Peygamberimizin Güzel İsimleri

Resûlüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizin
Mübarek İsimleri

Seyyidimiz ve sahibimiz Muhammed’in isimleri iki yüz bir tanedir; Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.
Rahman ve Rahîm Allah’ın adı ile.
Allah’ım, salât ve selâm eyle aşağıdaki isimlerin sahibi efendimize bereket ihsan eyle..

Bilinmeli ki…

Resûlüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin isimleri çoktur.  Onların bazısı, Kur’an-ı Kerim’de sabittir.  Bazıları da, semavi kitaplarda vardır. Bir kısmı da, sair nebilerin, resullerin dilleri ile anlatılmıştır. Bu isimlerin bazıları da, icma ile sabittir.

Ve… İsimlerin çokluğu, ismi alan zatın şerefine delâlet eder. Özellikle, Resûlüllah Aleyhisselâm efendimiz için anlatılacak isimlerden her biri ayrı bir methi, ayrı bir övgüyü ve senayı zımmında taşır.

 

1. İsim:  MUHAMMED.  ( Sallallâhü Teâlâ aleyhi ve sellem )

Allah’ım, bu güzel ismin sahibi, büyük zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin kısaca manası şudur:   Çok çok sena edilen, övgüye, methe lâyık olan üstün zat. Resulüllah Aleyhisselâm efendimiz, bu vücut âlemini şereflendirmeden evvel: Meleklerin dili ile Âdem Âleyhisselâm ile Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz arasında gelip göçen bütün nebilerin, resullerin dili ile ve bunlara inene kitaplarda, tekrar tekrar övülmüştür.   Bu vücut âlemini şereflendirdikten sonra, o övgüler dolayısı ile zat-ı şerifine: MUHAMMED (Sallallâhü aleyhi ve sellem) Adı verildi. Ta ki: Bu ism-i şeriflerinin ifade ettiği mana ile: kendilerinin ne kadar muazzez, mükerrem ve muhterem olduğu anlaşıla.

O kadar ki: Hak Teâlâ, yerleri ve semaları yaratmadan evvel; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize Muhammed Aleyhisselâm ismini verdi. O mübarek ismi, zatına has celâl ismi ile birlikte şöyle yazdı: L İLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULÜLLAH. ( Allah’tan başka ilâh yoktur; Muhammed Allah’ın Resulüdür.) Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

2.  İsim:  AHMED.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin kısaca manası: Pek ziyade Hamd eden. Demeğe gelir.

Şanı büyük, ihsanı yaygın, kendisinden başka ilâh olmayan Yüce Allah cümle halkı yaratmadan üç yüz altmış bin sene evvel Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin mübarek nurlarını yarattı. Bu mübarek nur, Allah’ın dilediği kadar çeşit çeşit hamd ve sena etti. Taa, bu vücut âlemine gelinceye kadar daima zikr ü tespihe devam etti. Bu sebeple, sema ehli melekler kendisine AHMED İsmini verip tazim etmişlerdir.

Yeryüzünde, bilinen meşhur ismi, MUHAMMED olduğu gibi; göklerde bilinen meşhur ismi de AHMED’ dir. Cümle övülenlerden, onun övülmesi daha ziyade olduğu için:MUHAMMED’ÜL-MAHMU- DİN. Dahi denmiştir.   Kendisinin Yüce Hakka olan Hamdi, mahlûkların ettiği hamdlerden fazla olduğu için: AHMED’ÜL-HAMİDİN. Adı verilmiştir. Yani: Hamd edenlerin en çok hamd edeni.  Resulüllah Aleyhisselâm efendimizin bu ism-i şerifiyle, kendisinden evvel hiç kimse isimlenmemiştir.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

3.  İsim:  HAMİD.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yaratılmışlardan hiç birinin haddi olmadığı ve gücü yetmediği bir şekilde; Allah-ü Teâlâ’ya hamd ü senada muvaffak olduğundan, Resulüllah Âleyhisselâm efendimize, HAMİDismi ile isim verildi. Biraz açık manası şudur: Yüce Hakka, hamdın en kemalli manası ile hamd edici.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

4.  İsim:  MAHMUD.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Âleyhisselâm efendimize verilen bu ism-i şerif, Davud’a Âleyhisselâm gönderilen Zebur kitabında anlatılmıştır.

Dünya ve âhirette, Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz, türlü kemalât ile medh ü sena ile övüldüğünden; Âhiret günü Hamd Sancağı kendisine ihsan olduğundan; Makam-ı Mahmud kendisine nasip olduğundan MAHMUD ism-i şerifi ile isimlendirilmiştir.

Mahşer günü, bütün mahşer halkı, bir an evvel hesaplarının görülmesi için cümle nebilerden ve resullerden aracı olmalarını dilerler. Ama hiç biri bu aracılığı kabul etmez; ayrı ayrı özür dilerler.   Bunun üzerine,  Resulüllah Âleyhisselâm efendimizden bu hususta şefaat etmesini dilerler.  İşte o zaman: Yüce Hak tarafından, kendisine şefaat etme izni verilir. O da şefaat eder; şefaati makbul olur. Bu sebeple, cümle mahşer halkı kendisine türlü türlü sena ile övgüler sunarlar.  İşte bu mana icabıdır ki: Resulüllah Âleyhisselâm efendimizeMAHMUD ismi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

5.  İsim:  AHYED.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, Arapça değildir.  Yüce Hak, bu isimle Tevrat’ta Resulüllah Âleyhisselâm efendimizi isimlendirdi.

Nitekim İbn-i Adiy Kelâm, İbn-i Asakir Tarih-i Dımışk kitabında;  İbn-i Abbas Radiyallahü anh yolu ile gelen bir rivayetti şöyle anlatırlar:

Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz şöyle buyurdu:“Kur’an’da ismim MUHAMMED’DİR; İncil’de ismim AHMED’DİR; Tevrat’ta ismim AHYED’ DİR. AHYED ismi ancak bana verildi. Ümmetimden, cehennem ateşini başka yana atıp yolunu çevirdiğim için bana bu isim verildi. Yani: AHYED.” Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

6.  İsim:  VEHÎD.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim: Birdir; ikincisi yoktur, manasını taşır.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, cümle mahlûktan evvel yaratıldığı zaman; ikincisi olmadığı için, VEHİD diye anıldı.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz de yaratılmıştır. Ancak: Yüce makamında, güzel hallerinde, ilminin fazlalığında, ledün ilme vukufunda, özünün nurunda, güzel huylarında, iyi tavırlarında,   şemail-i şerife lerinde, kendisine ihsan olunan faziletlerde, zahirî yaradılış şeklinin hoşluğunda ve zavallı-lara, muhtaçlara, dul kadınlara, yetimlere çeşitli ihsan, kerem cömertliklerinde, bu dünya âleminde iken yedi kat göklere, sidre-i münteha, kürsî, arş ve Allah-ü Teâlâ’nın dilediği yere kadar çıkıp yaptığı miracın-da, şeriatının devamında ve bekasında, aklının kemalinde, Allah katında saadet makamının yüksekliğin-de… İşte bütün bu anlatılanların hiç birinde, Allah-ü Teâlâ’nın yarattıklarının hiç biri kendisine muadil ve müsavi olmadığı için; bu hususta münferit olduğu için VEHİD ismi ile isim verilmiştir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

7.  İsim:  MÂHİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu dünya âlemi; şirk, küfür ve her türlü sapıklıkla dolduğu zaman, Hak Teâlâ Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi bütün mahlûkuna âlemlere bir rahmet olarak gönderdi. Onun nübüvvet ve risaleti, tebliğ ve daveti ile âlemden küfür karanlıklarını mahvetti. İman ve irfan nuru ile de, her yanı aydınlattı.

Sair peygamberlerin risalet ve davetleri bir kavme mahsustu.  Bütün âlem halkına ancak, Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz peygamber olarak gönderildi.  Onlara bakarak, küfrü ve şirki tamamen mahvetmek işi Resulüllah efendimize verildiği için,  MÂHİN ismini aldı.

Bir başka sebep dahi şudur: Kendisine tam itaat edip yoluna baş koyan ümmetinin kalbinden, Allah-ü Teâlâ’nın zatından gayrı şeyleri mahvedip giderdi;  o kalpleri Allah ve Resulünün sevgisiyle doldurdu. İşte anlatılan sebepler icabı ümmetinin günahlarını kefaret yollu mahvettiği için onun bir adı da:  MÂHİN diye anılmıştır. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

8.  İsim:  HAŞİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

HAŞİR,  toplayıcı manasınadır.  Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz, dilleri ile anlatmışlardır:  Cümle insanlar, kıyamet günü, izlerinde gidecek ve öylece toplanacaklardır. HAŞİR,adının verilmesindeki bir mana da budur.  Ayrıca, kendisini yalanlayanlar dahi cehennem zindanında toplanacaklardır. Bu da:  HAŞİR adını almasına bir sebeptir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

9.  İsim:  ÂKİB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Cümle peygamberlerden sonra dünyayı şereflendirdiği, kendisinden sonra da, hiç kimseye Peygamberlik verilmeyeceği için: HATEM-ÜN- NEBİYYİN, manasına: ÂKİB denildi. Bu isim, cehennemde anlatılan isimdir. Şöyle ki: Cehenneme giren iman ehlinin cümlesi, cehennemden çıktığı zaman; o tabaka- nın ateşi tamamen sönecektir. Bu sebeple: ÂKİBismi verildi. Bir de, bütün güzel huylar, iyi işler önünden sonuna kadar cümlesi Resulüllah efendimizde kemalini bulup tamam olduğu için: ÂKİB denildi. Anlatılan sebepten ötürü: Din işinde, şer’i bir izin olmadan ne zuhur ederse o; bid’attır, onda hayır yoktur. Bu manada dahi:  ÂKİB denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

10. İsim:  TAHA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerif, Kur’an-ı Kerim’de anlatılmıştır.

Bu ismin manası üzerinde, değişik görüşler ileri sürülmüştür.  Ya Recül.  Hu ya Recül. Manalarına geldiği anlatılır.  Bu anlatılan manalara bakılarak şöyle denebilir:  Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz, insan erkeklerinin ekmel bir ferdi olduğu için, kendisine: TAHA adı verildi.

Başka bir mana şudur: Halkı, küfürden ve şirkten temizleyen; onları iman nuruna hidayetle eriştiren… İşbu manalar düşünülmesi için, kendisine: TAHA adı verildi.

Bazıları da, şöyle anlattı: TAHA,   Allah-ü Teâlâ’nın ismidir.  Ama resullerin efendisi, muttakilerin imamı ve âlemlerin Rabbi Allah-ü Teâlâ’nın sevgilisi Resulüllah Âleyhisselâm efendimize şeref ve kerem olarak ihsan olunmuştur. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

11. İsim:  YASİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Hazreti Aişe Radiyallahü Anha tarafından rivayet  edilen  bir  hadis-i şerifte  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur. “Allah-ü Teâlâ katında benim için on isim vardır; onlardan biri de YASİN ismidir.”

Resul-ü Ekrem insan fertlerinin en ekmeli olduğu için, YASİN isminden Murad, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizdir.

