler.Gavs-ı Sani (KS)

 

GAVSIMIZA KS VERİLEN MÜJDE….(devami) Şeyh Abdülhakim el-huseyni, Şahı Hazne’nin müjdelediği bu kucuk Seyyid hasta iken,hastahanede yatarken ziyarete bir sofi geliyor.Elinde bir çiçek hasta ziyaretine geliyor ve o Sofi anlatıyor “Şeyh Abdülhakim (k.s.), Seyyid Abdülbakinin basında duruyordu Ğavs-ı Sani yatakta yatıyordu.Ben çiçeklerle girince hosuna gitti ve dedi ki: Sofi sen Seyyid Abdülbaki’yi seviyor musun?
Sofi evet kurban cok seviyorum. Şeyh Abdülhakim dedi ki: Ah keske onun zamanına erişsekte üç gun murridi olsaydık…
İşte kardeslerim butun Sadat bu mübareği Ğavs-ı Sani (k.s.) yi haber vermiş,bütün Sadat bu müjdeyi vermiş. Neden vermiş? Ümmeti Muhammed gaflete düşmesin zamanına yetişirse elinden tutsun,eteğine yapışsın,imanını kurtarsın diye. Hepsi bizim için… Bu mübarek nasıl ırsad edıyor kı butun sadat bu mubaregı haber vermıs. Haber verdiki irşadının altıncı senesınde Elhamdülillah sofilerinden suana kadar vefat edipte imanını kurtaramayan hic kimse olmadı buyurdu Ğavs hazretleri.Bu Ğavs iman kurtarıyor… Bu Ğavs cehennemden kurtarıyor… Allah (c.c.) rahmet ipidir yapısanı kurtarıyor… Bu asırda ımanı kurtarmak kadar kıymetlı bırsey yoktur.O zat buyurdu ki:şu asırda musluman kimliği tasıyıp vefat edenlerin yüzde 15-20 si imanla kabıre ınıyor.Ekseriyeti imanını muhafaza edemıyor.Obur taraftan Sadatın elinden tutan,corbasını ıcen hıc kımsenın ımansız gıtmedgını soyluyor.Bu tamamen bir rahmet tecellisidir.Bu Allah’ın rahmetidir.Bu Rasulluha’ın mucızesidir.Bu ahir zamanın şiddetli,agır,fitnelerin yaygınlastıgı donemde Cenabı Hakkın Ümmeti Muhammede bir rahmetidir,bir rahmet tecellisidir.Bir meczup zaat var, ona dedim benim Şeyhim artık elden tevbe vermiyor,sarıklarla altmıs-yetmiş kişiye birden tevbe veriyor ne dersin bu işe diye sordum.Meczup dedi ki: abi o iplerle cehnnemden sizleri cıkarıyor dedi…
Kuyuya dusene ip atılır,cehnnem cukuruna dusmekte olan Müslümanlara da bu Sadatlar ip atıyor… Kim tutarsa Allah (c.c.) izniyle kurtulur…Bir kac hukuk adamı Menzil’e gelmiş Ğavs-ı Sani (k.s.) demiş ki: tevbe etmek şartmıdır,sizin elinizi tutmak şartmıdır? Onsuz olmaz mı ?
Ğavs: şart değil amma siz hukuk admısınız,bir insan mahkemeye düşse,davası olsa o insan tek başına mı davasını görmesi guzeldır yoksa bir avukat tutup avukat marıfetıyle mi kendini savunması daha guzeldır.
Adamlar demiş: Avukatı olsa daha rahat işini gorur.avukat onu daha guzel mudafa eder.
Ğavs: Aynen ahıret işi de böyledir.Kim o Sadatların elini tutarsa,sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor,İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor.Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı,kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı,mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı,sırattan gecerken yardım vekaletnamesi. O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar,melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var,Ben kabul ettım ona karısmayın der.O şekilde gerek son nefeste,gerek kabirde,gerek mahserde,gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler Mümmeti Muhammede yardım ederler.Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz buyurmus.
O hukukcularda insaflı ınsanlarmıs o vekaletnameyı bızde verelim demişler…Kim bun zatların izinden giderse Allah’ın izniyle Peygamberimziin ve ashabının izinden gitmiş olur….

 

GAVSI SANİ S ABDULBAKİ KS HZ LERİNİN BABASI GAVSUL AZAM S ABDULHAKİM E DAİR BİR MENKIBE… Gavs (k.s.) hazretlerinin zamanında bir sofi eşeği ile bir yere giderken sofinin eşeği çamura batıyor. Git gide batıyordu hayvan. Sofi hemen “Himmet Yâ Gavs (k.s.)” diyor, bakıyor birşey yok. Sonra “Himmet Yâ Gavsı Geylâni (k.s.)” diyor, duruyor duruyor birşey olmuyor. Sofi kızıyor.Aradan zaman geçiyor. Gavs (k.s.) hazretleri tabi durumdan haberdar.Gavs (k.s.) diyorki: “Geçen sofinin birinin eceği çamura batıyordu, bizden himmet istedi bizde oraya gittik. Sonra Gavsı Geylâni (k.s.) hazretlerinden himmet istedi, Gavsı Geylâni (k.s.) hazretleri geldi ben ona edep tuttum oda bana edep tuttu. Sofinin eşeğide çamura battı.”Not: Gavs (k.s) diye anılan mübarek Gavsı Kasrevî Sultan Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s.) hazretleri oluyor.

23753836-jpeg_preview_medium

 

Güzel Niyetin Karşılığı
” Bir insan sabah kalkınca , güzelce abdestini alsa , evinden işine giderken:
” Ya Rabbi Sen Rezzak-ı mutlaksın , bütün yarattıklarının rızkını verensin.
Biz çalışsakta çalışmasak da Sen bizim rızkımızı verirsin.
Lakin rızık için çalışmayı bize Sen emrettin.Biz Senin emrine uyup rızkımızı aramaya , kazanmaya gidiyoruz.Diyerek niyet etse ve bu niyetle işe başlasa , bütün gün boyunca başını secceden kaldırmayıp nafile namaz kılan kimse gibi
sevap kazanır.Bu sevabı kazanmak için güzel niyet yeterlidir.( S.Abdulbaki el-Hüseyni hz.(k.s))
sözler… Halife Hazretleri Buyuruyor ki; Bu mal bu kapıya çok zor geldi.Gavs Hazretleri, bir sohbetinde, “Bu manevi malı aldık,
inşallah kıyamete kadar bu ocakta bu irşad devam edecek,
onu kıyamete kadar bırakmayacağız” buyurmuş
BİR RÜYA…

003-menzil

Bunu Babam nakletti. Babam (Gavs-ı Sani Hazretleri) şöyle anlattı.
“Ben bu göreve gelince, bir rüya gördüm. Rüyamda, başımın
üzerinde bir taht yapılıyordu. Tahtı yapanlara, Bunu kim için
yapıyorsunuz? diye sordum. 
Hz. Resulullah (s.a.v) için yapıyoruz,
o gelip oturacak dediler. Ben, Ne kadar oturacak? diye sordum.
Bana, Bu kapıda sünnet-i seniyyeye uyulduğu sürece, Hz. Peygamber
orada oturacak denildi. Biz de bütün gücümüzle sünnet-i seniyyeye
uyarak Resulullah Efendimiz (s.a.v) devamlı başımız üstünde oturmasına
çalışacağız inşallah.”
Gavs-ı Sani Hz.leri buyurdular ki;
Hızlı giden takla atar…
Yavaş giden geri kalır…
İtidal olmalıdır..

vlcsnap-2010-12-11-10h58m09s188

[size=4]BİR SOHBET…
Gavs hz. k.s. bir sohbetinde şöyle buyuruyor
‘seyda hz. diyorki Muhabbetin kaynağı dörttür
1.Mürşidi kamil ziyareti
2.Mürşidi kamil sohbeti
3.Rabıta
4.Virttir’
__________________________________
Nasihatler.Net ten alıntıdır.

 

GAVSI SANİ’DEN KS BİR SOHBET : RABBİMİZİN RAHMETİ

Abdulbakihz

GAVS-İ SÂNİ buyurdu;
“Yüce Allah’ın rahmeti çok geniştir.O,bu rahmetini kullarına vermek istiyor,bunun için ufak bir bahane arıyor.Siz bu rahmete ermek için bir bahane bulun.Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın”.Önceki büyükler zamanında şöyle bir hadise anlatılır:

İbn-i Asfur diye birisi vardı.Bu zatın hayırlı ameli azdı.Bu zat birgün bir kuşu yakalayıp onunla oynayan bir çocuk gördü.Çocuk kuşla oynuyor, oynarken de kuşa eziyet ediyordu.
Bu zat,Allah rızası için şu kuşu çocuğun elinden kurtarayım diye niyet etti.Biraz para çıkardı,çocuğa verdi.Çocuk parayı görünce kuşu ona verdi.İbn-i Asfur da kuşu salıp azat etti.

GAVSI SANİDEN KS BİR SOHBET : RABBİMİZİN RAHMETİ ….(2) Bu zat bir zaman sonra vefat etti. Bunun Allah dostlarından bir komşusu vardı.Bu veli bir gün onun kabrine gitti.Ona dua ve istiğfar etti.Sonra gözlerini yumdu,murakebeye girdi. Yüce Allah’tan onun kabirdeki halini göstermesini istedi. Yüce Allah onun kabir halini bu veliye gösterdi. Adam evliyalar gibi güzel bir haldeydi. Ona, ” bu halin ne güzel,bu hali nasıl elde ettin,sana ne muamele edildi?” diye sordu. Adam: ” Bu işe ben de şaşırdım fakat çok memnunum. Bana, sen bizim rızamız için gücün yetti bir kuşu azat ettin; biz de seni günahlarından azat edeceğiz,bizim de buna gücümüz yeter.Sen bizim rızamız için o çocuğu ve kuşu sevindirdiğin gibi, biz de seni sevindireceğiz,dendi ve işte bu güzel nimetler bana verildi.” dedi.

RUHLARIN TANIŞMASI ……….1 Temiz ruhlar, Yüce Allah’a aşıktır. Onlar yerde gökte Yüce Allah’a ait şeyler arar, sevgiyi yoklar, ihlâsı koklar, Arş’a kimden ne çıktığına bakarlar. Oraya kim yönelmişse onu sever, tanır ve kendisine dua ederler. Böylece ruhlar o iklimde tanışmış olurlar. Bu durumu Efendimiz s.a.v. şöyle ifade buyurmuşlardır: “İki müminin ruhu bir günlük mesafede karşılaşıp tanışır. Halbuki onlar birbirlerini zahiren hiç görmemişlerdir.” (Buharî) Herim b. Hayyan rh.a. anlatır: “Veysel Karanî Hazretleri’ni görmek için Kûfe’ye gittim. Tek arzum kendisiyle görüşmek ve hayır duasını almaktı. Onu öğle vakti Fırat kenarında abdest alırken buldum. Kendisini ilk defa görüyordum. Anlatılan vasıflarından onu tanıdım. Yanına vardım, selam verdim. O da selamımı aldı ve: – Allah sana rahmet etsin. Nasılsın ey Herim b. Hayyan? dedi. Ben, benim ve babamım ismini nereden bildi diye hayret ettim. Kendisine: – Allah sana rahmet etsin, benim ve babamın ismini nereden bildin? Bundan önce seni hiç görmemiştim, dedim. Biraz sükût etti ve: – Bana senin ve babanın ismini her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bildirdi. Nefsim seninle konuşurken ruhum senin ruhunu tanıdı. Hiç şüphesiz bedenler birbiri ile tanışıp kaynaştığı gibi, ruhlar da Allah sevgisiyle birbirlerini tanırlar ve severler. Zahiren hiç karşılaşmamış, tanışmamış olsalar ve oturdukları yerler çok uzak da olsa bu böyledir, dedi. (İbnu Asakir, Tarihu Dımaşk; Ebu Nuaym, Hilye; Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ) _________________

RUHLARIN TANIŞMASI ……….2 İrşad kutbu Gavs-ı Sani Hazretleri bu mühim konuya şöyle işaret etmiştir: ‘nice insanlar vardır ki, devamlı evliyanın yanında bulunur; fakat niyeti Allah rızası değildir. O kimse evliyadan çok uzaktır. Bazı insanlar ise bedeniyle evliyadan çok uzakta bulunur, fakat kalbi Allah rızasına aşıktır, ihlâs üzere yaşar. Veliler o kimseyi tanır ve severler. Halbuki o kimse evliyayı hiç görmemiştir.”

gavs ks hz lerinin babası ve mürşidinin ( abisi seyda muhammed raşid’in ) mürşidi olan Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri buyurdular ki;

Evliyânın huzûruna dolu giden boş, boş giden dolu döner.

