MESNEVÎ’DEN SEÇME HIKÂYELER-Kuyruksuz ve kulaksız arslan

Kuyruksuz ve kulaksız arslan
Bir hikâye söyleyim de dinleyin. Mecûsîlerin âdetlerinden biri şöyledir:
Bir faydası olmadığı hâlde, omuzlarına, ellerine ve vücutlarına iğneyle dövme yaptırırlar.31menzil

Mecûsînin biri dövmeciye gidip; “Izdırap yapmadan bana bir dövme yap” dedi.
Dövmeci; “Ey yiğit! Nasıl birşey istiyorsun?” deyince, Mecûsî; “Kükremiş bir arslan resmi çiz. Arslan nakşet ki, arslan burcunda olduğum anlaşılsın.Yalnız iyi çalış, dikkatli ol, mavi rengi çok olsun” dedi.
Acıya sabredemedi
Dövmeci; “Dövmeyi nereye vurayım?” dedi. O da; “Omuzum üzerine olsun” diye cevap verdi.
Dövmeci dövmeye başlayınca, yiğit, iğnenin acısından sabredemez hâle geldi.
Yiğit, dövmeciye dedi ki: “Ey temiz kimse! Beni helâk eden bu sûret ne sûretidir?”
Dövmeci; “Sen, bana arslan resmi yapmamı emretmiştin” deyince, yiğit de; “Peki önce hangi uzvunu yapıyorsun?” dedi.
“Önce kuyruğunu işliyorum” dedi. Yiğit, “Ey iki gözüm! Kuyruğu hiç de lâzım değil.
Arslanın kuyruğundan, kuyruk sokumum sızladı. Onun kuyruk yeri beni şaşkına çevirdi.
Ey dövmeci! Arslan varsın kuyruksuz olsun. Iğnenin acısı tâ yüreğime işledi” dedi.
Nakkaş, onun acısına kulak asmadan, arslanın bir başka yerini yapmaya koyuldu.
Genç yine inleyerek; “Bu hangi uzvudur?” deyince, dövmeci; “Kulağıdır efendim” cevâbını verdi.
Yiğit; “Ey temiz gönüllü! Kulağının olması şart değil. Kulak işlemeyi bırak” dedi.
Dövmeci bu defa iğneyi başka tarafa batırmaya başlayınca, tekrar feryâda başladı.
“Acaba bu üçüncüsü arslanın hangi tarafıdır?” deyince, o da; “Bu karnının resmidir” dedi.
Yiğit; “Bu arslanın karnı olmasın. Zîrâ iğnenin acısı canıma yetti” dedi.
Dövmeci şaşkınlıktan parmağı ağzında, hayretten dona kaldı.
O usta sonunda iğnesini yere çaldı ve; “Dünyada böyle birşeyi kim görmüştür?
Kulaksız, karınsız ve kuyruksuz, acâib bir arslan görülmüş müdür? Allahü teâlâ böyle bir arslan yaratmadı” dedi.
Ey kardeş! Dert ve belâlara sabret ki, kâfir olan nefsin acısından kurtulasın.
Varlığını terkedenlere gök de, güneş de, ay da secde eder.
Puta tapan nefsini öldürenin, güneş de, bulut da emrine mahkûm olur.
Zîrâ kalb gözü açılmış âşıkları, güneşin ateşi bile yakmaz.
Gör ki, Allahü teâlâ, Eshâb-ı Kehfi güneşin sıcaklığından korudu.
Diken, gülün güzelliği yüzünden affedilir. Parça bütününün içinde kaybolur.
Gündüz gibi olmak istiyorsan
Hakkı yüceltmek ve mâsivâyı yok etmek için, kendisini bir hiç kabûl edip, tevâzû ile secdeye kapanmak lâzımdır.
“Allahü teâlânın tevhîd ilmini öğrenmek ne demektir?” Bir olan Rabbimiz için kendini fedâ etmektir.
Gündüz gibi nûrlu olmak istiyorsan, gece gibi karanlık olan varlığını, nefsini yak!
Bakır’ın arıtılarak altın elde edilmesi gibi, varlığını, Allahü teâlânın varlığında erit, yok et ki, altın gibi olasın.
Bütün konuşmalarında hep, “Ben ve biz” diyorsun. Bütün bu ma’nevî harâbiyet hep bu ikilikten oluyor.
* * *

Yazar: nasihatler.org

paylaş

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>