Şu da bir başka mana:

Resulüllah efendimiz, nesep yönünden; tabiat, yaradılış, huy, edep… Hâsılı:  Cümle güzel huylarında, bütün iyi işlerinde efendiliği, cümlenin malumu olup herkes tarafından kabul edilerek anlatılan iyi halleri itiraf edilmiştir. İşbu anlatılan manadan ötürü; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ismine YASİN denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

12. İsim.  TAHİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Manası şudur: Cümle ayıptan ve günah kirlerinden yana temiz ve pak…

Resulüllah Âleyhisselâm efendimiz, zahirî ve Batıni, hissî ve manevî cümle günahtan; maddî ve manevî kirlerden uzak ve pak olduğu için, ism-i şerifine:  TAHİR denildi. Resulüllah efendimizin vücutları pak olduğu gibi, dışarı çıkan artıkları dahi paktır. Hatta ulema, şu kesin karara vardı: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin cismi halk olunan nutfe paktır. Bu manayı sarih olarak anlattılar.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

13. İsim.  MUTAHHAR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bundan önce geçen TAHİR ismi, Resulüllah efendimize ait olup, zahirdeki temizliğine işarettir. Burada anlatılacak MUTAHHAR ismi ise… Daha çok manevî temizliğine işarettir. Bu ismi alması, kendisine gelen ilâhî feyizlere ve ilâhî kerametlere ait tecelli lerin bir gereğidir. Böyle olduğu için, bizatihi TAHİR sayılır. Ayrıca, aldığı kud sî pâk feyizlere, Nazif tecellîlere ilâhî bir bağlılıkla mazhar olup gönül âlemi parladığı; Allah-ü Teâlâ’nın zâtından gayrı her şeyden yana tam bir saflık bulduğu için bir ismine de:  MUTAHHAR denildi. Hak Teâlâ Hazretleri, bu temizliği Resulüllah efendimize has bir vasıf kıldı. Bunun sebebi de: Resulüllah efendimize olan inayetini, türlü türlü lütuflarını, ikramını ve cümle yaratılmış-ların şerefli olduğunu açıkça belli etmektir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

14. İsim.  TAYYİB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Manası: Kokusu güzel…

Allah-ü Teâlâ, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin hilkatini ve vücudu şerifini güzel kokulu yaratmıştır. Bu sebeple, Allah katında ve kulların yanında; güzel kokuları bütün kokulardan daha güzel olduğu için: TAYYİB adı ona yakışmıştır. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

15. İsim.  SEYYİD.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, cümlenin ulusu olduğu için, ism-i şeriflerine SEYYİD denildi.

Müfessirler sultanı İbn-i Abbas Radiyallahü Anh şöyle anlattı: SEYYİD, Âlemlerin Rabbi katında ikrama nail olan kimsedir.

Katade Rahmetullahi Aleyh şöyle anlattı: SEYYİD, ibadet eden, vera sahibi,  kendisine kötülük edene intikam hissi taşımayıp hilim ile muamele eden kimsedir.

İkrime Radiyallahü Anh şöyle anlattı: SEYYİD, öfkesi üstün olmayıp, rıza hali ile öfke hali birbirine eşit olan kimsedir.

Anlatılan bu manaların cümlesinde; Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz: Tam manası ile açık, belli, zahir, vazıh bir üstünlüğe sahiptir. O kadar ki delile hacet yoktur.

Bu güzel isim, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin dilinden açıklanmıştır: “Ben, kıyamet günü, insanların SEYYİDİYİM…”  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

16. İsim.  RESUL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin ifade ettiği mana şudur: Âlemlerin Rabbi tarafından, kullarını İslâm dinine davet için gönderilen… Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

17. İsim.  NEBİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin kelime kökü iki şekilde gelir: Nebe ve Nübüvvet: Nebe’ kökünden geldiği kabul edilirse… ism-i fail olur ki manası şudur:  Allah-ü Teâlâ’nın ulûhiyet ve vahdaniyetini, emir ve yasaklarını kullarına haber veren…

Nübüvvet kökünden geldiğini kabul ettiğimiz takdirde ism-i mef’ul olur. O zaman da manası şudur:  Hak Teâlâ tarafından kendisine vahiy gelmiş;  bundan ötürü derecesi yüce ve mertebesi yüksek kılınmış.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

18. İsim.  RESUL’ÜR –  RAHMET  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin risaleti bütün dünyaya hatta bütün âlemlere şamil bir rahmet olduğunu, Yüce Hak Kur’an-ı Kerim’de anlattı:

“Biz, seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”  (Enbiya suresi. 107)  Mealindeki ezelî fermanla anlatılan mana sabittir.  Bundandır ki,  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin ismine: RESUL’ÜL - RAHMET buyurulmuştur. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

19. İsim.  KAYYİM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bazı itimat edilir nüshalarda ise, KUSSEM olarak gelmiştir.  Bazı itimada şayan nüshalarda ise, her iki isim bir arada:  KAYYİM KUSSEM. Olarak gelmiştir. Birinci şekilde anlatılan ismin manasında şöyle dendi: Bütün güzel huyları, beğenilen iyilikleri tümden özünde cem ettiği ve her birisinde kemal bulduğu için: KAYYİM İsm-i şerifi oldu.

Şu da başka bir mana: Ümmetini birbirine, kardeşlikte ve sevgide birleştirip dünya ve âhirette kendi iyiliklerine topladığı için: KAYYİM İsm-i şerifi oldu.

Bir başka mana dahi şöyledir: Cümle iyilikleri tutucu, cümle faziletleri toplayıcı. Manasına veya: Sünnet-i seniyye, şeriat-ı ahmediye ve tarikat-ı aliyyeyi cem etti.  Manasına ve dahi Sünneti kaim kılan. Demeğe gelir. Bu manaların dışında;  ümmetine ait işlerin idaresi onun elinde olduğu için kendisine: KAYYİM ismi verildi. İkinci olarak kabul edilen:KUSSEM. İsm-i şerifinin manası ise şudur: Cümle hayrı özünde toplayan, keremini ve iyiliğini muhtaçlara bol bol dağıtan… Mana itibarı ile ikisi birdir; ancak lafızları ayrı ayrıdır. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

20. İsim:  CAMİ’.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz; şu manalardan ötürü bu ism-i şerifi almıştır: Evvellerin ve ahirlerin ilmini özünde toplayan. Şeriatın ve hakikatin beynini birleştiren. Evvellerin ve ahirlerin iyi huylarını, nail oldukları keremleri, güzel amellerin cümlesini özünde toplayan. Zata dair kemal vasfını, sıfatlara dair kemal makamlarını özünde toplayan… Allah ona salât ve selâm eylesin.

21. İsim:  MUKTEF.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, ism-i fail olup:  TABİ. Manasına gelir. Daha açık manası şudur:  Bütün nebilerden ve resullerden sonra gelmiş ve HATEM’ – ÜN – NEBİYYİN olmuştur.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin risaleti ile sair nebi ve resullerin şeriatı nesholmuştur. Kendisinden sonra bir peygamber gelmeyeceği için, şeriatı nesihten arî, kıyamete kadar kaim ve bakidir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

22. İsim:  MUKAFFİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu lafız, ism-i faildir. Bazılarına göre:  TABİ, manasını taşır. Bu manaya göre: Bundan önce geçen ismin ifade ettiği manayı tutar.

Bazıları da, şöyle anlattı: MUKTEF ve MUKAFFİ şeklinde gelen bu iki ismin manaları şudur: Bütün nebilerin ve resullerin sünnetine ve güzel hidayet yollarına tabi olan… Mana yukarıda anlatıldığı gibi olunca, daha önce geçen ÂKİB, isminden daha değişik bir mana çıkar.

Şeyh Abdülcelil Kayseri ŞUAB-I İMAN adlı eserinde şöyle anlattı:

Fahr-i Âlem Sallallâhü ve Sellem Hazretlerinin MUKAFFİ ism-i şerifi, sair esma-i şeriflerin en büyükleri arasında sayılır. Çünkü Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin zat-ı şeriflerinin cümle nebi ve resullerden daha faziletli olduğuna delâlet eder. Bu mana icabıdır ki, o muazzam Resul, mükerrem Nebi Sallallâhü ve Sellem şöyle buyurdu: ”Celâl ve ikram sahibi Allah beni MUKAFFİ kıldı. Şu makama kadar ki: Yakınlık faziletlerinde, derecelerin yüksekliğinde bir mertebeye çıktım; bütün nebiler arkamda kaldı.  Onları geride bıraktım.  Onlar cümle amelde ve fazilette; ister ruhanî isterse cismanî olsun, her halde bana tabi olurlar.”

Bu, miracı anlatan hadis-i şeriftir. O miraçta, mülk ü melekûta suuduna işaret ve delâlet vardır. Bu hadis-i şerifte bir başka manaya daha işaret vardır. Şöyle ki: Resulüllah efendimiz dünyaya ve dünya içinde bulunan eşyanın hiç birine iltifat ve itibar etmedi. Dünya ve içindekileri bir yana atılmış kabul edip ardına attı ve kalbi, kalıbı ile şanı yüce Allah’a tam yöneldi. Tam bir boyun eğmekle gönlünü ona verdi; onunla meşgul oldu.

Sureta ehil, ayal, evlât, etba ve ashab ile sohbet ve ünsiyet etmiş olsalar dahi, mübarek kalpleri bir an dahi Allah’ı anmaktan hali kalmamıştır. Kendisine MUKAFFİ ism-i şerifinin verilmesindeki bir mana da budur. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

23. İsim:  RESUL’ÜL- MELÂHİM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

M E L A H İ M.