Namaz, aman namaz, nerede ve ne şart altında olursa olsun mutlaka namaz kılın.

Temiz ve yeni elbise giyiniz. Gittiğiniz yerlerde, ahlâkınızla, sözlerinizle, giyinişinizle İslâmın vekârını, kıymetini gösteriniz.

Allahü teâlâ dilediğini yapar. Güzel ve doğru onun dilediğidir.

Kur’ân-ı kerîm şifâdır. Fakat şifâ, suyun geldiği boruya tâbidir. Pis borudan şifâ gelmez.

Gerçek kerâmet, kerâmetin gizlenmesidir. Bunun dışında görünenler, velînin irâde ve ihtiyârı ile değildir. İlâhî hikmet öyle gerektiriyor demektir .

Hakk’ı sevmedikçe, Hak teâlâyı hâkim bilip, ona kulluk etmedikçe, insanlar birbiri ile sevişemez.

Kavuştuğunuz her nîmet; hep hakka îmânın hâsıl ettiği kardeşliğin neticesi ve Allahü teâlânın ihsânıdır.

Gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır.

Beşeriyet ne kadar uğraşırsa uğraşsın, sevip sevilmedikçe; ızdırap ve felâketten kurtulamaz.

Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür.

İlim cehli izale eder, yok eder, ahmaklığı değil.

Cemiyetteki ruh hastalıklarının sebebi, îmân eksikliğidir.

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 1

Bilvanis, Siyanüs, Taruni, Havil, Dilibey, Nurşin, Kasrik ve Gadir köylerinden soluklayarak Menzil’i mekan edinen Gavs Hz.leri ve oğulları (Seyda Hz.leri ve Seyyid Abdülbaki Hz.leri) kıyamete dek sürecek irşad faaliyeti sergilemektedirler. Peygamber soyundan gelen bu aile, Şah-ı Nakşibendi (k.s.)’ın Kasr-ı Arifan’da başlattığı irşadın ikincisini her türlü çileye rağmen, devam ettirmektedirler. Bu yüzden Menzil’e Seyda Hz.leri (k.s.) ikinci Buhara demiştir. Gerek Gavs Hz.leri, gerek Seyda Hz.leri ve gerekse Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin bu yerlerde Allah’ın rızasını kazanmaktan başka gayeleri olmamıştır. Rıza-ı Bari hayatlarının parçası olmuş ve bu uğurda diyar diyar gezmişler ve bu uzun yürüyüşten sonra , Menzil en son durakları olmuş. Böylece göç ve hicret hayatını yaşayarak Resulüllah’a mutabaat yaptılar.

Bu yürüyüşü önce Gavs Hz.leriyle köy köy gezerek başlamış Seyda Hz.leri döneminde kalabalıklara dönüşmüş ve Seyyid Abdülbaki Hz.lerin de ise zirveye ulaşmıştır. Bu irşad halkasının içinde Şeyh Abdurrahman-ı Tahi, Şeyh Fethullah, Şeyh Muhammed Diyauddin, Şeyh Ahmed-el Haznevi gibi sadatlar sıralanmış, mekan değiştirenlerin yerine Gavs Hz.leri, Seyda Hz.leri ve Seyyid Abdülbaki Hz.leri aynı heyecanla bu yolu bugüne dek taşıyarak onların yollarını takib etmişlerdir.

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 2

Nöbeti devraldığı zat, hem kardeşi, hem yol arkadaşı, hem mürşidi Seyda Hz.leridir. hayattayken arkasında iki büklüm bir vaziyette büyük bir adabla peşisıra yürümesiyle dikkati çeken Seyyid Abdulbaki Hz.leri ilerisini haber verircesine nöbeti Seyda Hz.lerinden devralmıştır. Babaları Gavs Hz.leri olan bu ikili, ailenin gözbebekleridir adeta.

Seyyid Abdulbaki Hz.leri tâ çocukluk yaşlarda hastalığa yakalanmış, zayıf ve bitap düşmüştür. Malum bizim gibi zayıf insanlar için hastalık günahlara kefaret olan ilaçtır ama, büyük zatlar için makam almalarına veya bir basamak ilerisine sıçramak için verilen ilaçtır. Verem hastalığına yakalanmış, ama hasta haliyle Siirt’te, oradan da Van’a okumaya gitmeyi ihmal etmedi. O zamanları medrese talebeliğinin yanısıra , tevbe de veriyordu. Bir yandan hastalık, bir yandan talebelik ve bir yandan da Gavs Hz.lerinin emri doğrultusunda irşada yardımcı olmasıyla alametlerini tâ o günlerde belli etmesi büyüklüğüne işarettir.

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 3

Gavs Hz.leri Van’a gönderdi. Van’da ne oldu? Kısa zamanda irşad halkası genişledi ve çoğaldı. Kötü hallerini bırakan halkaya dahil oluyordu. Tabii bu arada rahatsız olanlar muhalefet etmeye başladılar. İstemeyenler ve çekemeyenler oldu. Münkirler boş durmadılar, hemen şikayet ettiler. İki-üç gün tevkif edildikten sonra Seyyid Abdulbaki Hz.lerini genç yaşta 30 gün süreyle tutukladılar. Molla Ahmed bu durumu Gavs Hz.lerine açıklamaya çekinir, rahatsızlık duyacağını hesap ederek önce tereddüt etti ve nihayet Seyyid Sıtkı’ya söyler. Zaten Seyyid Abdülbaki Hz.leri hastaydı. Bir de hapishane hayatı eklenince, bütün bunları Gavs Hz.leri işitirse ne yapar düşüncesiyle Molla Ahmed’in anlattıklarını dayıları açıklar.Dayıları Seyyid Sıtkı diyor ki:

“Ben Gavs Hz.lerine söyleyince, Gavs Hz.leri öyle oldu ki, öyle ferahlandı ki, inanın çiçek gibi açıldı. Öyle tebessümle bana dedi ki:

-Ondan büyük nimet ne var? Allah’a şükredelim. İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibendi, Abdulkadir Geylani, Şah-ı Hazne hepsi içerde mapus kaldı. Onlara mutabaatı oldu. Bazıları hata yapıyor, suç işliyor, tevkif ediliyor ve ceza altına giriyor. Bu Allah’ın yolunda tevkif edilmiş ve nezaret altına alınmış ne kadar büyük nimettir. Ne kadar şükretsek azdır.”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 4

yörenin insanları kötü işleri bırakıp, yola gelmesinden rahatsızlık duyanlar Yüzbaşı’ya şikayet ediyorlar, o da huduttaki yüzbaşıya bildiriyor, derken yirmibeş muhtardan imza toplayarak gözaltına alıyorlar.

30 günden sonra serbest bırakıyorlar. Gerçi şikayet edenlerin ekserisi hakikati görünce pişmanlık duymuşlar ve yola girmişler. Baktılar ki ne kadar çile çekiyorsa bu zat, o kadar Allah (C.C.) daha fazla veriyor. Bu durumu idrak edenler hemen diz çöküp halkaya dahil oluyorlardı. 30 günden sonra Menzil’e geliyorlar, daha sonraları tekrar okumak için gidip geliyorlardı. Allah’ın dostları hepsi çekmiş, eziyet onlar için lezzet ve taddır.Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin terbiyesinde başta Gavs Hz.lerinin ve Molla Derviş gibi Hocaların katkısı büyüktür. Seyda Hz.leri nasıl ki Gavs Hz.lerinin emrinde nasıldı, Seyyid Abdülbaki belki iki-üç misli daha fazla Seyda (k.s.)’ın emrindeydi. Seyda Hz.leri ağabey-kardeş ilişkisinin ötesinde can yoldaş idiler. Seyyid Abdulbaki Hz.leri Gavs (k.s.)’ın döneminde bile Seyda Hz.lerinin karşısında sanki ölü ve cansız gibiydi, yani teslimiyet çoktu. Zaten Seyyid Abdülbaki Hz.lerinin bu halleri , onun ileride Seyda Hz.lerinden sonra büyük bir zat olacağını haber veriyordu. Adabı ve halleri “Seyda Hz.lerine layık olmaya çalışacağım” mesajını ortaya koyuyordu”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 5

Nitekim de Seyda Hz.leri bu dünyadan göç ettikten sonra irşad daha da kat kat arttı.Seyyid Abdulbaki Hz.leri hastalık çektiği için genç yaşlarda çok zayıfmış, ince yapılıymış. Gavs Hz.lerini Ankara’ya yolladı, o hastalık geçti, dönüşte kilo almaya başladı. Böylece o zayıflık da üzerinden alınmış yerine heybet hakim olmuş. Hem de öyle bir heybet ki, sima olarak artık babası Gavs Hz.lerine benziyordu. Seyda Hz.lerinin sofilerinden Gavs’ı tanımayanlara, Seyyid Abdulbaki’yi görmeniz kâfi deniliyor. Gerçekten de, Gavs’ı görenler yüzcek benzediğini söylüyorlar. Hastalık, hapis, eziyetler derken sabır yürüyüşünü Seyda Hz.lerinin arkasında adapla yapıyordu. Seyda Hz.lerinin halifelik öncesi ve sonrası emrinden çıkmayan birisi varsa o da Seyyid Abdulbaki Hz.leri idi. Hayatında iki şey mukaddes biliyordu: birisi Gavs Hz.leri ve Seyda Hz.leri, diğeri ise Kur’an ve hadis…”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 6

Öyle ki , Seyda Hz.leri şu işi yap, hemen yapıyordu. Ağabey-kardeş ilişkisi teslimiyet çerçevesinde geçti. Zaten Mürşid-i Kâmil’in alameti âdâbıdır. Gavs Hz.leri vefat edince bütün işleri Seyda Hz.leri yapıyordu. O yıllar en büyük yardımcısı Seyyid Abdulbaki (k.s.)idi. Hayatını âdâb ve teslimiyet üzerine tanzim etmişti. Gavs Hz.lerine de öyle candan ve aşktan bağlıydı ki, onun dar-ı bekâya irtihali Seyyid Abdulbaki (k.s.)’ın iç dünyasında fırtına estirmiş, adeta şok hali yaşamasına sebep oldu. Öyle bir şok ki beraber yaşadıkları Seyda Hz.lerini bile bir an unuttururcasına, 21 gün biat etmemiş Gavs Hz.lerinin merkadına günlerce yüz sürmüş ve onu kaybetmenin hüznünü yaşıyordu. Tabii bu şoktan çıkmama hali Seyda Hz.lerine beyatını geciktirmesine sebep olmuş. Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin bu haline itiraz edenler olmuş ama , o bütün bunlara aldırış etmeden Gavs (k.s.)’ın merkadına yapışmıştı. Yine birgün Seyyid Abdulbaki Gavs’ın merkadında, Seyda Hz.leri de merkadda o arada Kur’an okuyor. İşte o sıra ne olduysa orda oluyor, Seyda Hz.leri:

“Abdulbaki otur…” diyor ve beyatı o anda gerçekleşiyor. Hatta, maneviyatta Gavs’ın (k.s.) Seyda Hz.lerine üç sefer:

“- Raşid, S. Abdulbaki’ye dikkat et. Onu sana teslim ettim” dediği rivayet ediliyor. Böylece, Seyda Hz.leri bu ikaz karşısında Seyyid Abdulbaki (k.s.)’ına “otur” diyerek emaneti veriyor. Kelimenin tam anlamıyla bu emanet Seyyid Abdulbaki’ye (k.s.) verilen en büyük hediyeydi. Artık o şok hali üzerinden kalkıyor, yeni bir hayata başlamanın sevinci üzerini kaplıyordu. Gavs (k.s.)zamanındaki beraberlik eskisinden daha da çok koyulaşarak Mürşid-Halife ilişkisine dönüşüyor. Seyda Hz.leri halifeliği Molla Abdulbaki ile beraber ikisinin icazetini bir perşembe akşamı veriyor. Seyda Hz.lerinin sofileri Menzil’e ziyarete gittiğinde hep onu Seyda Hz.lerinin arkasında iki büklüm gördü ve hafızalarımızda hep o hali kaldı. Ayrıca Seyyid Abdulbaki sırt ağrılarından dolayı Seyda Hz.lerinin emriyle ameliyat da olurlar.Seyda Hz.leri de dar-ı bekâya irtihal edince bütün yük Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin omuzlarına binmiştir. …”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 7

Nasıl ki, Gavs zamanında en büyük destekçi Seyda Hz.leri idi, Seydamızın döneminde de en büyük yardımcı Seyyid Abdulbaki Hz.leri idi. Şimdi Menzil’in işleri daha da yoğunlaşmıştır. Bir yandan camii inşaatı, diğer yandan merkad inşaatı ve diğerleri bunun en büyük göstergesidir. Menzil artık gelen misafirleri maddeten kaldıramadığı için, Seyyid Abdulbaki Hz.leri büyük çapta inşaat ve imar faaliyetlerini başlatarak, Gavs (k.s.) ve Seyda (k.s.)’ın bıraktığı temelleri daha da genişletmişlerdir.
..”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 8

Önce Türk-i Cumhuriyet’lere yönelik bir seyahatı başlatırlar. Daha sonra bu yolculuktan sonra umre hazırlığına koyulur. Türk-i iller ve Umre yolculuğu derken, Menzil’e döner dönmez merkad ve camii inşaatını gerçekleştirir. Sene içinde de Afyon’u ve Pursaklar’ı ziyaret ederek hem irşad hem de mutabaat yapıyorlar. Seyda Hz.lerinden devraldığı yük, beş-on misli daha da artarak
bu dönemde şeritle (iple) tevbe verme metodunun görülmesi bu dönemin en belirgin özelliğini ortaya koyması bakımından mühimdir. O kadar yük artmış ki, Allah’ın rahmeti ve kudreti olmasa hiç bir insanın bu yükü taşıması mümkün değildir. Bütün bu eziyetleri Allah için çekiyorlar. Her türlü insanın nefes kokusuna normal bir insan, değil bir gün, bir saat bile dayanamaz. Öyle oluyor ki, camii tıklım tıklım, üstüste secde ediliyor, nefessizlikten dayanılmaz hale geliyor. Böyle olduğu halde, hem camii inşaatı, hem Menzil’in işleri, hem sırt ağrıları, hem de irşad faaliyetlerini bıkmadan usanmadan, aralıksız bir şekilde yürütüyorlar. Fakat, Allah-ü Teala ona göre kuvvet vermiş. Allah’ın muhabbeti olmazsa ve sadatların muhabbeti olmazsa bütün bu işlerin yapılması imkânsızdır.”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 9

Bel ağrılarına rağmen yine de irşaddan geri kalmıyor, devamlı sofilerin hizmetinde. Rahatsızlığını bile hiçbir zaman dile vurmaktan haya edinen bir mizacı var. Hastalığını soranlara, sıkılgan bir vaziyette anlatmaktan imtina ediyor, ancak ve ancak sırtını çeviremediğini görerek anlaşılıyor. Dikkatle bakıldığında kendini ve sırtını çeviremediği gözlerden kaçmıyor. Bunlara rağmen irşad faaliyetlerine yılmadan usanmadan ve sorumluluk duygusuyla devam ediyorlar. Bu vazifeyi madem yapacaksan, tam yapacaksın şuuruyla hareket ediyor. Allah (C.C.) ecirlerini artırıyor.

Seyyid Abdulbaki Hz.leri denilince ilk evvela âdâb akla geliyor. Gavs (k.s.)’ın Şah-ı Hazne’ye bağlılığı ve Seyda Hz.lerinin Gavs’a teslimiyeti, Seyyid Abdulbaki (k.s.)’ında zirveye çıkarak âdâba dönüşmüştür. Diğer halifelerde de var ama, Seyyid Abdulbaki’de tarif edilmez bir şekilde
bambaşka….”

bir yolculuk yapalım inşaallah…. 10

Seyda Hz.lerinin ardından merkadı ve camiiyi yapması, evlere ve çeşmelere el atması gibi faaliyetlerine de akıl sır ermiyor. Yani tasarrufatına akıl ermiyor ve çok hızlı başladı. Tabii hep Allah’tan geliyor. Bu dönemde çorba daha da fazla kaynıyor, ekmek daha çok çıkıyor, tabiri caizse on misli oldu.

İşte bu yoğun faaliyetinde Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin dilinden sohbet bile işitemez olduk. Zaten fırsat yok. Sohbet ederse, tevbe veremezsin ve irşadın aksamasına yol açar. O bakımdan hiç boş durmuyor, o yüzden sohbete sıra gelmiyor. Seyda Hz.leri Gavs’tan sonra yaklaşık iki sene çok sohbet etti, sonradan birdenbire bıraktı. Vefatına yakın veda niteliğinde sohbetleri oldu o kadar. Fakat, Seyyid Abdulbaki Hz.leri irşadı devraldıktan sonra sohbet etmemesi, yukarıda işaret ettiğimiz hususlardan kaynaklanmaktadır. Bu dönemde amel, zikir ve akıl ön planda. Muhabbetten ziyade çalışmak, bu dönemin en belirgin özelliği…”

gavsı sani ks hz lerinin babası gavsul azam seyyid abdulhakime ks dair…

Şeyh Salah Siirt’in Melefe kasabasında tekele ait tuz ocağında müdürlük yapıyordu.
Babası kadiri şeyhi idi.Şeyh Salah babasından ders almış hatta halife olmuştu.
O sırada altmış bir bin virdi vardı. Bir gün odacısı;
“Müdürüm bu gün buraya çok kıymetli bir mürşit gelmiş ne olur bu akşam beraber ziyarete gidelim” diye ısrar etti.

Bende onu kıramadım.Hal bu ki bende bir şeyh idim.Ama odacıya bunu söyleyemedim.
Kalktık beraber Gavsın kaldığı eve gittik. (Abdülhakim El Hüseyni K.S.A)
İçeri girince Gavs hazretleri bana; kendimi tanıtmadığım halde,
Şeyh Salah sen şöyle gel diye yanında yer gösterdi, Oturdum.
Epey bir sohbetten sonra sende intisap eder misin? Dedi.
Bende tabi ederim dedim.Bana tövbeyi telkin etti.Müezzin Abdurrahman hocaya talimat vermesini banada, Sabah kahvaltıya gelmemi buyurdu.
Sabah gittim birlikte kahvaltı ettik.
Bana adabı yapıp yapmadığımı sordu, yaptım dedim.
bunun üzerine müezzin Abdurrahman Hocaya beni işaretle
” beş bin virt talimatı ver” dedi.
Ben zaten benim virdim var diyemedim.
O gece hem eski virdimi yaptım, hem de Gavs’ın verdiği virdi yaptım.
Ertesi sabah Gavs virdi çekip çekmediğimi sordu.
“Çektim” dedim;
bana bu gün “on beş bin çek” dedi.
O gece yine hem Gavsın verdiği virdi, hem eski virdimi çektim.
Sabah tekrar Gavsın yanına gittim.
Nasıl verdiğimiz virdi çektin mi ? diye sordu.
Evet dedim. Bu seferde müezzine döndü ve
“Yirmi beş bin letaif virdi” talimatı ver dedi.
Baktımki ikisi çok ağır olacak dayanamadım,
Kurban benim eski virdimde var dedim.
Bana; ikisinide çek hangisini seversen ona devam et buyurdu.
O gece eve gittim.
Önce eski virdimi çekmek istedim.Ama bir türlü yürütemedim.
Onu bıraktım,Gavsın virdine başladım.Baktım ki su gibi akıyor.
Artık eski virdimi bıraktım.Sabah tekrar Gavs a gittim.
Ne yaptın diye sordu.

-”Eski virdimi bıraktım kurban” dedim.
-”Hayırlı olsun” buyurdu.

gavsı sani ks hz lerinin mürşidi ( ve aynı zamanda abisi) seyyid muhammed raşid ks hz lerine dair…
Muhammed Râşid Hazretleri’nin hanımı olan Annemiz, mübâreğe bir gün;

-Niye kendini bu kadar heder ediyorsun?
diye sormuş.

Muhammed Râşid Hazretleri, cevab vermişler;

-Şimdi insanlar kendilerini; pervânenin kendisini ateşe atıp yaktığı gibi; büyük bir pervâsızlıkla, küfrün ateşine atıp yakmaya çalışıyorlar. Benim yerimde sen olsaydın ne yapardın?

tebessüm

Sofinin biri menzile gittiğinde buraya gelmişken virdimide seyda hazretlerine söyleyeyim arttırayım diye niyetlenmiş….

ve sıra sofiye geldiğinde Gavs-ı Sani hz. lerine; sultanım 9000 çekiyorum arttırmak istiyorum ne buyurursunuz demiş..

Gavsımız buyurmuş; sofi 11000 çek… demiş.

tam sofi geri geri giderken gavsımız ee sofi birazda ALLAH de buyurmuş….

bu duruma şahit olan sofiler merakla sofiye sormuşlar..
kurban allah razı olsun sen bu güne kadar ne diye vird çekiyordun??
sofi demişki ben hep vird vird diyerek tesbihi çeviriyorum.. demiş…
bunu duyan sofiler muhabbetten ve gülmekten kırılmışlar…

bir menkıbe

Gavs- Sani hz. Adana ya bir hasta gönderdi. orda ki görevli doktor kardeşimiiz de, emanet diye onla gayet ii ilgilendi. (kendisi doktor) ancak gelen hasta o kadar rahatsız ki, ağrı kesici vuruyorlar 1-2 saat acısı diniyor ve yeniden bağırmaya başlıyor hasta kardeşimiz. 3 gün süren acı veren bir hastalık sonunda vefat ediyor. görevli doktor kardeşimiz diyor ki:” Allah Allah! biz insanlara son anda Sadatlar gelir, rahat ve huzurlu bir şekilde ölürsünüz diye anlatıyor. ama şu vefat eden kardeş acılar içinde ve bağırarak vefat etti. ve şunu ekliyor: ” bu kalp dedi ki,

vlcsnap-2010-12-11-23h34m32s139

HİMMET BUNUN NERESİNDE?”
dayanamadım ve Gavs-ı Sani hz lerine (k.s) dedim ki” Efendim! siz bize bir hasta gönderdiniz. Biz de elimizden geldiğikadar ilgilenmeye çalştık. ancak gönderdiğiniz hasta 3 gün boyunca o kadar acı çekti o kadar acı çekti ki ve bağıra bağıra vefat etti. bu kalp dedi ki, ” Himmet bunun nerseinde?” cevaben
GAVS-SANİ HZ. ” O ZAYIF BİR KULDU. AMEL İŞLEYEMEYECEĞİ BİR YERE GİDİYORDU. SADATLAR İSTEDİLER Kİ YÜKSEK MAKAMLAR ELDE EDEREK GİTSİN!”
Bunu duyunca aklıma şu hadis geldi.RESUL-İ KİBRİYA (SAV):
” ÖYLE MAKAMLAR VARDIR Kİ, HASTALIK VE GEÇİM SIKINTISI DIŞINDA HİÇ BİR ŞEYLE ELDE EDİLMEZLER!”
SADATLAR BİZİM İMANIMIZ VE İİLİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYR. BİZ BİR ŞEY İÇİN DUA İSTEDİĞİMİZDE, ONUN İLLA İSTEDİĞİMZİ ŞEKİLDE OLACAĞINI DÜŞÜNMEYELİM. İMAN VE MAKAM İÇİN NE GÜZELSE O OLACAK DEMEKTİR.
Allah BU KAPIDAN AYIRMASIN!