Lafzı, melhame kelimesinin cem’idir. Yani: Çoğulu. Melhame ise, cenk için söylenen bir kelimedir.   Yahut cenk yapılan yerin adıdır.  Kıtal vaktinde, cenk edenler çokça birbirine girerler, iki taraf birbirine karışır.  Cenk meydanında, etler çokça kesilip parçalandığı için de, böyle bir isim verilmiş olabilir.   Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin bir ismi de:   NEBİYY’ÜS-SEYF olup, kendisi ve ümmeti; kıyamete kadar gelecek din düşmanı kefere ve müşriklerle harp ve kıtal edecekleri için kendilerine:  RESUL’ÜL – MELAHİM. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

24. İsim:  RESUL’ÜR – RAHET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz;  dünyada kendisine tabi olup peygamberliğini tasdik, ümmetliğini kabul eden mümin erkek ve mümine kadınlara çeşitli ilâhî nimetlerle rahat veren bir zattır. Kendisinden önce gelen nebilerin ve resullerin ağır tekliflerini; risaleti alınca, kaldırıp kolaylık ve esenlik getirmiştir.  Bu manayı bizzat kendileri şöyle anlatmışlardır:  “Doğruluk, paklık ve esenlikle peygamber gönderildim.”  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

25. İsim:  KÂMİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Mevcudatın en şereflisi, mahlûkatın en faziletlisi Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz;  Yüce Hakka yapılan çeşitli ibadet ve taatta, kullukta tam itaat ve onun emrine boyun eğmekte cümleden üstün kemale sahiptir.  Suret itibarı ile de, cümleden güzeldir.  Güzel huyların cümlesi, iyi fiillerin hepsi, tamamen ve kemal derecesinde; Resulüllah efendimizde cem olmuştur. Bütün bu manalar düşünülerek: KÂMİL. İsmi onu şanında söylendi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

26. İsim:  İKLİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, TAC manasınadır. İ K L İ L: Kıymetli cevherlerden dizilip baş kenarına, bir bağ gibi konur. Bu çeşitten yapılı taç, padişahların özelliklerini belirtir. Bunu başlarına koydukları zaman, padişahlardan oldukları anlaşılır. Onu gören herkes, vereceği emre itaat eder. O tacı taşıyana muhalefet etmekten sakınır. Bu güzel İKLİL ismi, Davud Aleyhisselâm’a nazil olan Tevrat’ta anlatılmıştır. Resul-ü Kibriya Sallallâhü ve Sellem efendimiz, bütün mahlûkatın efendisi olup cümle insanlara peygamber olarak gönderilmiştir. Bu sebeple, cümle mahlûk ona itaat etmeye memurdur. Onun emrine itaat etmek farz olup, emrine aykırı hareket etmek, haramdır. Bunun böyle olduğunu Allah-ü Teâlâ şöyle anlattı : “Resulün size getirdiğini alın; emrini tutun. Yasak ettiği şeylerden de sakının.” (Haşr: 7) Anlatılan mana icabı: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin emirlerini tutmak vaciptir.  Ki bu: Cümlenin malumudur.

İşte… Anlatılan manada, Resulüllah efendimizin sultanlığı olduğu için. İsmine İ K L İ L. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

27. İsim:  MÜDDESSİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin manası: Örtünen. Manasına gelir ki, izahı aşağıdaki isimle beraber yapılacaktır. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

28. İsim:  MÜZZEMMİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bundan önce geçen MÜDDESSİR ismi ile burada anlatılacak MÜZZEMMİL ism-i şerifi: Yüce Hakkın gönderdiği Kur’an-ı Kerim’de geçmiş;  Resulüllah efendimize bu isimlerle hitap edilmiştir. Allah-ü Teâlâ şöyle buyurdu: “Ey MÜDDESSİR, Ey MÜZZEMMİL.”   (Müzzemmil suresi:1 ve Müddessir suresi: 1)   Her iki isim de, bürünüp örtünmek manasına olmakla beraber, aralarında az fark vardır. MÜZZEMMİL: Daha ziyade kendi elbisesine bürünüp yatan için kullanılır. MÜDDESSİR: Her neye ise… Bürünüp sarınan, örtünen için kullanılır.

Bu manaların dışında, bir başka mana daha anlatıldı:  Bu manaya göre:  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, bütün insanlara Resul olarak gönderildi.  Bu risalet ve tebliğ vazifesini almaya mütehammil idi.    Bunun dışında nefsinin tekliflere karşı tutumundan ve muannitlerinden zuhur eden ezaya tahammülünden ötürü: MÜDDESSİR veMÜZZEMMİL… Nidasına muhatap oldu.  Ve bu hitaplar kendisine isim oldu. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

29. İsim:  ABDÜLLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin güzel isimleri arasında sayılır.

Çünkü. İbadete devamlı ve Hakka itaatte tamdı.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, bu vücut âlemine teşrif ettikten taa, dar-ı bekaya teşrif buyurup göçünceye kadar; bir an olsun.  Âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a ibadet ve taattan hali kalmamıştır.  Hiçbir işi, kendisini bu işten, yani:  Hakka ibadetten geri bırakmamıştır.  Hatta kalbi, kalıbı,  zahirî,  batını ile ibadet ve taata devam etmiştir.  Bu mana icabıdır ki;  ism-i şeriflerine: ABDÜLLAH.  Yani:  Allah’ın kulu… Dendi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

30. İsim:  HABİBÜLLAH  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

HABİB lafzı,  ism-i mef’ul manasında olup:  MABUB. Demeğe gelir. Yani: Sevilmiş, beğenilmiş…  HABİB lafzının ALLAH lafza-i celâline izafeten söylenmesi,  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin şerefini artırmak ve ona tazim içindir.  Ve ALLAH’IN SEVGİLİSİ  (MABUBÜLLAH). Manasının taşır.

Muhabbet; yani: Sevgi, nefsanî bir infialdir.  Allah-ü Teâlâ böyle bir şeyden münezzehtir. Onun için böyle bir mana verilmesi ve böyle bir sıfat alması yakışır şey değildir.  Bu manaya göre, Allah-ü Teâlâ için murat olan gayedir. Seven için gaye ise şudur: Sevdiğinin bütün fiillerinden razı olup, yaptığı temen-nilere müsaade etmek. Her an ve her zaman, türlü nimetlerine daldırmak…

Bu manada; Allah-ü Teâlâ, Resulüllah efendimizin her fiil ve cümle halinden razıdır. Her an ona: Türlü nimetler ve çeşitli ikramlar yapmaktadır.   Bütün emellerini yerine getirmiş; muradına nail eylemiştir. Bütün ikramların sonucudur ki, Resulüllah efendimizin ismine: HABİBÜLLAH. Denilmiştir Bu isimle, bir başkasına sıfat verilmemiştir. Resulüllah efendimizden başka bir ferde: HABİBÜLLAH. İsmi verilmemiş-tir.   Dolayısıyla, bu isim doğrudan doğruya,  Resulüllah efendimize mahsustur.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

31. İsim:  SAFİYYÜLLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yüce Hak tarafından cümle mahlûk arasından seçilen, tüm küdurattan halis, bütün kemalât ile mükerrem özge bir zat… Anlatılan mana icabı olarak, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, bütün mahlûkat arasından seçilip çıkarıldığı için, kendisine:  SAFİYYÜLLAH.  Pak bir isim olarak verildi.   Başka bir manada: Resul-ü Ekrem Sallallâhü ve Sellem bütün sözlerinde ve fiillerinde yüce şanına ve ulu makamına yakışmayan bütün sıkıntı veren hallerden ve ayıplardan halis olucudur. Bu halis olmak ve kemal bulmak: Cenab-ı Hakkın ilâhî feyzi ve rabbanî inayeti ile olduğu için, latif isimlerine: SAFİYYÜLLAH. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

32. İsim:  NECİYYÜLLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

NECİYY. Bu kelime: Necva, kökünden gelmektedir ki: Bir kimseye sırrını gizlice açmak. Manasına gelir. Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz Yüce Allah’ın ilâhî sırlarına mazhar idi. Onun rabbanî münacatına bir mahal ve karargâh idi. İşte anlatılan manalar açısından bakılınca: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz: Gizli sırların her türlüsü ile mübarek kalbleri daima rahmanî teveccühlerle meşgul idi. Nefes nefes mübarek sineleri rabbanî feyizlerle açılır; ilâhî sünuhat nurları ve yüce fütuhat çeşitleri ile aydınlanırdı. İşbu manalar icabı olarak, Resulüllah sallallâhü ve Sellem efendimizin bir ismine de: NECİYYÜLLAH. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

33. İsim:  KELİMÜLLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin kısaca manası:   Allah-ü Teâlâ’nın,  bizzat söyleştiği kimse…  Demeğe gelir.

Yüce Allah, ezelî ihsan sahibi olup Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizle Miraç gecesi kelâm etmiştir; kendisi ile bizzat konuşmuştur.  Bu durum hakikat derecesinde olup, hiçbir şekilde hilâf yoktur. Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, daima ilâhî kelâmın nüzulüne mahal idi.  Bu manada bizzat Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz şöyle buyurdu: “Benim Yüce Allah ile gizli bir vaktim vardır.” Asıl bu manadan ötürü kendisine: KELİMULLAH. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

34. İsim:  HATEM’ÜL – ENBİYA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerifin ifade ettiği mana:  — Nebilerin sonuncusu… Demeğe gelir.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

35. İsim:  HATEM’ÜR-RÜSÜL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Peygamberler sultanı Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, cümle nebilerden ve resullerden sonra, âlemlere rahmet olarak gelmiştir. Onun teşrifi ile nübüvvet ve risalet kemale erip son bulmuştur. Kendisinden sonra, hiç kimseye nübüvvet ve risalet verilmeyecektir. Bu mana icabı olarak, şanında: HATEM’ÜL – ENBİYA ve HATEM’ÜR - RÜSÜL.  Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

36. İsim:  MUHYİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

MUHYİ.  Lafzı, ihya kökünden gelir;  Diriltici, manasını ifade eder.

Dünya halkı küfür, şirk ve cehalet durumunda ölü iken;  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, risaleti ile Yüce Allah’ın emri gereğince onları İslâm’a davet etti.   Böylece; küfür ve onun gerektirdiği sapıklıktan, şirk cehaletinden aldı; iman nuru ile onları diriltti. Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize: MUHYİ.  İsminin verilmesine sebep budur.

Ayrıca, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz ümmetini:   İslâm dinine, pak şeriatla amele,  cennete girmeğe ve Allah’ın rızasını kazanmağa sebep olan işleri yapma yoluna yönelttiği için, kendisine: MUHYİ. İsmi verildi.

Allah’ım,  senden kalbimizi inayetle diriltmeni diliyoruz.      Daima başarı sendendir.                              Ya Allah!  Ya Allah!  Ya Allah!    Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

37. İsim:  MÜNCİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerif; necat verici,  kurtarıcı manalarına gelir.   Şefaatçimiz Habib-i Ekrem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem ümmetinin dünya ve âhirette sebebi necatları olduğu için, ism-i şerifine: MÜNCİN.  Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

38. İsim:  MÜZEKKİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerifin manası kısaca şudur: Lâzım olan şeyleri hatıra getirici…

Bu mübarek isim, Kur’an-ı Kerim’de şu ayetle sabittir :    “ Sen, hemen hatırlat zira sen ancak hatırlatıcısın.” ( Gaşiye suresi: 21)    Burada,  tezkirden;  yani:  Hatırlatmadan murad:  Vaazdır.

Vaazın manası şudur:     Bu düşük dünyadan zühd yollu iraz edip dönmeye ve âhirette faydalı amellere teşvik…

Peygamberlerin seyyidi efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem meclislerinde daima ümmetini dünyaya karşı zahit olmaya, kalben ondan yüz çevirmeye teşvik etmiştir. Ölüm için ve ölümden sonrası için lâzım olan şeylerin tedarikine ve hazırlığına çalışmayı emretmiştir. Kur’an-ı Kerim’de anlatılan vaaz, nasihat, sevindirici, çekindirici şeyleri anlattığı gibi:  Ümmetine dünyada, kabirde, mahşerde faydalı ve lâzım olan ne varsa; cümlesini bir bir beyan eylemiş,   onları tehlikelerden korumuştur; kurtarmıştır.

İşte anlatılan bu manalara göre; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz,  iki cihan saadetine, iki âlemin izzet ve rif’atına ulaşmaya sebep olan şeyleri, vaaz ve nasihat yollu anlatırdı. Bundandır ki, ism-i şerifine: MÜZEKKİR. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

39. İsim:  NASIR  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Yüce Hakkın kelimesini üstün kılmak, dinini ve din ehlini aziz kılmak ve onun düşmanlarını kahır ve helâk için Allah yolunda bir yardımcıdır. Müminlere bol nasihat edendir. Onlara şeriat ilmini belletmiştir. Tehlikeli işlerden onları almış ve çekindirmiştir.  Daima onlara, kurtarıcı yolları açıklamış, bu yola teşvik etmiştir.  Mazlumların üstünden zulmü kaldırmış; aciz ve zayıflara daima yardımcı olmuştur. İşte anlatılan manalar icabıdır ki; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize: NASIR. İsmi verilmiştir.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

40. İsim:  MANSUR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Hazret-i Resul-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz dünya ve Âhiret işlerinin cümlesinde Allah-ü Teâlâ tarafından yardım görmüş ve maksuduna nail olmak sureti ile mansur ve muzaffer olmuştur.

Melâike-i kiramla, bilhassa Cebrail Âleyhisselâm ile her an kendisin yardım gelmiştir.

İşte… Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ismine:  MANSUR.  Denmesinin bir sebebi de budur.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

41. İsim:  NEBİYY’ÜR – RAHMET. ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Peygamberlerin sultanı, kendisine manevi varis olan zatların dayanağı, âlemin şerefi âdemoğlunun efendisi olan Nebiyy-i Mükerrem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz evvel, ahir, zahir ve batın cümleye rahmet sebebi olmuştur.  Bu manadan ötürü ism-i şerifine.  NEBİYY’ÜR – RAHMET. Denildi.   Nitekim Yüce Hak, Kur’an-ı Kerim’de, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin tam rahmetini ve bu hususta büyük şanını şu ayet-i kerime ile bildirdi:  “ Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”  ( Enbiya suresi: 107 )   Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Allah’ım, Resulüllah efendimizin hürmetine iki cihanda bizi rahmete kavuşanlardan eyle. Rahmet peygamberi ve resullerin efendisi hürmetine… Âmin! Âmin! Âmin! 

42. İsim:  NEBİYY’ÜT – TEVBE.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Tevbe, önce Âdem Âleyhis selâm’dan geldi. Bu tevbesinin kabulü de, Resulüllah efendimizi Sallallâhü Aleyhi ve Sellem vesile ettiği için oldu. Bundan ötürü de, adına:

NEBİYY’ÜT – TEVBE.  Denildi.  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizden evvel gelen nebilerin ve resullerin ümmetlerine ait tevbeler hiç makbul olmazdı.    Bazılarının tövbesine de, ağır şartlar konmuştu.

Ama efendilerin de efendisi saadet kaynağı Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize ümmet olanların; küçük, büyük, kasden ve sehven işledikleri bütün günahlarını: Kıyamete kadar; tevbe ettikleri takdirde, tövbelerini kabul buyuracağını Kur’an-ı Kerim’in müteaddit yerlerinde Allah-ü Teâlâ anlattı:        “ Allah tevbe yi kabul eder.”   ( Tevbe suresi: 104) .   “ Ben, gerçekten tevbe edeni hakkıyla bağışlayanım.” ( Ta-Ha suresi: 82) . Bunlar, Yüce Allah’ın vaadidir. Bu ikramı, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin hürmetine onun için yapmıştır.                                                                                           Resulüllah efendimize NEBİYY’ÜT – TEVBE. Denilmesinin bir sebebi de budur. Kaldı ki, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: “ Allah-ü Teâlâ, ümmetimin tövbelerini kabul edecektir. Taa, ruhları boğazlarında gargara edinceye kadar…”  İşte bu manalardan ötürüdür ki, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin bir ismine de: NEBİYY’ÜT – TEVBE. Denildi.                           Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

43. İsim: HARÎSUN ALEYKÜM. —SİZE DÜŞKÜNDÜR— ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Aleyhisselâm efendimiz,  Kur’an-ı Kerim’de bu isimle şöyle anlatılmıştır: “Yemin olsun; içinizden size bir resul geldi. Sıkıntıya düşmenize üzülür. SİZE DÜŞKÜNDÜR.”   (9/128)

HARİSUN ALEYKÜM. Yani:  SİZE HARİSTİR.  ( Size düşkündür;  üzerinize titrer.) Demeğe gelir. Bunun açık manası şudur:  Davet ettiği ümmetinin cümlesini ister ki;  hidayet bulsunlar, İrşad olup İslâm şerefi ile şerefyap olsunlar, iman nuru ile de nurlansınlar.

Kendisine icabet eden ümmetine de düşkündür.  Bunların daima salâh ve takva üzere olmalarını diler. Takva üzere gitmelerini, böylece Yüce Allah’ın rızasına ermelerini arzu eder. Bu onun için; kâmil bir sıfat, güzel bir huydur.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

44. İsim:  MA’LUM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, âlemin şerefi ve âdemoğlunun efendisidir.

Bu vücut âlemini şereflendirmeden evvel;  bütün yedi kat göklerde,  sidre,  kürsî ve arşta; hatta cehennemde ve cennette kerrûbîn melekleri ve mukarrebîn melekleri; bütün peygamberler ve resuller katında: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin nübüvvet ve risaleti, mübarek vücudunun âlemlere rahmet olduğu malumdu.

Anlatılanların hepsi, Resulüllah efendimizin risaletini ve nübüvvetini ikrar ve itiraf ederlerdi. Anlatılanların cümlesi, Resulüllah efendimizin taziminde idi. Hepsi de ona intisap etmek muradında idi. Bu mana icabı olarak, onun güzel isimlerinden birine de: MA’LUM. Denildi.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

45. İsim:  ŞEHİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim: Meşhur ve bilinen… Manalarını ifade eder.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz;  bütün meleklerin,  nebilerin ve resullerin, ulvî ve süflî bütün yaratılmışların malumu idi. O kadar ki: İsmi, resmi ve sıfatı dahi malum ve meşhur idi. Aynı şekilde, üstün nesebi de meşhur ve malumdu. O kadar ki: Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin bu âlemi şereflendirmesi yakın olunca, babası Abdullah doğdu. O doğunca.

—Muhammed Mustafa’nın babası doğdu dediler. Ki bu:  Ehl-i kitap arasında malum bir şeydi. Bu meşhur olma durumu o kadar ileri idi ki:    Mekke halkı, bilhassa Kureyş ve Haşim soyları Resulüllah’ın akrabasıdır. Diyerek, kendilerine tazim ederlerdi; onlara ikramlarda bulunurlardı. Bu meşhur olma durumu bütün insanlar arasında olduğu için, ism-i şeriflerine: ŞEHİR. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

46. İsim:  ŞAHİD  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, kıyamet günü:   Peygamber olarak gönderildiği bütün insanların; kendisine icabet edip iman şerefine erenlerin ve kendisine iman etmeyip küfür ve dalâlette kalanların hepsine şahadet edecektir. Onun bir ismine de:—ŞAHİD.  Denilmesi bu manayadır.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

47. İsim:  ŞEHİD.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, yukarıda geçen ŞÂHİD ve altta gelecek MEŞHÛD manalarındadır.  Ancak, bu isimde mübalâğa manası vardır. Kısaca şu demeğe gelir:—Tam manası ile şahadet eden…

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

48. İsim:  MEŞHÛD.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yani: Kendisi için şahadet olunmuş… Manasına gelir.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, risaletle teşrifinden evvel meleklerin dili, nebilerin ve resullerin pak lisanları ile nübüvvet ve risaletine şahadet edilmiştir.

Sonra… Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin saadet yıldızı bu âleme şeref verip aydın- latınca; kadın erkek bütün müminlerin kalpleri, kadın ve erkek bütün Müslümanların dilleri Resulüllah efendimizin doğruluğuna şahadet etti. İşte anlatılanların şahadetleri icabıdır ki; Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize:—MEŞHÛD. İsmi verilmiştir.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

49. İsim:  BEŞİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Beşaret kökünden gelmektedir. Manası:—İşitildiği zaman sürur verecek haberi vermek veya veren… Demektir. Yani: Müjdelemek veya müjde veren… Daha açık manası: Müjdeyi tam manası ile veren… Demektir. Bu manayı şöyle açabiliriz:

Resul-ü Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Sallallâhü ve Sellem efendimiz; Yüce Hakkın uluhiyet ve vahdaniyetini ikrar ve tasdik, ayrıca kendisinin nübüvvet ve risaletini ikrar ve tasdik, bundan sonra Yüce Hak katından getirdiklerinin cümlesini iz’an ve kabul etmek suretiyle:— İlâhi emirleri tutun, Sübhan Hakkın yasaklarından kaçının; yani: Allah’ın kitabında ve Resulüllah’ın hadisinde anlatılan işleri yapın… Şeklinde emredilen işleri bütünüyle yapıp emri yerine getirenlere; işlenmesi yasak olanlardan kendilerini koruyanlara Hakkın gazabından ve hışmından necat ve selâmet geleceğini, türlü türlü lütuflar olacağını, hesaba gelme- yen üstün nimetler verileceğini Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz müjdelediği için, bir ismine de: BEŞİR. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

50. İsim:  MÜBEŞŞİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

MÜBEŞŞİR. Manası şöyledir: Çok çok müjdeler veren zat…

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

51. İsim:  NEZİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin bu ismi Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Gerçekten biz seni bir şahit, bir mübeşşir ve bir NEZİR Resul olarak gönderdik.”  ( Ahzab s: 45)

Resulüllah efendimizin. NEZİR. Lafzının manası da şudur: KORKUTUCU…  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz; ümmetinden Yüce Hakkın emirlerini terk edenleri, yasak ettiği fiilleri işleyenleri ve masiyette ısrar edip tevbe istiğfarda bulunmayanları azap ve ilâhi ceza ile korkuttuğu için pak isimlerinden birine de:—NEZİR. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

52.  İsim:  MÜNZİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin manası şu demeğe gelir.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, ümmetinden asi ve fasık olanların kalblerine korku düşürendir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

53. İsim:  NUR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resul-ü Mübeccel ve Nebiyy-i Mufaddal  ( çokça ağırlanan Resul, çok çok değerli kılınan Nebi)  Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin mübarek vücutları sırf nurdur.  Cümle halkın nuru, onun nurundan olduğu için pak isimlerine: NUR. Denildi.

Yüce Hak, cümlemizin ömrü son buluncaya kadar,  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin tazimine ve sevgisi yoluna İrşad eylesin.  Bu yolda başarı ihsan eylesin. Onun sevgisinin belirtisini, bütün erkek ve kadın müminlere bir ihsan olarak nasip eylesin.  Bu yolda, kolaylık ihsan buyursun.  ÂMİN!  Peygamberlerin ve resullerin efendisi hürmetine… Hepsine Allah-ü Teâlâ’dan salât-ü selâm olsun.