 

gavs-ı sani Hz’lerinin (k.s) halifelik döneminde rabıta hakkında şunları söylemiş:

sual: Seyidim, kitaplarda çeşitli rabıtalar tarif edilmiş, Siz nasıl yapıyorsunuz?

Rabıta akşam namazından sonra yapılır 15 dakikadan az olmaz, birbuçuk saate kadar uzayabilir. Rabıta yapacak olan yüzünü kıbleye döner. Otururken sağ ayağını sol ayağının altından çıkarır. Gözlerini yumar. 25 estağfirullah çeker. Kendi sesini duyacak kadar söyler. Estağfirullah’lar ile, günün ağırlıkları ve dünya didişmelerinden kirlenen kalbini silmeye başlar. Daha sonra Sultanımızı azim, nurani ve latif bir makamda düşünür. Mesela bir kürsüde. Durduğu yerin başından arş-ı alaya uzanan nurani bir sütun ile iner ve birleşir. Mürid, o nurani sütundan bir ziyanın kılıç gibi kendi kalbine aktığını düşünür. Kalpteki günahların, mermere damlayan asit gibi kalpte yara açtığını düşünerek, bu nurun o yaralara melhem olup kalbi cilalandırdığına inanır. Cilalaya cilalaya bir hafta kadar rabıtanın içinde kaybolursa rabıtası yoğunluk kazanır ve o insan istikamet sahibi olur. Tarikattan çıkmak istese de artı çıkamaz.

Bismillah…..
Efendimiz Muhammed (sav)´den Hz Ebu Bekir´e Zikir ögretildi ..

Hikayesi söyledir :

Efendimiz (sav) ve Sahabeler karinlari ac iken Hz. Ebu bekr es siddik (ra)efendimiz´in evinden Ciger Kokusu peyda olur .. Bunu Sahabelerden birkaci Resulullah (s) giderek söyle arzeder :

Ya Rasulallah (sav) ! Anam Babam size feda olsun , en yakin dostunuz Hz. Ebu Bekr siddik (ra) evinden ciger kokusu geliyor .. Bizim karnimiz ise ac. Bu Ne durumdur ?

Resulullah (sav) Efendimiz o Sahabelere Ebu Bekr (ra) ne yaptigini bakmalari icin evine yollar ..

Bakarlar ki Hz Ebu Bekr (ra) gizli (hafi) zikir ile mesguldür . Zikir ceke ceke Cigeri yanmis ve etrafa pismis ciger kokusu sacmisdir.
Bunu hemen Efendimiz (sav) haber ederler , Hz Ali (ra) da Efendimize bir zikir ögretmesini ister ve Hz Ebu Bekr (ra) cektigi gizli zikri cekmeye baslar , fakat tat alamaz .. efendimize bu durumu arz ettikden sonra Efendimiz (sav) hz Aliye (ra) sesli zikretmesini ögretir..

Hz Ebu Bekr Selmani Farisi (ra) devam ögretir bu zikri , böyle devam ede ede Suriyedeki Ahmedul Haznevi (ks) hazretlerine kadar ulasir..

Ahmed Haznevi hazretleri Suriyede bir Allah Dostudur , en ileri gelen Sofilerinden Abdulhakim hz. line Halifelik vererek irsad icin Türkiyeye yollar …

Gavsi Kasrevi Abdulhakim El Huseyni hazretlerinin vefaatindan sonra Sultan Seyyid Muhammed Rasid hz irsadi devam ettirir..

Sultan Seyda hazretleri 6 halife birakir , bunlardan birisi Gavsi Sani hazretleridir ve irsadini köyleri menzil köyünde devam ettirmekdedir.

Kendileri suan 60 küsür yaslarinda beyaz sakalli nurani bir zatdir..
Dünyanin her bir yaninda Dergahlari olup Tevbeye davet eder …

Memleketimizin dört bir yanindan kafileler kalkarak bu mubaregi görüpde Nazarini almak icin can atarlar …

Mahmud Efendinin Muridlerinden birisi Sultan Seyyid hz vefaatindan sonra bir rüya görür, ve Gavs hz Vekiline Medinede söyle anlatir :

Seyda hz vefaat edince cok üzüldük , ben bir rüya gördüm.
Seyda hz den sonra onun yerine gecen Mubaregin Dergahi dünyanin her bir yanina ulasacak , naksibendilik cok yayilacakdir , buyurmusdur

 

Gavs Hz.lerinden eski sohbetler…

Bir insan sabahleyin evinden çıkarken çoluk çocuğunun nafakasını kazanmaya, yani çalışmaya gidecek, niyet şöyle olacak, Besmele çekip, Yarabbi senin rızan için gidiyorum çalışmaya, işi bitip evine dönünceye kadar sanki vird çekiyor, namaz kılıyor, zikirdeymiş gibi Allahu Teala o kişiye sevap veriyor. Çalışmak vaciptir. Çalışmazsan olmaz.. Sırt üstü yatıp, sofilerden beklemek, onun bunun sırtından geçinmek olmaz. İmamı Gazali (ksa) bir beldeye gidiyor. Camide çok takva, huşu içerisinde namaz kılan bir derviş görüyor. Şalvarlı, cübbeli, sakallı, sarıklı tam bir sofi. Cemaata soruyor? Kimdir bu mübarek sofi, imrendim ona…

Cemaat dedi, efendim bu derviş her zaman böyledir. İbadet ile meşguldur. İmamı Gazali (ksa) dedi, bu derviş ne iş yapar, geçimini ne ile sağlar. Cemaat bu dervişin sarhoş bir kardeşi var, o sarhoş demiş, Abi sen hak yoldasın, sen çalışma ben çalışır, geçimini sağlarım, sen ibadetini yap. İmamı Gazali (ksa) desene esas abid zahid sarhoştur.

Bütün cehalet cahillikten doğuyor. İnsan kök yani Şeriat, gövde tarikatı olsa meyvesi, yani virdi yoksa yine olmuyor. Vird nurdur, ışıktır. Şeriat, Tarikat ve amel bunlardan bir tanesi noksan olsa, Sadatlar kabul etmiyor. Şeriat, Tarikat, Vird Allahu Teala’nın levhasıdır. Resulullah Efendimiz (sav) in levhasıdır. Ebubekir Sıddık (ra) ve Sadatı Kiramın levhasıdır. Süt gibi, kar gibi bembeyaz nurdur. Zerrei miskal leke kabul etmez.

Adem (as) Efendimizden kıyametin sonuna kadar gelmiş, gelecek tüm insanların hayırlısı, en büyüğü, en yücesi, en güzeli, tüm Peygamberlerin İmamı, bizim Peygamberimiz Resulullah (sav) Efendimiz kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız diyerek yumuşak, güzel ahlakıyla tek başına dünyayı feth etmiştir. Nitekim boğaz yedi boğumdur, konuşurken rabıtalı ve düşünerek konuşup, dinleyenlerin kulağına değil, kalplerine hitap, doğruyu, bilinçliyi söylemektir. Musibet geldiğinde sabredecek, gelen musibeti maneviyata döküp, muhabbete dönderecek. Sofi her ne olursa olsun yılmayacak, gayretli olacak. Mürşidin himmeti müridin gayretine göredir. Ölçü Şeriattır. Şeriatta olmayan tarikatta olmaz.

—————————-

50-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg

Nasıhatler.net ten alıntıdır

Gavsi Sani Hz.’lerinin(k.s) Allah’ın rızası hakkındaki sohbetlerinden

Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır. Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın. Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.

Benim Allah’ın rızasından başka bir derdim ve Rasulullah ( a.s)in sünnetini ihyadan başka bir işim yoktur.

Bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhreti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder.
Maksud dünya menfaati değil, âhirettir, Allah sevgisidir. Allah 
insan” severse karşılığını daha ziyade âhirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir.

Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır.

Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ’nın 
Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbül-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullah’a kavuşturur.

Bu Nakşîbendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber (sav) şeriatı içindir.
Nakşîbendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûlünün sözünden çıkmamak, Peygamberin (sav) şeriatına tam ittiba ederek Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah’ın Zatı, Allah’ın dostluğudur.

Bütün düşünce Allah ve Resûlü’nün emirlerine uyarak maksudunu Allah’ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah’ın emirlerine uymakla olur. Allah’ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur.

Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah’ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır.

İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbül-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilinceinsanın bütün işleri hallolmuş olur.

Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah’ın Zatı ve talep onun rızasıdır.

Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz.

Nasıl kalır ki Allah (c.c) ona dost, o da Allah’a (c.c) dost olmuş olur.

56-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg.jpg

Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır. Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın. Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.

Benim Allah’ın rızasından başka bir derdim ve Rasulullah ( a.s)in sünnetini ihyadan başka bir işim yoktur.

Bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhreti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder.
Maksud dünya menfaati değil, âhirettir, Allah sevgisidir. Allah 
insanı severse karşılığını daha ziyade âhirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir.

Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır.

Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ’nın insanın ibadetine, tââtına asla ihtiyacı yoktur. Hâşâ Rabbül-Âlemin onlarla ne büyük, ne de küçük olur. Yapılan bütün amellerde tek maksud Allah’ın rızasıdır.
Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbül-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullah’a kavuşturur.

Bu Nakşîbendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber (sav) şeriatı içindir.
Nakşîbendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûlünün sözünden çıkmamak, Peygamberin (sav) şeriatına tam ittiba ederek Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah’ın Zatı, Allah’ın dostluğudur.

Bütün düşünce Allah ve Resûlü’nün emirlerine uyarak maksudunu Allah’ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah’ın emirlerine uymakla olur. Allah’ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur.

Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah’ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır.

İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbül-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilinceinsanın bütün işleri hallolmuş olur.

Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah’ın Zatı ve talep onun rızasıdır.

Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz.

Nasıl kalır ki Allah (c.c) ona dost, o da Allah’a (c.c) dost olmuş olur.

______________
Nasihatler.net ten alintidir

vlcsnap-2010-12-11-23h34m38s196

Gavs-i Sani (K.S) tepeören sohbeti (1)

GAVS HZ.LERİ BUYURDULAR

ALLAH’U TEALA ŞART KOYMUŞTUR.BUNUN İÇİN BİZDE DAİMA KONTROL ALACAĞIZ.
ŞEYTANA BIRAKMAYACAĞIZ.
NEFSE BIRAKMAYACAĞIZ.
O NEFS DÜŞMANDIR, DÜŞMAN
DÜŞMANINA ACIMAZ, DÜŞMAN
DÜŞMANDAN HAYR GELMEZ.
DAİMA KÖTÜLÜK İSTER.
KUR’AN-I KERİM’DE ALLAH’U TEALA
“İNNENNEFSE LE EMMARATÜN BİSSUİ”
NEFSİ EMMARE DAİMA İNSAN
KÖTÜLÜK İSTER,HAYR İSTEMEZ.
ÇÜNKÜ DÜŞMANDIR.
ALLAH’U TEALA ,İNSAN BİR
DÖNERSE ALLAH’U TEALA’YA
ALLAH’U TEALA ON HASENE VE
İKRAMLA GELİR.BİR İNSAN
ALLAH’U TEALA’YA BİR KADEME
GİDERSE ALLAH
DÜNYA ÇOK KÖTÜDÜR,İNSANA
ZARAR VERİR HATTA PEYGAMBER
(S.A.V): “DÜNYA MİHNETLİ DÜNYA
LANETLİDİR.BÜTÜN GÜNAHLAR
ONDAN KAYNAKLANIR.”
DÜNYADAN KENDİNİ MUHAFAZA
ETMEK ŞARTTIR.
DİKKATLİ OLACAKSINIZ,NİYETİ
ALLAH RIZASI EDİP ÇALIŞMAK
LAZIM.ÇALIŞMAKLA ÇOK BÜYÜK
MENFAAT OLUR. …….
GÜNDÜZ GECE ÇALIŞMAMAMIZ
GEREK,ÇÜNKÜ GAYE ; PEYGAMBER
(S.A.V)İN KEYFİNİ YERİNE GETİRMEK SONRA PEYGAMBER (S.A.V)
KENDİ ÜMMETİNE ÇOK DÜŞKÜN,
BAŞKA PEYGAMBERLER GİBİ DEĞİL
KIYAMET GÜNÜ BÜTÜN
PEYGAMBERLER ….
KIYAMET GÜNÜALLAH’U TEALA
İNSANA EZİYET VERMEZSE CENNETE GİRERSE O DÜNYAYA BOŞUNA GELMEZ.EZİYET
GÖRÜNCE YORULUNCA,İNSAN RAHAT OTURUNCA O RAHAT İNSANIN HOŞUNA GİDER.