54. İsim:  SİRAC.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yüce Hak, Resulümüz ve şefaatçimiz Sallallâhü ve Sellem efendimizi, Kur’an-ı Kerim’-de:       “Nurlu SİRAC (kandil).” (Ahzab suresi:46) Mealini taşıyan ayet-i kerime ile anlattı.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin peygamberlik durumu açık, risaleti belli bir şekilde beyan edilmiştir. Yüce Hak katından getirdiği şeylerle irfan sahibi müminlerin kalblerini pür nur ettiği için, kendisine: SİRAC. İsmi verildi. Ayrıca, bu SİRAC ismi güneşe ve aya da verilir.  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin nuru; güneşin ve ayın nurundan fazladır. Hatta Resulüllah efendimizin zatı nurun aynıdır. Bütün âlemi kıyamete kadar hidayet nuru ile aydınlatacağı için; kendisine: SİRAC. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

55. İsim:  MISBAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim de, mana itibarı ile SİRAC ism-i şerifi gibidir. Ancak, MISBAH ismi, aya, güneşe verildiği gibi, yıldızlara da verilir. Bütün dünyada olan küfür, dalâlet ve isyan ve mekruh gibi şeyler onun nuru ile izmihlâle uğradı. İslâm ve iman nuru ile her yanı nura gark ettiği çeşitli taat ve ibadetle âlemi aydınlattığı için, ism-i şerifine: MISBAH. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

56. İsim:  HÜDA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

—HÜDA. İsmi, mastardır. ( Mastar: Kelime üreten kök isim, manasınadır.)  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize verildi.  Cümle müminleri, Hakkın yoluna bütün gücü ile irşat edip delil olarak yol gösterdiği,  devamlı nimetler meyanında sayılan cennet nimetlerine ulaştırdığı için, ism-i şerifine: HÜDA. Denildi. Allah-ü Teâlâ’dan salât ve selâm dileriz.

57. İsim:  MÜHDİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Şirk ve tuğyan ehlini iman ve İslâm’a irşat ve hidayet; müminleri taata ve ibadete İrşad, bu yolda onlara delil olduğundan ism-i şeriflerine: MÜHDİ. Denildi. Bu ismin manası:  Hediye ve ihsan, atiye.  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin vücud-ü şerifleri,  nübüvvet ve risaleti bütün âleme rahmet ve saadet olduğundan,  Yüce Hakkın cümle âlemlerine bir hediyesi ve ihsanı manasında, ism-i şerifine: MÜHDİ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

58. İsim:  MÜNİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz sırf nurdur.  Bütün âlemlerde olan nur, ondan olduğu için; ism-i şerifine:—MÜNİR. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

59. İsim:  DÂİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim ism-i faildir. Sübhan olan Yüce Hak, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizi bu isimle Kur’an’da şöyle anlattı: “Ve onun emri ile Allah’a davetçi.” (Ahzab s:46)“Allah’ın davetçisine icabet ediniz.” (Ahkâf suresi:31)   DÂİ, lafzı her iki ayet-i kerimede de vardır ve: DAVETÇİ manasınadır.  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, bütün halkı din ve imana, doğru yola davet etti.  Davetine icabet edenler için, cennet ihsan olundu.  İcabet etmeyenler, küfür ve azgınlıkta kalanlar ise..cehennemde ebedî kalacaklardır.  İşte bu manadan ötürüdür ki, Resulüllah efendimizin ism-i şerifine: DÂİ, yani: DAVETÇİ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

60. İsim:  MED’ÜVV.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Şanı yüce, nimeti yaygın, kendisinden başka ilâh olmayan Allah-ü Teâlâ;  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizi, mahlûkatı yaratmadan evvel yarattı. Dünya âleminde ve âhiret âleminde davet edildiği zamanlarda doğru konuşarak icabet ettiği için ism-i şerifine: MED’ÜVV. Denildi.

Bir başka sebep de şudur:  Kıyamet günü, insanlar mahşer yerine toplandığı zaman, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz şefaat için mübarek başını secdeye koyacaktır. Bunun üzerine kendisine şu nida gelecek:—Ya Muhammed, başını kaldır,  şefaat et,  şefaatin kabul edilecektir. İste; istediğin verilecektir. İşte Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize bu nida yapıldığından ism-i şeriflerine: MED’ÜVV. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

61. İsim:  MÜCİB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Mis ak alındığı gün, başta ve herkesten evvel: –Ben sizin Rabbiniz değimliyim?

Hitabına: — Beli… (Evet.)  Diye cevap verdi.  Bunun için,  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin ismine. MÜCİB. Denildi. Bir başka mana da şudur:  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efen-dimiz, bu vücut âlemine teşrif buyurduktan sonra; bütün ilâhi emir ve yasakların gereğini yapmakta; insanları davet ve ahkâmı onlara tebliğ işinde, Rabbine itaat ve inkıyat işinde tam dürüst olduğu için, zat-ı şeriflerine: MÜCİB. Denildi. Bir başka mana da şöyledir:

Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, ashab-ı kiram tarafından bir koyun paçası yemeğe davet edilse dahi, bir arpa ekmeği yemeğe davet edilse dahi; yani: Ne kadar az şey için olursa olsun; davet edildiği her yere icabet ederdi.   Hiç kimseyi mahzun etmezdi.   Davetlere icabet ederek, davet edenleri mesrur ederdi. Kendilerine: MÜCİB. İsminin verilmesindeki bir mana da budur.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

62. İsim:  MÜCAB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

—MÜCAB. Lafzı, Arap dili kaidesine göre; ism-i mef’uldür.

Yerleri ve gökleri Ketm-i Âdemden vücuda getiren, hacetleri bitiren Yüce Allah, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin bütün dualarını kabul buyurdu.  Tazarru ve niyazlarını katında makbul kıldı.  Bütün temennileri kendisine ihsan olundu.   İnsi ve cini imana davet, imana İrşad, taat ve ibadete davet ve İrşad işinde kendisine icabet olundu. Getirdiği din,  kıyamete kadar sabit kalacaktır. Dini sair dinlere üstün gelecektir. Şeriatının ahkâmı da cümleye icra olunacaktır. Bütün anlatılan işlerde kendisine itaat olunduğundan, pak isimlerine:—MÜCAB. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

63. İsim:  HAFİYY.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

HAFİYY. Lafzı, Arap dili kaidesine göre ism-i faildir.

Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimize, hangi müşkülat olursa olsun;  sorulduğu zaman,  her birine hakikati ve künhüyle cevap vererek,  hiçbir şüpheli yan bırakmadığı için, ism-i şerifine:—HAFİYY. Denildi.  Nitekim bu mana,  Kur’an-ı Azim’de kendisi hakkında şöyle buyuruldu: —“Tam manası ile biliyormuşsun gibi, onu sana sorarlar.” (A’raf suresi:187)

Bazıları da: HAFİYY. Lafzını, itina manası taşıyan: HAFİYY. Kelimesinin kökünden geldiğini söylemişlerdir. Bu manaya göre, Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz; Müslümanların işini görmeye, tevhid ehli kimselerin yararlı hale gelmelerine, dine yardım etmekte ve kâfirlerle mücadele işinde tam manası ile itina edip ziyade ihtimam gösterdikleri için, pak isimlerine:—HAFİYY. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

64. İsim:  AFÜVV.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

AFÜVV. Lafzı, Arap dili kaidesine göre, mübalâğa ile ism-i faildir.

—Çok çok affeden. Demeğe gelir.

Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, kendisine kötülük edenlerden intikam almaya gücü yettiği halde fazilet ve kerem icabı intikamdan vazgeçer bırakırdı.  Kendisine kötülük edenin suçundan geçip affetmek daima güzel âdetleri idi. Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, ümmetini affa gark ettiğinde kendisine:–AFÜVV. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

65. İsim:  VELİYY.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

—VELİYY. Kelimesi,  yirmi yedi kadar manaya gelir.  Burada ki manası;  Resulüllah efendimiz hakkında:—NÂSIR. Olması muhtemeldir. Yani:  Yardım eden.  Bu manaya göre; Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz: Dine, din ehline, fakirlere, zayıflara, miskinlere; daima yardım ettiği için, ism-i şeriflerine:—VELİYY. Denildi.

Aynı zamanda:–Arif, irfan sahibi… Manasına da gelir. Buna göre: Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz. Yüce Hakka karşı en iyi marifet sahibidir.

Bazılarına göre: Yakın;  manasına gelir.  Bu duruma göre, mana şu olur:  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, sübhan olan Yüce Hakka cümleden yakın olduğu için, Allah-ü Teâlâ’nın rahmetine cümleden ileri olduğu için; VELİYY. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

66. İsim:  HAKK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Burada anlatılan HAKK ism-i şerifi, Yüce Hakkın güzel isimleri arasında sayılır. Allah-ü Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de bu ism-i şerifi peygamberine ikram olarak vermiştir. Bunun için şöyle buyurdu:                          “ Rabbinizden size HAKK geldi.”  (Yunus suresi:106)  “ Tarafımızdan, kendilerine HAKK geldiği zaman…” ( Yunus suresi:76)  Her iki ayet-i kerimede de HAKK lafzından murad:  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizdir. Bunun manası şudur:—  Resulüllah efendimiz, davet ettiği dinde ve tebliğ ettiği şeriat ahkâmında, HAKK’ dır dır.  Dini ve şeriatı kıyamete kadar tağyir ve tebdil olmaktan, batıla ait olmaktan yana temiz ve uzaktır.  Hakikatte ve üstünlükte daim ve sabit olduğundan ism-i pak lerine:—HAKK. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

67. İsim:  KAVİYY.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz,  Yüce Allah’ın emrini yerine getirmekte, yasaklarından içtinap etmekte, şer’i hükümlerin infazında, şanı yüce Allah’ın haklarını ve kulların hakkını ifa etmekte, şeriat ile hakikatin arasını bulmakta tam manası ile kudretlidir; güçlüdür.   Bu manada hem KAVİYY, hem de şediddir. Böyle olduğu için pak ismine: KAVİYY. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

68. İsim:  EMİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, nübüvvetten evvel ve nübüvvetten sonra: EMİN. Diye verilen ism-i şerifi ile bilinirdi; meşhurdu. Hatta peygamberliğini ilân etmeden evvel, Kureyş taifesi ona:– Muhammed EMİN.  İsmini vermişlerdi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Kur’an-ı Kerim’de:–“ O makamda kendisine itaat edilen EMİN’ dir.”   ( Tekvir suresi:21) Buyuruldu. Bu manaya göre;  burada anlatılan:  EMİN lafzı ile Resulüllah efendimizdir. Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, kendisine gelen vahiylerin cümlesini tamamı tamamına hıfzına almış, zaptetmiş; ne fazla ne de eksik ümmetine bildirmiştir. Bu manada dahi EMİN olduğu için, zat-ı şeriflerine yerde ve gökte:–EMİN. İsmi verilmiştir.  Nitekim bu manayı, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle anlattı:–“  Ben, yerde ve semada EMİN’ im.” Ayrıca, Fetih süresinde sübhan olan Yüce Hak şöyle buyurdu.“(… Ta ki, Allah senin gelmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın.”) Bu mana açısında bakılınca, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz itaptan ve ikaptan tam manası ile EMİN’ dir. Mübarek ismine:–EMİN. Denilmesinin bir sebebi de bu olsa gerektir.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

69. İsim:  ME’ MUN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

İsm-i mef’ul olarak gelmiştir.  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizden bir zarar, zulüm, şer görmekten yana; yaratılmışların tümü: Kurt, kuş, insan, cin emindir.— Resulüllah efendimizden bize daima hayır gelir; başka bir şey gelmez.  Diyerek, hepsi ondan emin oldukları için, pak zatlarına:                     –ME’ MUN. ( Emniyet ve itimat edilen.) Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

70. İsim:  KERİM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Allah-ü Teâlâ, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz için, Kur’an-ı Kerim’de “ Gerçekten o, KERİM resulün sözüdür.”  ( Hakka suresi:40)  Buyurdu;  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizin KERİM ismini anlattı.

Bir hadis-i şerifte ise… Bizzat Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz şöyle buyurdu:

 Allah katında ben, evvellerin ve ahirlerin KERİM’ iyim, bunu övünmek için söylemiyorum.” Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin zat-ı şerifleri, ziyade cemil ve sıfat-ı hamide, nüut-u celile ile sıfatlanmış bir zattı.   Allah-ü Teâlâ cümle kullarından daha fazla ikramda bulunmuştu. Yani: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize… Zatının güzelliği,  huylarının iyiliği ve büyüklüğü itibarı ile kendisi ile övünülecek bütün sıfatlar onda mevcuttu.  Hasepte ve nesepte, ilimde ve hilimde, insanları affetmekte, fukara, zayıf, dul kadınlara, yetimlere ve muhtaçlara iyilik etmekte ondan üstünü yoktu. İstenmeden, hiçbir vasıta araya konmadan herkese ihsanda bulunurdu.  İşte anlatılan manalarda; kerem itibarı ile herkesten ileri olduğu için, pak isimlerine: KERİM. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

71. İsim:  MÜKERREM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin ism-i şerifleri tafsilatlı anlatılırken verilen manaların cümlesi Allah-ü Teâlâ’nın fazlı ve ihsanıdır.  Yüce Allah,  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizin zatını cümle mahlûkundan, hatta nebilerden ve resullerden daha kereme nail eyleyip faziletli kılmıştır. Böyle olduğu için, övülen ve beğenilen sıfatlarına:–MÜKERREM. İsmi verildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

72. İsim:  MEKİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Allah-ü Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurdu: “ Kuvvet sahibidir; arşın sahibi nezdinde çok itibarlıdır.” ( Tekvir suresi:20)  Burada geçen:  İtibarlı.”  Lafzı, MEKİN isminin karşılık manasıdır.  Bundan murad, Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz olduğu söylenir.  Çünkü Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, Yüce Hakka yakınlık bulmuş; hissî, yani:  Maddî ve manevî tam itibar görmüş ve yüksek mertebeye ermiştir.

Nitekim Miraç gecesi, yedi semayı, sidre yi, kürsî yi, arşı geçmiş; hiçbir kimsenin varamadığı yere Allah’ın dilediği kadar yükselmiştir. Bundan sonra: “ Sonra yaklaştı ve sarktı; iki yayın yapışması kadar, hatta daha yakınlık buldu.” ( Necm suresi:8 – 9)   Ayet-i Kerimesi ile anlatılan sırra mazhar oldu. İşte Resulüllah efendimizin pak isimlerinden birine:–MEKİN. Denmesinin sebebi budur.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

73. İsim:  METİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Yüce Allah’ın dininde, onu tutma işinde, çokça gayret ve ihtimam gösterirdi. Din düşmanları ile muharebe ve kıtalde, şer’i ilâhî hükümleri, Yüce Allah’ın emrini, sübhan olan Haktan gelen ilham babındaki işleri kusursuz olarak yerine getirmekte çok güçlü, sağlam ve şiddetli olduğu için nurlu pak zatlarına:–METİN. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

74. İsim:  MÜBİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin nübüvvet ve risaleti, bu vücut âlemine teşrif etmeden, bütün ehl-i kitap katında belli idi.   Bu vücut âlemine teşrif edince de, âlemlere rahmet olarak bütün yaratılmışlara resul oldu.   Bu risaletini açık mucizelerle, kesin delillerle ispat etti.  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizin risaletinde, dininin ve şeriatının hak olmasında hiç kimsenin şek ve şüphesi kalmadı. Ona iman etmeyenler inat ve haset olarak iman etmediler. Çünkü Resulüllah Efendimizin haklı durumu cümlenin katında aşikâr, belli ve zahir idi.  İşte bu manadan ötürü, Resulüllah efendimizin ismine:– MÜBİN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

75. İsim:  MÜEMMİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

—Uman ve ümit eden… Talep ve arzu eden… Demeğe gelir. Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz,  Yüce Hak’tan dinine yardım talep etti.  Ayrıca, kıyamete kadar dininin cümle dinlere üstün gelmesini istedi. Hak Teâlâ dahi, onun ümit ve temenni ettiği şekilde:  Dinine yardım etti; düşmanları üzerine galip getirdi; bütün dinleri neshedip Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizin dinini ve şeriatını kıyamete kadar daim ve sabit kıldı.  İşbu manalar icabı olarak mübarek ismine: MÜEMMİL. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

76. İsim:  VESUL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, akrabalarına gidip gelmekte ve onlara iyilik, ikram etmekte, dul kadınlara ve yetimlere hatta bütün Müslümanlara bolca mal verip ihsanda bulunmak-ta, kefaleti altında bulunanlara vefalı davranmakta, vaadini yerine getirmekte bütün insanlardan ileri idi. Bundan ötürü, mübarek isimlerine:–VESUL.Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

77. İsim:  ZÛ KUVVET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim:— Kuvvet sahibi. Demeğe gelir; aynı zamanda:— KAVİYY. (67.İsim)  Lafzında geçen, manalar burada da geçerlidir. Ancak; KUVVET ( KUVVETİN ) isminin sonundaki tenvin, tazim için olur:    — Büyük kuvvet sahibidir.  Demeğe gelir.    Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

78. İsim:  ZÛ HURMET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

ZÛ HURMET   ( ZÛ HURMETİN ) . İsminde geçen tenvin dahi tazim için gelmiştir. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, büyük mehabet,  yüce şan,  kadir kıymet ve üstün makam sahibi idi. Bunun içindir ki, lâtif zatlarına:—ZÛ HURMET.    ( Kendisine hürmet edilen, saygıdeğer büyük zat, manasına.)   Denildi.     Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

79. İsim:  ZÛ MEKÂNET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerif takrir ve tafsilde, mana itibarı ile:—MEKİN. ( 72. İsim ) Gibidir. Diğerlerinde olduğu gibi, kelimenin sonundaki tenvin, tazim için gelmektedir. Buna göre, Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, çokça güç kuvvet ve disiplin sahibi olduğu için,  kendisine:—  ZÛ MEKÂNET.  İsmi verildi.   Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

80. İsim:  ZÛ İZZİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Allah-ü Teâlâ, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi, her şeyden aziz, kadrini yüce kılmıştır. Mahlûkat arasında bir benzeri de yoktur. Ayrıca, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize ümmet olanları da, cümle ümmetlerden aziz kılmıştır. Nitekim Kur’an-ı Keriminde,  Allah-ü Teâlâ şöyle buyurdu:—“ İzzet Allah’ın, Allah’ın Resulünün ve bütün müminlerindir.” ( Münafikûn s. 8 )

Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimize, izzet asaleten verilmiştir; bu izzet ümmetine ise… Ona tabi olmaları yolundan verilmiştir. Bu mana icabıdır ki, Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizin ismine:—ZÛ İZZİN.  Buyuruldu.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

81. İsim:  ZÛ FAZL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz,  insanlık namına,  bütün kemalleri özünde tamamlamış; yaratılmışların tüm faziletini elde etmiştir. Bu manada, bütün âlemleri geçmiş; hepsini geride bırakmıştır. Böylece kâmil ve mükemmil bir pak zat olmuştur. Kendisine: ZÛ FAZL: Fazilet sahibi. Adının verilmesi, üstte anlatılan manaya dayanır.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

82. İsim:  MUTA ‘.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin ifade ettiği mana:—  İtaat olunan zat.  Demektir.  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin, bütün ashab Rıdvanullahü Teâlâ Aleyhi Ecmaiyn ve ümmetleri katında; emrettiği işlerde, yasak ettiği işlerde tam bir itaatle karşılanmıştır. Bu hem hayatta iken böyledir; hem de ebedî âleme göç ettikten sonra… Her zaman Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, itaatle karşılanmıştır. Onun emrine aykırı davranılmamıştır.  Tam manası ile sevgi, tazim, iclâl ve tam inkıyat etmişlerdir. Ayrıca, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin şefaatleri de,  Allah katında makbul olduğu için, pak zatlarına:— MUTA’. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

83. İsim:  MUTİ ’.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, celâl sahibi Yüce Allah’ın cümle emirlerine imtisal etmiş ve cümle yasaklarından kaçınmıştır. Şer’i hükümleri ve fer’i teklifleri tebliğ işinde tam itaat ve inkıyat etmiştir. Ashabının da, Allah’ın emrine uyan işlerine bir şey demediği için, onları da makbul saydığı için lâtif isimlerine: MUTİ ’. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

84. İsim:  KADEMÜSIDK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yüce Hak, inzal buyurduğu Kur’an-ı Keriminde şöyle buyurdu.—“ O iman eden kimseleri müjdele; kendilerine Rableri katında KADEMÜSIDK vardır.”  ( Yunus s: 2 )  Bu ayet-i kerimenin tefsirinde, Hazret-i Ali Radiyallahü Anh şöyle anlatmıştır:— Burada anlatılan KADEMÜSIDK’ tan murad Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizdir; birde şefaat hakkı tanınan kimselerdir.

Bu tefsirden şu mana anlaşılır:  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize bu ismin yani KADEMÜSIDK isminin verilmesindeki hikmet şudur: Kıyamet günü dilediğine şefaat eder. Şefaati makbul ve doğru olduğundan ismine: KADEMÜSIDK. Buyuruldu.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

85. İsim:  RAHMET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Allah-ü Teâlâ Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz hakkında şöyle buyurdu: “ Biz, seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” ( Enbiya s. 107 )  Böylece bir müjde verdi. Dünyada ne kadar mahlûk varsa, canlı olsun,  cemadat olsun;  cümlesi Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin vücudundan, risalet ve nübüvvetinden bir manada rahmete nail olmuştur. Bunun için kendilerine: RAHMET. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Şeyh Ebülabbas Mürsî Rahmetullahi Aleyh şöyle anlattı:— Peygamberimiz Âleyhisselâm varlıkların şereflisi, kâinatın efendisi aynı rahmettir.  Sair nebiler ve resullerin pak ruhları;  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin nurundan yaratıldığı için sadece gönderildikleri kavme rahmet oldular. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

86. İsim:  BÜŞRA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu mübarek isim: MÜJDE, manasını taşır. Yüce Hak, bütün nebilerden ve resullerden; Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize iman edip onun dinine yardım etmeleri için cümlesinden ahd aldı. Onlar da, ümmetlerinden ahd alıp,  Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizin geleceğini onlara müjdelediler. Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin mübarek vücutları cümle nebiler ve resuller tarafından dille müjdelendiği için, kendisine:—BÜŞRA. İsmi verildi.