KIYAMET GÜNÜ ALLAH’U TEALA

İNSANLAR ÖNCE PEYGAMBERLER
ARŞI ALA’YA …….
“YA RABBİ BENİ AFFET,NEFSİMİ
KURTAR”DİYE AĞLIYORLAR.SADECE BİZİM PEYGAMBERİMİZ(S.A.V) “YA RABBİ
BENİM ÜMMETİMİ KURTAR”DİYOR.
KENDİ NEFSİNİ İSTEMİYOR,KENDİ
ÜMMETİNİ İSTİYOR.
BİZDE O’NUN İÇİN ÇALIŞACAĞIZ.
SONRA ÇOK SEVER BAŞKA ÜMMETLER GİBİ DEĞİL,BUNUN İÇİN O’NUN KEYFİNİ GETİRECEĞİZ.
SONRA PEYGAMBER (S.A.V) ALLAH’U TEALA’YA DUA EDER:
“YA RABBİ BENİM ÜMMETİMİN ÖMRÜNÜ EN KISA VERMİŞSİN, KIYAMET DE YAKLAŞIYOR,

NE KADAR KÖTÜLÜK VARSA
KIYAMET İÇERİSİNDE HEM DÜNYA ÇOK KÖTÜ OLUYOR HEM DE ZAMANI DA ÇOK
KISADIR.KISA ZAMANDA VEFAT EDİYORLAR GİDİYORLAR HEM DE SEVAPLARI
AZDIR,KIYAMET GÜNÜ PEYGAMBERLERİN KARŞISINDA BENİM ÜMMETİMİN SEVABI
AZDIR DİYE BEN UTANIYORUM.
İSTİYORUM Kİ ÜMMETİM DE BİRAZ FAZLA OLSUN DİYE YA RABBİ İSTİYORUM.HEM
ONLARIN ZAMANI KISA HEMDE EN KÖTÜ ZAMANDA YAŞIYORLAR HEMDE SEVAPLARI
AZ OLUYOR BEN UTANIYORUM” DİYE DUA EDECEK.
ONUN İÇİN ALLAH’U TEALA PEYGAMBER(S.A.V) ÜMMETİN İÇİN
ÖTEKİ PEYGAMBERLER DE BİR GÜNAH BİR GÜNAH İDİ BİR HAYR DA BİR
HAYRDI,BİR HAYR YAPANA BİR HAYR VERİYORDU ALLAH’U TEALA
BİR GÜNAH BİR GÜNAH
AMA PEYGAMBER(S.A.V) HAYRINI
KARŞILAŞTIRMAKİÇİN ALLAH’U TEALA O’NA MÜKAFAT VERMİŞ.BİR SEVAP ON
SEVAP YAZIYOR EN AZ
BAZEN DE BİN YAZIYOR,BİN BEŞYÜZ YAZIYOR,BİR TRİLYON SEVAP
ONUN İÇİN MESELA İNSAN MEKKE’ DE BİR TAVAF YAPARSA,BİR LAFZI CELAL
SÖYLERSE SANKİ YÜZBİN SEVAP ALLAH’U TEALA BUNU YAZDIRIYOR.DEMEK Kİ
BİRE YÜZBİNDİR.MEDİNE’DE BİR YÜZBİN SEVAP O KADAR SEVABI BOLDUR.
BİR KELİME LAFZA-İ LAFZA-İ CELAL SÖYLERSE SANKİ 100 BİN SEVAP.ALLAHU
TEALA BUNU YAZIYOR DEMEK Kİ;1′E 100 BİNDİR.
.
MEDİNE’DE 1′E 100 BİN SEVAP.
O KADAR SEVABI BOLDUR.

BİR KELİME LAFZA-İ CELAL SÖYLERSE MEKKE’DE SANKİ
100 BİN KELİME SÖYLEMİŞ GİBİ ALLAHU TEALA YAZDIRIYOR
NORMAL BİZİM HERKES
KENDİ MEMLEKETİNDE
BİR KELİME SÖYLERSE
10 YAZDIRIYOR
BİR DE ALLAHÜ TEALA
İNSANIN KALBİNE BAKAR
BU KALPTE DÜŞÜNCE
HARAM DÜŞÜNCELERDEN OLURSA
KÖTÜ DÜŞÜNCE KALBİNE GELİRSE
ALLAHU TEALA YAZDIRMAZ.
SEVAP OLURSA YAZDIRIR.
HAYIR OLURSA YAZDIRMAZ
SONRA KALP ALLAHÜ TEALA’NIN
AZAMETİNİN ELİYLE YAPILMIŞTIR.
KENDİ ELİYLE YAPIYOR
ONUN İÇİN ALLAHÜ TEALA
HARAM NİYETİYLE
YAZDIRMAZ;
HAYRI SADECE YAZDIRIR
MESELA İNSAN NİYET EDERSE
“YA RABBİ BEN SENİN İÇİN BU ŞEYİ
YAPACAĞIM.
BU CAMİYİ YAPACAĞIM.
MEKKE’YE GİDECEĞİM
BÖYLE BİR NİYET EDERSE
10 (SEVAP) YAZDIRIR.
ONU MUHAFAZA ETTİRİR

AMA BİR İNSAN GÜNAHA
NİYET EDERSE,BEN FALAN ADAMI
HAŞA NEÜZÜ BİLLAH
ÖLDÜRECEĞİM (DİYE)
HAREKET DE EDİYOR.
AMA VURUŞMA OLMUYOR.
VURUŞMA OLURSA MELEKLER
YAZIYOR.NİYET EDİYOR;
FALAN ADAMI ZÜLÜM
YAPACAĞIM,
FALAN ADAMA ŞUNU YAPACAĞIM
DİYE HAREKET EDİYOR.YİNE ALLHU
TEALA YAZDIRMIYOR.YAPMAZSA
YAZDIRMIYOR.ALLAH SEVAP
OLURSA HEMEN YAZDIRIR.
YAPARSA 10, YAPMAZSA 1
(SEVAP) TIR.
DAİMA İNSAN KALBİNDE NİYET
OLMASI LAZIMDIR.YAPARSA, ÇOK
İŞ YAPARSA,ALLAHU TEALA ÇOK
SEVAP VERİR.YAPMAZSA…..
GAVS HZ.SÖZÜ;BİZ HER SENE
HACCA NİYETİ YAPIYORUZ.
DAİMA NİYETİMİZ,KALBİMİZ,
BU SENE GELİNCE DE HACCA
GİDECEĞİM.EĞER ALLAHÜ TEALA
NASİP EDERSE ALLAHÜ TEALA
YAZDIRIR. NASİP OLMAZSA
ALLAHÜ TEALA…
DAİMA İNSAN O NİYETLE
İNSAN ŞEY (AMEL) YAPSIN.

SİZİN GELDİĞİNİZE ÇOK
MEMNUN KALDIK.ALLAHU TEALA
SİZDEN RAZI OLSUN GELDİNİZ.
BİZİM SİZE RİCAMIZ ŞUDUR;
NİYETİNİZ ALLAH RIZASI İÇİN
ÇALIŞACAKSINIZ.ALLAH RIZASI İÇİN YOLA GİDELİM. ALLAH İÇİN KALBİNDEN
NİYET EDELİM Kİ;
ALLAHÜ TEALA BU ŞEYLERİ BİZE
NASİP ETSİN.

YANİ TÜRKİYENİN HER YERİNDEN GELDİNİZ.ALLAHÜ TEALA HER KADEMDEN (
ADIMDAN ) ALLAHÜ TEALA 10 SEVAP YAZDIRSIN.FAKAT BU NİYET ALLAH RIZASI
İÇİN OLMAYANLARI ÇIKARTIP ATALIM.

klkl

YA DA HAYIR OLSUN.
YALNIZ ÇALIŞMANIZI İSTİYORUZ
Kİ;PEYGAMBER(SAV)’İN KEYFİNİ
GETİRSİN.PEYGAMBER (SAV)’ BEYZA YÜZLE O’NUN HUZURUNA GİDELİM.BEYAZ
YÜZLE O’NUN KEYFİNİ GETİRELİM.SONRA ALLAHÜ TEALA PEYGAMBER (SAV) İÇİN
ÇOK ŞEYLER VERMİŞ.

SONRA EN BÜYÜK
PEYGAMBERLERDEN BİRİSİDİR.
O’NA ALLAHÜ TEALA ÇOK
BÜYÜK MAKAM VERMİŞ,
BÖYLE İNSANLARDAN,BÖYLE PEYGAMBERLERDEN O’NUN GİBİ KİMSEYE MAKAM
VERMEMİŞTİR.EN BÜYÜK PEYGAMBERLERDEN BİRİ,

ONUN İÇİN ÜMMETİ DE
BÖYLE SADIK OLSUN.ZATEN
BU TARİK-İ NAKŞİBENDİ
TARİK-İ MÜSTAKİMDİR.
SADIK BİR YOLDUR.
SONRA EN SADIK YOLDUR.
EBU BEKİR-İ SIDDIK YOLUDUR.
O SIDKI İLE GİDİYOR.
O SIDK İLE SADIK OLMAK
ŞARTTIR

SADIK OLALIM Kİ;
BİZ MENFAAT BULALIM.
PEYGAMBER(SAV)ÜMMETİ DE
MENFAAT BULSUN. ALLAHU TEALA BU TARİKATI MÜSTAKİMİ BİZE NASİP ETSİN,
BU TARİKATI MÜSTAKİMİ DEVAM ETTİRSİN.
KİYAMETE KADAR

BİZİ PEYGAMBER (SAV) NİN
ŞEFAATİNDEN AYIRMASIN.
BU SAADATI NAKŞİBENDİNİN GÖLGESİNDEN AYIRMASIN.
BU PEYGAMBER (SAV)’İN YOLUNDAN DA AYIRMASIN.
SAADATI NAKŞİBENDİNİN YOLUNDAN

TARİKATI MÜSTAKIMDEN
AYIRMASIN ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN.ALLAH BİZ DE SİZ DE
PEYGAMBER(S.A.V)İN HUZURUNA GİDELİM.HEPSİ GAYE ODUR.HEPSİ ONUN İÇİN
ÇALIŞACAĞIZ HEPSİ ONUN İÇİN GAYRET GÖSTERELİM.

BİZ ÇOK BÜYÜK BİR DARDAYIZ, ÇOK BÜYÜK BİR KIYAMET GÜNÜNÜN EN DEHŞETLİ
EN ZAHMETLİ EN TEHLİKELİ ZAMANINDAYIZ.BU TEHLİKELİ ZAMANDA ÇALIŞMAK
ŞARTTIR.GÜNDÜZ GECE ÇALIŞALIM.SONRA ÇALIŞMAK,ALLAH’U TEALA ÇOK
SEVER,SADATLAR DA ÇOK SEVER.

ONUN İÇİN DÜNYA DEĞİLDE AHİRET İÇİN ALLAH’U TEALA’NIN HUZURUNA GİTMEK
İÇİN,SADATLARLA BERABER OLMAK İÇİN ALLAH’U TEALA BU YOLU BU TARİKATI
BİZE NASİP ETSİN.HİÇBİR KULUNU BIRAKMASIN.

ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN ALLAH MUHAFAZA ETSİN.İNŞAALLAH KIYAMET GÜNÜ
BİRLİK BERABERLİK İÇİNDE OLURUZ.ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN.ALLAH MUVAFFAK
ETSİN…
AMİN !

69-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg.jpg.jpg

Gavs-i Sani k.s Tarikat Hakkinda Sohbeti..

Size bir kaç şey söyleyeceğim…
Bu Nakşibendi tarikatının gayesi Allah-u Teala’nın rızasıdır…
Bu tarik-i alanın gayesi , emri bil maruf nehyi anil münkerdir….