Bir başka mana daha… Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, müminlere Yüce Hakkın rahmetini ve cennete girip cehennem azabından necat bulacaklarını müjdelediği için, lâtif isimlerine:          — BÜŞRA. Buyuruldu.   Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

87. İsim:  GAVS.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

İnsanlar; küfür, şirk, dalâlete dalıp cehaletleri icabı Celil ve Cebbar olan Yüce Hakkın gazabına ve hışmına mazhar olarak cehennem vadisinin kenarında şaşkın dururken kıyamet gününün şefaatçisi Yüce Hakkın Resulü onları küfür, şirk ve dalâletten kurtardı; iman nuru ile aydınlattı. Cehennem çukuruna düşmekten necata erdirip halâs ettiği için, pak isimlerine:— GAVS. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

88. İsim:  GAYS.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

GAYS. Lügatte, yağmur için kullanılan bir terimdir. Yağmur beldelere, kullara hayat sebebidir; rahmettir, ziynettir. Yağmur sebebi ile otlar, çiçekler, ekinler, cümle yemişler olur ve ağaçlar yetişir. Yağmur sebebi ile ırmaklar akar;  insanlar kıtlıktan ve pahalılıktan, sıkıntıdan, zorluktan halâs olur, genişliğe ve rahata çıkarlar.

Bu mana, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize bir misaldir.  Hak tarafından getirdiği Kur’an, hidayet, rahmet ve nur vasıtası ile insanları helâkten kurtardı. Dalâletten hidayete, cehaletten ilim nuruna ulaştırdı. Ölmüş kalpleri iman nuru ile canlandırdı. Onun getirdiği şeriat mucibince iyi amel işlemek, taat ve ibadetle süslenmek yağmura benzetildi. İşte… Anlatılan manadan ötürü, pak ismine:  GAYS. Denildi.   Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

89. İsim:  GIYAS.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Burada ki GIYAS ismi,  daha önce anlatılan GAVS  ( 87. İsim )  ismindeki manaya benzer. Şu demeğe gelir:— Bütün insanları cehennemden kurtarıp cennet ile Allah’ın rahmetine nail eyleyen… Bu manadan ötürü, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize:— GIYAS. İsmi verildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

90. İsim:  NİMETULLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Türkçesi:— Allah-ü Teâlâ’nın nimeti. Demeğe gelir. Allah-ü Teâlâ, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize iman edip tam manası ile ona tabi olarak; emirlerine itaat ve inkıyat, yasaklarından içtinap edenleri: Dünyada, kabirde, mahşer günü türlü nimetlerle nimetlendirecektir. Bundandır ki, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize: Allah’ın nimeti… İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

91. İsim:  HEDİYETÜLLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, Allah tarafından kullarına bir hediye ve bir ihsandır.  Onun peygamberliğini kabul edenler, rahmete kavuşur ve cennete girer.  İnkâr edenler ise… Elleri boş kalır, ziyan eder; ebedî cehennemde kalırlar. İşte… Anlatılan manaların bir icabı olarak, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin bir ismine de:HEDİYETÜLLAH.  ( Allah’ın Hediyesi. ) Denildi. Nitekim bu manada, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, şöyle buyurdu: Allah beni bir rahmet hediyesi peygamber olarak gönderdi.  Bir cemaati yükseltmek, bir cemaati de alçaltmak için gönderildim.”     Ebülabbas Mürsî  ( Rahmetullahi Aleyh )  şöyle dedi:— Nebiler ve resuller ümmetlerine bir atiyedir. Ancak, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, ümmetine bir hediyedir. HEDİYE ile ATİYE arasında mana itibarı ile büyük fark vardır. ATİYE: Muhtaç olanlara verilir. HEDİYE:  Sevilenlere verilir. İşte, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize: HEDİYE. İsminin verilmesi, ümmetinin Yüce Allah’a sevgili olmalarından ötürüdür; bu mana ile övülmüşlerdir.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

92. İsim:  URVE – İ VÜSKA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

İster maddî, ister manevî olsun;  tutunmaya lâyık, murada ermeğe vesile olan şeye;  URVE. Dediler. Burada verilecek mana şudur:— Murada ermeğe sebep… Vesile…

— VÜSKA. Demek ise, şu manayadır:—  Üzülüp kırılmasından korkulmayan çok kuvvetli ve muhkem olan kulp ve matluba ermeğe vesile olmasında şek ve şüphe olunmayan, hatta vesile olma durumu kesin olan şey…

Yukarıda anlatılan manalar açısından bakılınca; Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimize iman getirip onun şeriatına tabi olarak inkıyatla iman ve ittibaları sebebi ile dünya ve Âhiret azabından emin olurlar. Yüceler yücesine çıkıp iki cihanın saadetine ererler. Üstün makam bulurlar.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, üstte anlatılan dereceleri kazanmak babında sebep, vasıtalığı kesin olduğu için; mübarek ismine ve pak zatına:—  URVE- İ VÜSKA. Buyuruldu.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

93. İsim:  SIRATULLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— SIRAT.  Kelimesi, büyük, geniş yol… Manasınadır.

Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, peygamber olarak gönderildiği insan ve cin tayfasına Allah-ü Teâlâ’nın bir hediyesi,  Allah’ın rahmetine ve bağışlanmaya onun sebebi ile nail olduklarından; insanı muradına erdirmeğe sebep olan yola benzetilerek mübarek ismine:   SIRATULLAH. Denildi.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

94. İsim:  SIRATUN MÜSTAKİM  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isimde zikri geçen:—  SIRAT.   Lafzından murat, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizin şeriat-ı şerife leridir.  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, insanları hidayete mazhar kılıp doğruca, cennat-i aliyata ulaşmaya bir sebeptir.

Ayrıca pak şeriat ve hidayet usullerini beyan ve ayan edip gereği ile amel edenleri azapsız cennete koyduğu ve iki cihanın saadetine ulaştırdığı için, pak isimlerine: SIRATUN MÜSTAKİM. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

95. İsim:  ZİKRULLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resul-ü Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin zatı pakları Allah-ü Teâlâ’yı hatıra getirir. Sıfatı ve mucizeleri sübhan olan Yüce Hakka iman ve tevhidi icap ettirir.  Fiilleri ise… Yüce Allah’ın rızasına delâlet eder.  Sözleri ise…  Celâl sahibi Allah’ın emrine delâlet eder. Bu manada, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz hakkında şöyle buyuruldu: “Kendi hevasından konuşmaz. Onun anlattığı, ancak kendisine gelen vahiydir.” ( Necm suresi: 3–4)

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin zat-ı şerifleri ve vücud-u lâtifleri; Her güzel fiillerinde, iyi hallerinde, bütün yüce sıfatlarında, tatlı uykularında, uyanık iken… İşte… Bütün bu hallerinde, Allah’ın zikrine devam ettiği için, pak ismine:— ZİKRULLAH. Denildi.

Ayrıca, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi zikretmek, şanı yüce Allah’ı zikre sebep olmakla da, pak isimlerine:– ZİKRULLAH. Denildi.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

96. İsim:  SEYFULLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem  )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Yüce Hakkın dinini ve şer’i hükümlerini tebliğ işin-de çokça çalışıp himmet göstermiştir; bu işlere bütünüyle önem vermiştir. Yüce Hakkın düşmanları ile Ci-had edip karşılıklı cenge girmiştir.  Bu yolda da, Yüce Hak, kendisini mansur eyleyip düşmanlarını kahra uğratmıştır. Düşmanları ile arasında bir aylık yol varken, Yüce Hak düşmanlarının kalbine Resulüllah efendimizin korkusunu koymuştur. Böylelikle, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, ashab-ı kiramı, kıyamete kadar gelecek şanlı ümmeti mansur ve muzaffer olacaktır.

Bütün bu anlatılanlardan başka, Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin vücudu ile küffarın gerisi kesilip kökleri kuruyacağından, ism-i şeriflerine:– SEYFULLAH. ( Allah’ın kılıcı.) Denildi.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

97. İsim:  HİZBULLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâ Aleyhi ve Sellem efendimiz, din düşmanlarını kahra uğratmakta; küfrü ve dalâleti ezip zararsız hale getirdiği, dalâlet ehlini imana çekip çevirdiği, çok cüretli ve sıkı bir şekilde çalışıp gayret gösterdiği için, büyük bir orduya benzetilip kendisine:— HİZBULLAH. Denildi.

Bu mana da şöyle anlatıldı: HİZB. Demek, CEMAAT manasınadır. Resulüllah efendimiz, davetiyle insanları Yüce Allah’ın hidayetine mazhar kıldı; iman nuru ile nurlandır dı.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin zamanında, ashab-ı kiram; kendilerinden sonra, taa, kıyamete kadar bütün din ehli, cümle müminler din düşmanları ile mücahede ve mukatele edip mansur ve muzaffer oldular.  Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruldu: “ Kesin olarak galip gelecekler Allah’ın HİZBİ’ dir.” ( Maide suresi: 56) İşte topluluğun bir araya gelip toplanmalarına Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz vesile olduğundan ism-i şerifine: —  HİZBULLAH. Buyuruldu. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

98. İsim:  EN – NECM’ÜS – SAKİB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— NECM.  Yıldıza derler.

— SAKİB. İse… DELİCİ, manasınadır. Gece karanlığı bütün dünyayı sardığı, kesin olarak hiçbir kişi görünmez iken, gökteki yıldızlara bakıldığında, görülüp nuru zahir olur. Bu halde onlar, sanki karan-lığı delerler. Bundandır ki, yıldızlara: SAKİB. İsmini verdiler. Aynı zamanda yıldıza: NECM – İ SAKİB. Sıfatını yakıştırdılar.  Anlatılan mana açısından bakılınca;  Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, halkı Hak dine, doğru yola İrşad ederek, Allah’ın rahmetine, cennet-i alaya vasıl olmalarına sebep olduğu için, yıldıza benzetildi. Pak namlarına ve lâtif isimlerine:— EN – NECM’ÜS – SAKİB. Denildi.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

99. İsim:  MUSTAFA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Allah-ü Teâlâ, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimizi, cümle halis kulları arasından seçip halis olarak çıkardığı için, ism-i lâtiflerine:— MUSTAFA. Buyuruldu.

Bazıları da, şöyle anlattı: Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz, beşerî huyların düşüklerinden kötü huyların cümlesinden saf, temiz ve pak olduğu için, mübarek isimlerine:MUSTAFA. Denildi.        Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

Bazıları da şöyle anlattı: Allah-ü Azîmüşşân, Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimizi tam yakınlığa seçip cümleden ziyade zatına yakın kıldığı yüksek dereceye ve yüce makama nail ettiği için ism-i şeriflerine:— MUSTAFA. Denildi.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

100. İsim:  MÜCTEBA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim dahi, MUSTAFA isminin manası gibidir. Yani: — Yüce Hakkın, cümle mahlûktan ayrı bir şekilde özenle seçip ayırdığı zat.  Manasına gelir.  Bu manada, Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurdu:  Yüce Allah, bir kulunu sevdiği zaman, onu seçer. Şayet o kul, gelen mihnete razı olursa… Onu zatı için ISTIFA eder. ( Özü için saf temiz kılar.)