Allah-u Teala’nın emrini yerine getirmek ,
Allah-u Tealanın yasak ettiği hareketlerden uzak kalmaktır….
Hepsi gaye budur….
Bu da insanın gaye kalbini nakşetmektir…Bu da ibadettir…
Allahu Teala Kur’an- ı Kerimde böyle buyurmuş :
“Ya ademoğulları, şeytana tabi olmayın.
O sizin düşmanınız , zahiren düşmanınızdır.
Bize ibadet edin…”Bu ibadet etmek Tarikat-ı Müstakimdir….
Hepsi gaye odur…
Gaye Allahu Tealanın emrini yerine getirmek ,
Allahu Tealanın yasak ettiğinden uzak kalmaktır…
Hepsi gaye odur.
Bunu insan yaparsa Ameli Salih olur…
Ameli Salih ise Allahu Tealanın rızasıdır…
İşte bu Tarikat-ı Ala üzeinde duruyoruz….
Bu tarikat-ı alanın gayesi Allahu Telanın rızasını almaktır…
Ve Allahu Tealanın emrini yerine getirmektir…
Bunun için de insan , üzerinde çalışması lazım…
Niyet koymak lazım….

Sonra bütün ameller de niyetle olur.
Niyet olmazsa o amel olmaz.
İnsan abdest alırken niyet olması şarttır.
İbadet yaparken niyet olması şarttır…
Bütün ameller de kalben olmalıdır.
Gavsımız kaddesallahu esrarahum aliyye
bu niyet üzeinden sohbet yapmıştı:
İnsan sabahleyin kalkarken , elbiseyi giyerken ,
bir iki dakika kalbinden niyetolması şarttır.
Yarabbi , ben sizin için gidip çalışacağım ,
sonra insan mesleği neyse gidip
çalışmak lazımdır,
dünya işi de şarttır.Allahu Teala şart koymuş ama
hayır yollarına gitsin şer değil.
Sonra şer olursa insan mahvolur, zarar görür ,felaket olur
ve işte niyette lazım , hayr olmak için…
Yarabbi ben sizin için gidip çalışacağım .
Gayemiz bizim rızasını almaktır.
Gaye bu çalışmak kendi rızkım için değildir..
Razıkı mutlak sensin.Çalışsam çalışmasam bana vaadetmişsin
ben rızkını vereceğim diye söylemişsin.
Aile efradımızı üzerimize vacib etmişsiniz
Yarabbi bu ailemin ihtiyacını görmek için gidip çalışıyorum
Yarabbi , bir de sevaplarımı arttırmak için
gelen sevaplar için bu sevaplar için çalışıyorum
Yarabbi.Böyle bir niyet ederse kalbinden ;
sanki o insan camiye gidip ta akşam oluncaya kadar
Allahu Tealaya ibadet yapmış olur.
Doğru bu da ibadettir dünya değil ,
sonra dünya olursa Allahu Teala lanet getirir ona.
Hadisi şeriftir Peygamber aleyissalatu vesselam buyurmuş :
“Eddünya vema fiha melune illa zekerallahu”
dünya ve bütün dünyanın içerisindekiler melundur .

Allahu Teala lanet getirmiş.
İnsan niyet ederse Allah rızası için bu hariçtir.
İşte bu niyet onun içindir.Dünyanın melanetinin altın girme sakın.
Daima kalbinden niyetini sağlam sürmek daima kontrol etmek
daima Allah rızası için yapmak , ki ibadet olsun.
Ki o çalışmasını menfaat almak için lazımdır.
Onun için niyetini kontrol etmek için niyet şarttır.
Allahu Teala şartı koşmuş.

Bunun için bizde daima kontrol altına alalım
kalbimizi.
Şeytana bırakmayalım
nefse bırakmayalım.
Sonra onlar düşmandır.
Düşman düşmana acımaz.
Düşmandan düşmana hayır gelmez.Daima kötülük ister.
Sonra Allahu Teala Kur’an-ı Kerimde :
“inne nefse leemmaretün bissui” diyor.
Nefsi emmare
insadan daima kötülük ister.Hayr istemez.
Sonra düşmandır o da…

E.. Allahu Teala insan bir dönerse
Allahu Tealaya ,
Allahu Teala onun kademesine gelir .
Bir insan Allahu Tealaya bir kademe gelirse …
Allahu Teala ona on kademe gelir…
Sonra dünya çok pistir. İnsana çok zarar verir…
Hatta Hazreti Aleyhissalatu Vesselam “…
dünyanın mihnetini günahların anasıdır.
“Bütün günahlar ondan kaynaklanıyor
dünyadan kendini muhafaza etmek şarttır.
Dikkatli olacaksınız.

Niyetini Allah rızası için gidip çalışmak lazım.
Sonra çalışmakla çok büyük menfaat olur.
Özellikle bu zamanda.
Özellikle bu asırda gündüz gece
çalışmak lazımdır.
Çünkü biz gaye ; Peygamber
Aleyhissalatu Vesselamın
keyfini yerine ge
tirmek içindir.
Sonra Peygamber Aleyhissalatu
Vesselam kendi ümmetini çok severdi.
Başka peygamberler gibi değildi.
Sonra kıyamet günü bütün
peygamberler ,sonra kıyamet günü
Allahu Teala insan eziyet görmezse
cennete giderse
o cennet hoşuna gelmez.
Eziyet görünce yorulunca
insan rahat oturunca o rahatlık
insanın hoşuna gider.
Kıyamet günü Allahu Teala
cehennemin gemilerini bırakıp
bütün insanların üzerine geliyor.

Gelince peygamberler arşı alaya arşın kendine ( sarılıp ) ;
Yarabbi beni kurtarın ,
Yarabbi beni kurtarın , diye bağırıyorlar.
Sadece bizim Peygambe
rimiz Aleyhissalatu Vesselam
Muhammed Aleyhissalatu
Vesselam kalkıp Yarabbi beni
m ümmetimi kurtar diyor.
Kendi nefsini istemiyor kendi
ümmetini istiyor.
Biz de onun için çalışmalıyız.
Sonra çok sever.

Başka ümmetler gibi değil.
Bunun için onun keyfini getirelim.
Sonra Peygamber
Aleyhissalatu Vesselam
Allahu Tealaya dua etti :
Yarabbi benim ümmetimin ömrünü en
kısa vermişsiniz
Yarabbi.Sonra kıyamet yaklaşıyor.
Ne kadar kötülük varsa kıyametin
yaklaşmasından oluyor.
Hem dünya çok kötü olmuş hem
de zamanı çok kısadır ,
kısa zamanda vefat ediyorlar
gidiyorlar sevabı da azdır.
Kıyamet günü Peygamberlerin
bazısından
benim ümmetimin sevabı azdır diye utanıyorum

Yarabbi.İsterizki ümmetimiz de
biraz fazla olsun diye
Yarabbi istiyorum.
Hem onların zamanı kısa hem
de en kötü zamanda yaşıyorlar
hem de sevabı az oluyor
ben utanıyorum diye dua etmiş.
Onun için Allahu Teala Peygamber
Aleyhissalatu Vesselam için
ya da öteki Peygamberlerde bir
günaöh bir günah idi.
Bir hayır bir hayır idi.
Bir hayır yaparsa bir hayır
yazıyordu
Allahu Teala buna da bir günah
bir günah idi
ama Peygamber Aleyhissalatu
Vesselam hayrını fazlalaştırmak için
Allahu Teala ona mükafat vermiş.
Bir sevap on sevap yazdırır en az.
Bazı sevaplar vardır
bin sevap yazdırır
binbeşyüz sevap yazdırır
bir trilyon sevaplar da vardır.
Bu sevaplar çoktur.

O da Allahu Teala büyük nimet Peygamber Aleyhissalatu Vesselama vermiş. Onun için mesela insan Mekke’de bir sevap yaparsa
bir Lafzai Celal söyler sanki yüzbin sevap
Allahu Teala ona yazdırıyor yani bire yüzbindir…
Mekke’de Medine ‘de bir bindir o kadar sevap oluyor.
Bir kelime Lafzai Celal söylerse mekke de sanki yüzbin kelime söylemiştir.
Allahu Teala yazdırıyor.
Normal bizim herkes kendi memleketinde bir söylerse on yazdırıyor.
Bir de Allahu Teala mesela kalp Allahu Tealaya mahsustur.

Allahu Teala insanın kalbine bakar.
Bu kalbe düşünce haram düşünceler olursa
kötü düşünceler kalbine girerse Allahu Teala yazdırmaz.
Sevap olursa yazdırır hayır olursa yazdırır
ama günah olursa yazdırmaz.
Sonra kalp Allahu Tealanın azametinin eliyle yazdırıyor
kendi eliyle yazdırıyor.
Bunun için Allahu Teala haram niyeti de yazdırmaz.
Hayır sevabı yazdırır.Mesela insan niyet ederse 

Yarabbi ben sizin için bu şeyi yapacağım bu cami yapacağım
bu Mekkeye gideceğim yahut hacca gideceğim
böyle bir sevap niyet ederse yaparsa on yazdırır
yapılmazsa bir yazdırır.
Ama bir insan günaha niyet ederse
ben filan adamı haşa öldüreceğim 
harekkette ediyor
ama vuruşma olmuyor vuruşma olmazsa melekler yazmaz.
Niyet ediyor ben filan adamı öldüreceğim filan adama zulm yapacağım
filan adamı şöyle

75-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg.jpg.jpg.jpg

yapacağım harekette ediyor.
Ama Allahu Teala yazdırmaz
yaparsa da yazdırır yapmazsa yazdırmaz.
Ama sevap olursa
hemen niyet ederse yazdırır.
Yaparsa on yazdırır yapmazsa bir yazdırır.
Daima insanın kalbinde niyet olması şarttır.
Yaparsa Allahu Teala sevabını verir
yapmaza Allahu Teala
onu mahrum etmez.
Gavs k.s.a her sene hac niyeti yapıyoruz.
Daima niyetimiz ;kalbimiz bu sene gelince ben hacca gideceğim. 

Eğer Allahu Teala bize nasib ederse onu
Allahu Teala yazdırır sevap.
Nasib de olmazsa gene hac sevabını alır.
Daima o niyetle insan bir şey yazdırır.
Sizin geldiğinize çok memnun kaldık.
Allah razı olsun.
Yalnız sizden ricamız şudur :
daima Allah rızası için çalışalım
Allah rızası için yola gidelim.
Allah rızası için kalpten niyet edelim.
Ki Allahu Teala bu iyi şeyleri bize nasib etsin.
Yani Türkiye’nin her yerinden geldiniz
Allahu Teala her kademden Allahu Teala on sevap size yazdırır. 

Sonra bu niyet Allah rızası içindir.
İnşallah başka şeyler olmasın .
Bunları silip atmak lazım
yani Allahu Tealanın rızası için olmayanları kaldırıp atalım
ya da hayır olsun.
Yalnız çalışmanızı istiyoruz ki
Peygamber Aleyhisselatu vesselamın keyfi gelsin.
Peygamber ( s.a.v) beyaz yüzle onun huzuruna gidelim
beyaz yüzle onun keyfini getirelim.
Allahu Teala Peygamber (s.a.v) için çok şeyler vermiş
sonra büyük Peygamberlerden biridir…
Sonra Allah-u Teala çok büyük bir makam vermiş.
Böyle insanlardan böyle peygamberlerden
onun gibi Allahu Teala makam vermemiş.
En büyük peygamberlerden birisidir.
Onun için ümmeti de böyle sadık olsun .
Sonra bu Tariki Nakşibendi çok büyük bir atılımdır.

Müstakimdir.
Sonra en sadık yolsa Eba Bekir-i Sıddık (r.a)dur.
O sıdkıyla gidiyor.
O sıdkıyla sadık olmak şarttır.
Sadık olalım biz menfaat görelim
Peygambe Aleyhissalatu Vesselamın….
Allahu Teala bu Tarikati Müstakimden bizleri nasib etsin .
Bu Tarikati Müstakim devam etsin ta kıyamete kadar. 

Bizi Aleyhisselatu Vesselamın şefaatinden ayırmasın.
Bu Saadat-ı Nakşibendiye nin gölgesinden ayırmasın
Peygamber Aleyhisselatu vesselamın yolundan ayırmasın.
Saadatı Naksibendinin yolundan Tarikati Müstakimden ayırmasın.
Allah yardımcınız olsun.
İnşallah bizlerde sizlerde Peygamber (s.a.v) yolundan gidelim. 

Hepsi gaye odur onun için çalışalım
hepsi onun için ileri götürelim
zira biz çok büyük bir zarardayız.
Kıyamet gününün en dehşetli en zahmet en tehlike zamanındayız.
Bu tehlikeli zamanda çalışmak şarttır.
Gündüz gece çalışacağız sonra çalışmak
Allahu Teala çok seviyor Saadatlar da seviyor.
Onun için dünya değil de ahiret için çalışacağız
Allahu Tealanın keyfine gitmek için……..
nazarlarını beraber olmak için………..
Allahu Teala bu yolu bu tarikati insanımıza nasib etsin.
Yetmiş milyonu nasib etsin.
Allah yardımcınız olsun.Allah muhafaza etsin.
İnşallah kıyamet günü birlik beraberlik içinde oluruz.
Allah yardımcınız olsun….

Gavsi Sani Hz.(k.s.) Zikir Hakkindaki Sohbetleri

Kalbin gıdası zikirdir. Günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. Kalbini diriltmek ve beslemek isteyen kimse Yüce Allah’ın zikrini çok yapmalıdır. Günah işleyenler, kalplerini zayıflatıp şeytanı kuvvetlendirmiş olurlar. Şeytanı kuvvetli olanın dini zayıf olur. Onun için haramlardan uzak durmalıdır

1272530786

-Zikre devam ediniz, virde önem veriniz. Çünkü kalbin tek ilacı zikirdir. Kur?an okumak, salâvat çekmek, hizmet etmek sevaptır; fakat bunlar kalbe ilaç olmaz, nefsin çirkin sıfatlarını değiştirmez. Nefsi ancak zikir terbiye eder.?

-Zikir kalbin gıdasıdır; gıdasını almayan kalp zayıflar, sonra ölür.
Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir, tatlanır, manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise, şeytanın gıdasıdır. İşlenen günahlar, insanın kalbini zayıflatır; onun düşmanı olan nefsi ve şeytanı kuvvetlendirir. Bu nedenle, insanın içinde kalp, nefis ve şeytan devamlı mücadele hâlindedir. Rabbü?l-Alemin:
/(Dikkat edin, uyanık olun; kalpler ancak Allah?ın zikriyle huzur bulur,)* buyurmuştur.? Ra’d 28
-Yüce Allah’i zikre devam ediniz.Zikir çekerken uyanik olunuz.Allah zikrini kalbinizin içine yerlestiriniz. Zikir kalbe yerlesince siz istemesenizde kalp Yüce Allah’i zikreder.Midenizi düsünün;o,siz istemesiniz de kendi isini görür.Siz uyurken bile işine devam eder.Içine zikir yerleşen kalp de böyledir.”
–Zikr cekmeyen sofi avamdir. Naksi listesine sadece zikir* ceken sofiler yazilir.
*Nefis nefy isbat ile müslüman olur.
*Sofiler bize dünya sikayeti ediyorlar.Ama bir sofi gelip zikr ile soru sormuyor.
*Dünya dertleri hep gafletten geliyor. Zikri sürekli cekin,günahlara meyl etmeyin. Yoksa zikr uzar gider.”

-Gavs hz.lerine bir sofi gelip “Zikrimi cekemiyorum “deyince mübarek celalleniyor. Mübarek* yok hastayim,yok yapamiyorum gibi dertlerin zikre mani olmadigini buyurmus ve her türlüsünün gafletten meydana geldigini buyurmus. Illaki zikri cekmek gerektigini buyurmustur.

Gavs sani yine (zikr cekmeyen rabita yapmayan kisiyi tanimadiklarini) buyurmustur

Gavs – ı Sânî -
-Hazretleri, Divan’daki görevlilere ve korumalara buyurmuşlar;
“Virdinizi çekmezseniz, 100 sene de hizmet etseniz; işe yaramaz.”

- Hatme,rabıta ve vird bizim yolumuzun esaslarıdır. bunlardan birini yapan
kapımızın önündedir.İkisini yapanın eli elimizdedir.Üçünü yapanın eli cebimizdedir ne isterse alsın.”

Gavs-i Sani (k.s) virdi şöyle anlatmış:

Düşünün sobayı nasıl ki soba yanar sonra sobayı temızlemesseniz ne olur

bilirmisiniz der sobayı yakmaya kalkarsanız soba tıkanır dumanı gerı teper

o zaman buğulursunuz zehirlenir ölürsünüz Gavs (k.s) devam edıyor virdi

cekmesenız kalbe Allah cc nuru gelmez Allahın nurunun gelmedigi kalp ne

olur olur Allah cc anmayan kalp olur ve Allah’ın nuru Kalbine girmez o zaman

kalbe seytanın vesvesesı girer Allahı unutmaya kadar gider, virdınızı çekin

gafletsız dıyor sonra gavs-ı Sani hz. gıdın hesap verın gorevlılere der.

Gavs-ı Sani Hz.lerinin vird üzerine yaptığı sohbetin bir kısmını

-”Siz hastasınız ve bir doktora gittiniz.Doktor sizin hastalığınıza iyi gelecek bir ilaç tavsiye etti.
Bu ilacı alırsanız iyileşeceksiniz.Ancak ilacı almıyorsunuz ve hastalık da geçmiyor.
Vird kalbin ilacıdır, eğer gafletsiz çekilirse lezzet alınır ve derdinize derman olur. Vird gaflet ile
çekilirse bitmek bilmez.İnsan bir an önce kalkmak ister, sıkıntı basar.
Allah dan başka bir şeyi vird esnasında düşünmek gafletdir.Gaflet ise şeytandandır.
Bu yolu bitirmek lazımdır”

Şöyle bir soru soruldu;

-”Efendim, biz virdi gafletsiz çekmek istiyoruz ama olmuyor”. Cevaben buyurdular ki;

-”Çok çalışmak lazımdır, virde başlandığında bir kerede çekmek gerekir. Vird esnasında sadece Allah’ı düşünmek gerekir”

Gavs’ı Sani Hz ‘lerinin (k.s)Sohbeti
*
*Şah-ı Nakşibend Hz. (ksa) bir gün vird çekiyordu. Bir ses işitti. Ses dedi; ey kulum ben senden razıyım. Geçmiş günahlarını ve gelecek günahlarını affettim. Yeter artık vird çekme dedi. Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri dikkat etti, ses tek noktadan geliyordu. Baktı sağından, solundan, arkadan, önden, alttan ve üstten gelmiyor. Sadece tek bir noktadan geliyordu. Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri Şeriat ilmine vurdu, dedi ey iblis sen şeytansın, şeytan; nerden anladın, şeytan olduğumu, Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.leri dedi;

(Benim Rabbimin sesi her yönden ve aynı anda gelir.) seninki tek bir noktadan geliyor. Sağ elini yukarı kaldırıp, elindeki vird tesbihini bir vurdu, şeytanın arşını kırdı, tuz budak etti, ilmi sayesinde. İlim nurdur, ışıktır. Onun için herkes ilim yapacak, okuyacak, öğrenecek. Bir taksinin her şeyi olsa farı olmazsa yol gidemez. İşte insanda da ilim olmazsa her yer karanlıktır. Kısa zamanda tepe takla gider. İşte Şah-ı – Nakşi – bend – (ksa) Hz.leri denilmesindeki sebep budur. İlmiyle şeytanın levhini kırmasından sonra, Allahu-Teala Azimüşan Şah-ı Nakşibend (ksa) Hz.lerinin kalp kulağına, Ey kulum ilmin ile öyle bir sed çektinki, iblis bu seti kıyamete kadar aşamaz. Gavs?ımız açıkladı; ?Şahı, en ulu yüksek, Nakşi gizli, Bend set, yani maneviyattan yapılmış gizli aşılmayan yüce, ulu sed anlamına gelir. Bu sed Allah (cc ) Seddidir.

SEYYİD ABDULBAKİ HZ GAVSİ SANİ (ks)HAYATI

Bilvanis, Siyanüs, Taruni, Havil, Dilibey, Nurşin, Kasrik ve Gadir köylerinden soluklayarak Menzil’i mekan edinen Gavs Hz.leri ve oğulları (Seyda Hz.leri ve Seyyid Abdülbaki Hz.leri) kıyamete dek sürecek irşad faaliyeti sergilemektedirler. Peygamber soyundan gelen bu aile, Şah-ı Nakşibendi (k.s.)’ın Kasr-ı Arifan’da başlattığı irşadın ikincisini her türlü çileye rağmen, devam ettirmektedirler. Bu yüzden Menzil’e Seyda Hz.leri (k.s.) ikinci Buhara demiştir. Gerek Gavs Hz.leri, gerek Seyda Hz.leri ve gerekse Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin bu yerlerde Allah’ın rızasını kazanmaktan başka gayeleri olmamıştır. Rıza-ı Bari hayatlarının parçası olmuş ve bu uğurda diyar diyar gezmişler ve bu uzun yürüyüşten sonra , Menzil en son durakları olmuş. Böylece göç ve hicret hayatını yaşayarak Resulüllah’a mutabaat yaptılar.

Bu yürüyüşü önce Gavs Hz.leriyle köy köy gezerek başlamış Seyda Hz.leri döneminde kalabalıklara dönüşmüş ve Seyyid Abdülbaki Hz.lerin de ise zirveye ulaşmıştır. Bu irşad halkasının içinde Şeyh Abdurrahman-ı Tahi, Şeyh Fethullah, Şeyh Muhammed Diyauddin, Şeyh Ahmed-el Haznevi gibi sadatlar sıralanmış, mekan değiştirenlerin yerine Gavs Hz.leri, Seyda Hz.leri ve Seyyid Abdülbaki Hz.leri aynı heyecanla bu yolu bugüne dek taşıyarak onların yollarını takib etmişlerdir.

90-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg.jpg.jpg.jpg.jpg.jpg

Nöbeti devraldığı zat, hem kardeşi, hem yol arkadaşı, hem mürşidi Seyda Hz.leridir. hayattayken arkasında iki büklüm bir vaziyette büyük bir adabla peşisıra yürümesiyle dikkati çeken Seyyid Abdulbaki Hz.leri ilerisini haber verircesine nöbeti Seyda Hz.lerinden devralmıştır. Babaları Gavs Hz.leri olan bu ikili, ailenin gözbebekleridir adeta.

Seyyid Abdulbaki Hz.leri tâ çocukluk yaşlarda hastalığa yakalanmış, zayıf ve bitap düşmüştür. Malum bizim gibi zayıf insanlar için hastalık günahlara kefaret olan ilaçtır ama, büyük zatlar için makam almalarına veya bir basamak ilerisine sıçramak için verilen ilaçtır. Verem hastalığına yakalanmış, ama hasta haliyle Siirt’te, oradan da Van’a okumaya gitmeyi ihmal etmedi. O zamanları medrese talebeliğinin yanısıra , tevbe de veriyordu. Bir yandan hastalık, bir yandan talebelik ve bir yandan da Gavs Hz.lerinin emri doğrultusunda irşada yardımcı olmasıyla alametlerini tâ o günlerde belli etmesi büyüklüğüne işarettir.

Gavs Hz.leri Van’a gönderdi. Van’da ne oldu? Kısa zamanda irşad halkası genişledi ve çoğaldı. Kötü hallerini bırakan halkaya dahil oluyordu. Tabii bu arada rahatsız olanlar muhalefet etmeye başladılar. İstemeyenler ve çekemeyenler oldu. Münkirler boş durmadılar, hemen şikayet ettiler. İki-üç gün tevkif edildikten sonra Seyyid Abdulbaki Hz.lerini genç yaşta 30 gün süreyle tutukladılar. Molla Ahmed bu durumu Gavs Hz.lerine açıklamaya çekinir, rahatsızlık duyacağını hesap ederek önce tereddüt etti ve nihayet Seyyid Sıtkı’ya söyler. Zaten Seyyid Abdülbaki Hz.leri hastaydı. Bir de hapishane hayatı eklenince, bütün bunları Gavs Hz.leri işitirse ne yapar düşüncesiyle Molla Ahmed’in anlattıklarını dayıları açıklar.Dayıları Seyyid Sıtkı diyor ki:

“Ben Gavs Hz.lerine söyleyince, Gavs Hz.leri öyle oldu ki, öyle ferahlandı ki, inanın çiçek gibi açıldı. Öyle tebessümle bana dedi ki:

-Ondan büyük nimet ne var? Allah’a şükredelim. İmam-ı Rabbani, Şah-ı Nakşibendi, Abdulkadir Geylani, Şah-ı Hazne hepsi içerde mapus kaldı. Onlara mutabaatı oldu. Bazıları hata yapıyor, suç işliyor, tevkif ediliyor ve ceza altına giriyor. Bu Allah’ın yolunda tevkif edilmiş ve nezaret altına alınmış ne kadar büyük nimettir. Ne kadar şükretsek azdır.”

O yörenin insanları kötü işleri bırakıp, yola gelmesinden rahatsızlık duyanlar Yüzbaşı’ya şikayet ediyorlar, o da huduttaki yüzbaşıya bildiriyor, derken yirmibeş muhtardan imza toplayarak gözaltına alıyorlar.

30 günden sonra serbest bırakıyorlar. Gerçi şikayet edenlerin ekserisi hakikati görünce pişmanlık duymuşlar ve yola girmişler. Baktılar ki ne kadar çile çekiyorsa bu zat, o kadar Allah (C.C.) daha fazla veriyor. Bu durumu idrak edenler hemen diz çöküp halkaya dahil oluyorlardı. 30 günden sonra Menzil’e geliyorlar, daha sonraları tekrar okumak için gidip geliyorlardı. Allah’ın dostları hepsi çekmiş, eziyet onlar için lezzet ve taddır.Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin terbiyesinde başta Gavs Hz.lerinin ve Molla Derviş gibi Hocaların katkısı büyüktür. Seyda Hz.leri nasıl ki Gavs Hz.lerinin emrinde nasıldı, Seyyid Abdülbaki belki iki-üç misli daha fazla Seyda (k.s.)’ın emrindeydi. Seyda Hz.leri ağabey-kardeş ilişkisinin ötesinde can yoldaş idiler. Seyyid Abdulbaki Hz.leri Gavs (k.s.)’ın döneminde bile Seyda Hz.lerinin karşısında sanki ölü ve cansız gibiydi, yani teslimiyet çoktu. Zaten Seyyid Abdülbaki Hz.lerinin bu halleri , onun ileride Seyda Hz.lerinden sonra büyük bir zat olacağını haber veriyordu. Adabı ve halleri “Seyda Hz.lerine layık olmaya çalışacağım” mesajını ortaya koyuyordu.

Nitekim de Seyda Hz.leri bu dünyadan göç ettikten sonra irşad daha da kat kat arttı.Seyyid Abdulbaki Hz.leri hastalık çektiği için genç yaşlarda çok zayıfmış, ince yapılıymış. Gavs Hz.lerini Ankara’ya yolladı, o hastalık geçti, dönüşte kilo almaya başladı. Böylece o zayıflık da üzerinden alınmış yerine heybet hakim olmuş. Hem de öyle bir heybet ki, sima olarak artık babası Gavs 
Hz.lerine benziyordu. Seyda Hz.lerinin sofilerinden Gavs’ı tanımayanlara, Seyyid Abdulbaki’yi görmeniz kâfi deniliyor. Gerçekten de, Gavs’ı görenler yüzcek benzediğini söylüyorlar. Hastalık, hapis, eziyetler derken sabır yürüyüşünü Seyda Hz.lerinin arkasında adapla yapıyordu. Seyda Hz.lerinin halifelik öncesi ve sonrası emrinden çıkmayan birisi varsa o da Seyyid Abdulbaki Hz.leri idi. Hayatında iki şey mukaddes biliyordu: birisi Gavs Hz.leri ve Seyda Hz.leri, diğeri ise Kur’an ve hadis…

Öyle ki , Seyda Hz.leri şu işi yap, hemen yapıyordu. Ağabey-kardeş ilişkisi teslimiyet çerçevesinde geçti. Zaten Mürşid-i Kâmil’in alameti âdâbıdır. Gavs Hz.leri vefat edince bütün işleri Seyda Hz.leri yapıyordu. O yıllar en büyük yardımcısı Seyyid Abdulbaki (k.s.)idi. Hayatını âdâb ve teslimiyet üzerine tanzim etmişti. Gavs Hz.lerine de öyle candan ve aşktan bağlıydı ki, 
onun dar-ı bekâya irtihali Seyyid Abdulbaki (k.s.)’ın iç dünyasında fırtına estirmiş, adeta şok hali yaşamasına sebep oldu. Öyle bir şok ki beraber yaşadıkları Seyda Hz.lerini bile bir an unuttururcasına, 21 gün biat etmemiş Gavs Hz.lerinin merkadına günlerce yüz sürmüş ve onu kaybetmenin hüznünü yaşıyordu. Tabii bu şoktan çıkmama hali Seyda Hz.lerine beyatını 
geciktirmesine sebep olmuş. Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin bu haline itiraz edenler olmuş ama , o bütün bunlara aldırış etmeden Gavs (k.s.)’ın merkadına yapışmıştı. Yine birgün Seyyid Abdulbaki Gavs’ın merkadında, Seyda Hz.leri de merkadda o arada Kur’an okuyor. İşte o sıra ne olduysa orda oluyor, Seyda Hz.leri:

28-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s).jpg

“Abdulbaki otur…” diyor ve beyatı o anda gerçekleşiyor. Hatta, maneviyatta Gavs’ın (k.s.) Seyda Hz.lerine üç sefer:

“- Raşid, S. Abdulbaki’ye dikkat et. Onu sana teslim ettim” dediği rivayet ediliyor. Böylece, Seyda Hz.leri bu ikaz karşısında Seyyid Abdulbaki (k.s.)’ına “otur” diyerek emaneti veriyor. Kelimenin tam anlamıyla bu emanet Seyyid Abdulbaki’ye (k.s.) verilen en büyük hediyeydi. Artık o şok hali 
üzerinden kalkıyor, yeni bir hayata başlamanın sevinci üzerini kaplıyordu. Gavs (k.s.)zamanındaki beraberlik eskisinden daha da çok koyulaşarak Mürşid-Halife ilişkisine dönüşüyor. Seyda Hz.leri halifeliği Molla Abdulbaki ile beraber ikisinin icazetini bir perşembe akşamı veriyor. Seyda Hz.lerinin sofileri Menzil’e ziyarete gittiğinde hep onu Seyda Hz.lerinin arkasında iki büklüm gördü ve hafızalarımızda hep o hali kaldı. Ayrıca Seyyid Abdulbaki sırt ağrılarından dolayı Seyda Hz.lerinin emriyle ameliyat da olurlar.Seyda Hz.leri de dar-ı bekâya irtihal edince bütün yük Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin omuzlarına binmiştir. Nasıl ki, Gavs zamanında en büyük destekçi

Seyda Hz.leri idi, Seydamızın döneminde de en büyük yardımcı Seyyid Abdulbaki Hz.leri idi. Şimdi Menzil’in işleri daha da yoğunlaşmıştır. Bir yandan camii inşaatı, diğer yandan merkad inşaatı ve diğerleri bunun en büyük göstergesidir. Menzil artık gelen misafirleri maddeten kaldıramadığı için, Seyyid Abdulbaki Hz.leri büyük çapta inşaat ve imar faaliyetlerini başlatarak, Gavs (k.s.) ve Seyda (k.s.)’ın bıraktığı temelleri daha da genişletmişlerdir.

Önce Türk-i Cumhuriyet’lere yönelik bir seyahatı başlatırlar. Daha sonra bu yolculuktan sonra umre hazırlığına koyulur. Türk-i iller ve Umre yolculuğu derken, Menzil’e döner dönmez merkad ve camii inşaatını gerçekleştirir. Sene içinde de Afyon’u ve Pursaklar’ı ziyaret ederek hem irşad hem de mutabaat yapıyorlar. Seyda Hz.lerinden devraldığı yük, beş-on misli daha da artarak 
bu dönemde şeritle (iple) tevbe verme metodunun görülmesi bu dönemin en belirgin özelliğini ortaya koyması bakımından mühimdir. O kadar yük artmış ki, Allah’ın rahmeti ve kudreti olmasa hiç bir insanın bu yükü taşıması mümkün değildir. Bütün bu eziyetleri Allah için çekiyorlar. Her türlü insanın nefes kokusuna normal bir insan, değil bir gün, bir saat bile dayanamaz. Öyle oluyor ki, camii tıklım tıklım, üstüste secde ediliyor, nefessizlikten dayanılmaz hale geliyor. Böyle olduğu halde, hem camii inşaatı, hem Menzil’in işleri, hem sırt ağrıları, hem de irşad faaliyetlerini bıkmadan usanmadan, aralıksız bir şekilde yürütüyorlar. Fakat, Allah-ü Teala ona göre kuvvet vermiş. Allah’ın muhabbeti olmazsa ve sadatların muhabbeti olmazsa bütün bu işlerin yapılması imkânsızdır.

Bel ağrılarına rağmen yine de irşaddan geri kalmıyor, devamlı sofilerin hizmetinde. Rahatsızlığını bile hiçbir zaman dile vurmaktan haya edinen bir mizacı var. Hastalığını soranlara, sıkılgan bir vaziyette anlatmaktan imtina ediyor, ancak ve ancak sırtını çeviremediğini görerek anlaşılıyor. Dikkatle bakıldığında kendini ve sırtını çeviremediği gözlerden kaçmıyor. Bunlara rağmen irşad faaliyetlerine yılmadan usanmadan ve sorumluluk duygusuyla devam ediyorlar. Bu vazifeyi madem yapacaksan, tam yapacaksın şuuruyla hareket ediyor. Allah (C.C.) ecirlerini artırıyor.

Seyyid Abdulbaki Hz.leri denilince ilk evvela âdâb akla geliyor. Gavs (k.s.)’ın Şah-ı Hazne’ye bağlılığı ve Seyda Hz.lerinin Gavs’a teslimiyeti, Seyyid Abdulbaki (k.s.)’ında zirveye çıkarak âdâba dönüşmüştür. Diğer halifelerde de var ama, Seyyid Abdulbaki’de tarif edilmez bir şekilde 
bambaşka…

Seyda Hz.lerinin ardından merkadı ve camiiyi yapması, evlere ve çeşmelere el atması gibi faaliyetlerine de akıl sır ermiyor. Yani tasarrufatına akıl ermiyor ve çok hızlı başladı. Tabii hep Allah’tan geliyor. Bu dönemde çorba daha da fazla kaynıyor, ekmek daha çok çıkıyor, tabiri caizse on misli oldu.

7-Gavsı Sani Abdulbaki Hz. (k.s)

İşte bu yoğun faaliyetinde Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin dilinden sohbet bile işitemez olduk. Zaten fırsat yok. Sohbet ederse, tevbe veremezsin ve irşadın aksamasına yol açar. O bakımdan hiç boş durmuyor, o yüzden sohbete sıra gelmiyor. Seyda Hz.leri Gavs’tan sonra yaklaşık iki sene çok sohbet etti, sonradan birdenbire bıraktı. Vefatına yakın veda niteliğinde sohbetleri oldu o kadar. Fakat, Seyyid Abdulbaki Hz.leri irşadı devraldıktan sonra sohbet etmemesi, yukarıda işaret ettiğimiz hususlardan kaynaklanmaktadır. Bu dönemde amel, zikir ve akıl ön planda. Muhabbetten ziyade çalışmak, bu dönemin en belirgin özelliği.

 

Bir Cevap yazKonu: “Gavs-ı Sani Hz.lerinin (k.s) Sohbeti”

  1. İsa diyor ki:

    Allah razı olsun. Gavs hazretlerinin tüm sohbetlerini tek bir sayfa da toplamışsınız. Çok hoş olmuş. Kitap gibi her tasavvuf yolunda ki her konuya merhem var.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>