Bu hadis-i şerife göre, Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz,  müptelâ kılındığı mihnetlere ve marazlara sabrettiğinden mübarek isimlerine:— MÜCTEBA. Denildi. Ayrıca, kendisine gelen belâlara razı olduğu için ismine:— MÜCTEBA. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

101. İsim:  MÜNTEKA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, cümle ahlâk, evsaf, ef’al ve ahvalinde her düşük ve adi işlerden yana temiz ve paktır.   Bu vasfı ile cümle mahlûkundan ayırt edildiği için, pak zatlarına: — MÜNTEKA. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

102. İsim:  ÜMMÎ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— ÜMMÎ. Lafzı şu manayadır:— Okumak bilmez. Bir kimseden bir şey de öğrenmemiştir. Anasından doğduğu hâl üzeredir. Anaya nispet edilerek:– ÜMMÎ. Denmesinin manası da budur. Daha açık tabirle:— Okuma yazma babında hiçbir şey bilmez.

— ÜMMÎ. Sıfatı, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizden başkasına verildiği zaman, kötü bir sıfat olur. Çünkü o zaman, şu manaya gelir:– Cahil bir şey bilmez.

Amma, Habib-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Sallallâhü ve Sellem efendimiz hakkında:

— ÜMMÎ. Lafzı, övgü sıfatlarından olur. Nübüvvet ve risaletlerine delâlet eden açık mucizelerin-dendir. Kaldı ki, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, mucize olarak, nübüvvetine tazim için bu ism-i şerifle isimlendirildi.  Çünkü Resulüllah Sallallâhü ve Sellem efendimiz,  asla bir kimseden bir harf bellememiştir. Hiç bir kitap okumadan ve öğrenmeden evvelin ve ahirin ilimlerini özünde toplamış; eşyayı hakikati ve künhü ile beyan buyurup açıklamıştır.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

103. İsim:  MUHTAR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle

Yüce Hak, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi, inzal buyurduğu Tevrat’ta, bu:  MUHTAR. İsmi ile zikretmiştir. Nitekim Kâab’ el-Ahbar’ın Radiyallahü Anh şöyle dediği anlatılmıştır:         Tevrat-ı şerifte,  Allah-ü Teâlâ, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin vasfını anlatırken; şöyle buyurdu:— Muhammed, MütevekkilMUHTAR kulumdur.

Yüce Hak, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi cümle mahlûk arasından seçip ilâhi tecellilerine mazhar kılarak ilâhî keremlere ve yüksek derecelere, üstün rütbelere kavuşturarak, kendisine Habib ittihaz etti. Bundan ötürü, kendisine: MUHTAR. İsmi verildi. Bu manayı Peygamberimiz Âleyhisselâm mübarek dili ile şöyle anlattı: “ Allah-ü Teâlâ, yarattığı mahlûkat arasından âdemoğullarını ihtiyar eyledi. Âdemoğullarından ise… Arab’ı ihtiyar eyledi.  Arap tan dahi beni ihtiyar eyledi. Böylece, hayırlıdan hayırlıya ihtiyar olunmaktan geri kalmadım.”  İşte… Peygamber efendimizin verdiği bu haberdir ki, pak isimlerine:– MUHTAR. Buyuruldu.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

104. İsim:  ECİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz;  kendisinden yardım ve halâs talep eden mazlum-arın üzerlerinden zulmü def ile zalimden halâs ettiğinden…

Bir de: Kıyamet günü isyana boğulan günahkârlar af ve mağfiret olunmadan cehenneme atılmakla emrolundukları zaman, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizden şefaat dileyen günahkârları, Yüce Hak’tan şefaat talebi ile cehennem azabından halâs ettiği için, mübarek isimlerine:  ECİR. Tesmiye olundu. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

105. İsim:  CEBBAR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— CEBBAR. Lâfzı, cebir kökünden gelerek mübalâğa ile ism-i fail olmuştur. CEBİR kelimesinin birkaç manası vardır.  Bir tanesi: Kahır ve galebe manasınadır.

— Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, şirk, küfür ve tuğyan ehlini: Küfür, şirk ve tuğyanlarını bırakmaları için cebri ve zoru altına almak istemiştir. Yola gelmeyip inat edenlerle Cihad edip kıtal eylemiştir. Allah’ın yardımı ile onları katledip mallarını mülklerini ganimet eylemiştir. Küfür, dalâlet yolunu terk ettirip iman yoluna çekmek istemiştir.

Bir başka manaya göre, CEBİR kelimesi İĞNA ( Zengin etme) manasınadır.

— Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; fakirlere, zayıflara, dul kadınlara, yetimlere hatta bütün muhtaçlara bolca sadaka verip ihsan etmek sureti ile onları ihtiyaçtan kurtarıp gani kıldığından, ism-i şerifine:– CEBBAR. Buyuruldu.

Bir başka manaya göre, CEBİR kelimesi:— Kırık kemiği düzeltmek… Manasına gelir.

— Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, küfür ve dalat ehlinin dalâletlerini kırdığı; hidâ-yet ve iman nuru ile ıslah ettiği; tuğyan ve isyan ehlinin isyanını kırdığı; onları isyan ve günahlardan çekti-ği; ibadete taata getirip İrşad eylediği için ism-i şeriflerine:— CEBBAR. Buyuruldu.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

106. İsim:  EBÜLKASIM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin künye-i şerife leridir. İlk oğlu Kasım’a Radiyallahü Anh izafetle:— EBÜLKASIM. Diye künye verildi.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

107. İsim:  EBÜTTAHİR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim de, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin künyesidir.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

108. İsim:  EBÜTTAYYİB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim de, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin künye-i şerife lerindendir. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin çocukları olan Tayyib ve Tahir’e izafetle:

— EBÜTTAHİR, EBÜTTAYYİB. Denildi. Sahih rivayete göre: Bu iki isim, yani Tahir ve Tayyib birdir. Bunun adına:— Abdullah. Dediler. Allah ondan razı olsun.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize risalet ve nübüvvet gelince, âlemden küfür ve zulmet kalktı. İman nuru yayıldıktan sonra, Abdullah Radiyallahü Anh vücuda geldi. O zaman bunun adına:— Tahir, Tayyib. Dediler.

Kasım ve Abdullah Radiyallahü Anhüm Hazret-i Hatice validemizden dünyaya geldi.

Ebu İshak şöyle anlattı:–  Tahir başka,  Tayyib başka çocuğudur.  Bunlar, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin iki oğludur. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

109. İsim:  EBUİBRAHİM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu da, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin künye-i şerife lerindendir.

İbrahim Radiyallahü Anh. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin cümle çocuklarından sonra; Mariye isimli cariyeden dünyaya gelmiştir.

Cebrail Âleyhisselâm Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize:

— EBUİBRAHİM. Künyesini vermiştir. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

110. İsim:  MÜŞAFFA’.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, şefaati makbul bir Hazret olduğundan ism-i şeriflerine:— MÜŞAFFA’. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

111. İsim:  ŞEFİ’.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Yüce Hakkın izni ile asi müminlerin azaptan kurtulmaları için; şefaat edip kurtardığından, muttaki müminlerin yüksek derece kazanmaları ve daha başka nimetlere ermeleri için şefaatçi olduğundan,  bilhassa mahşer ehline şefaat-ı uzma ile şefaat edeceğinden zat-i şeriflerine:— ŞEFİ’. İsmi verildi.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

112. İsim:  SALİH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bu vücut âlemine teşrif buyurduktan itibaren; taa, beka âlemi sarayına teşrif edinceye kadar, Yüce Allah’a karşı hak vazifelerini, kullara ait hakları kusursuz olarak tamamen ve her zaman yerine getirmiştir. Tam bir kayd ve ihtimamla Mevlâ’ nın hizmetinde kaim olmuştur. Hürriyet makamında ve salâh halinde hiç kimse onun yanına varamamıştır.  Hatta onun tam salâh halini anlayıp idrak dahi edememiştir. Bu mana icabıdır ki, pak isimlerine: SALİH. Denildi.     Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

113. İsim:  MÜSLİH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, halkı dünya ve âhiret işlerinde, kendilerine yara-yan şeylere İrşad ettiğinden; onların zahir ve batınlarını tathir ve ıslah ettiğinden; araları açık olanların aralarındaki aykırılıkları def ederek aralarını bulduğundan;  cümle müminleri doğru yola İrşad ettiğinden; yeryüzünü, beldeleri ve içinde bulunan kulları küfür, tuğyan ve dalâlette iken iman, tevhid ve irfan nuruna davet edip irşatla ıslah ettiğinden ötürü, mübarek isimlerine:— MUSLİH. Denildi

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

114. İsim:  MÜHEYMİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerif, Yüce Hakkın güzel isimleri arasında sayılır; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize ikram olarak verilmiştir.  Yüce Hak kelâm-ı kadiminde şöyle buyurmuştur:“…ona karşı MÜHEYMİN  (şahit)  olarak…”  (Maide: 48)   Bu manadan anlaşıldığı gibi:– MÜHEYMİN. İsm-i şerifi: Şahit. Demeğe gelir. Müfessirlerden İmam-ı Mücahid Rahmetullahi aleyh şöyle anlattı: — Burada MÜHEYMİN isminden murat Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizdir. Habib-i Hüda kıyamet gününün şefaatçisi Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz o günde nebilerin ve resullerin risa-letlerini tebliğ ettiklerine, onları yalanlayıp kabul etmeyenlerin durumuna şahadet edecektir. Bundandır ki ism-i şeriflerine:— MÜHEYMİN. Buyuruldu.  Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

115. İsim:  SADIK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Hazret-i Resul-ü Mufaddal ve Nebiyy-i Mübeccel ve cümle ulum ile mükemmel olan Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz söylediği müjdeli ve zorlu haberlerde dünya ve âhiret işlerinde, Miraç işinde, mugayyebattan verdiği haberlerde, kendisinden önce gelenlerin hâl ve keyfiyetlerini beyanda, kıyamette vaki olacak hâlleri açıklamakta hâsılı: Söyleyip anlattığı bütün şeylerde doğru ve verdiği haberler, olan vakıalara uygun düştüğünden ism-i şerifine:— SADIK. Denildi.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

116. İsim:  MUSADDAK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bu vücut âlemine teşrif buyurmadan evvel, semavî kitaplarla, nebilerin ve resullerin dili ile nübüvveti ve risaleti, doğru sözlü olacağı beyan olunduğundan;  bu vücut âlemine teşrif buyurduktan sonra da, Yüce Hak onu doğrulayıp:–“ Kendi hevasından konuşmaz.   Çünkü konuştukları kendisine gelen bir vahiyden başka değildir.” (Necm:3–4) Buyurduğundan; nübüvvetini kabul edenler, onun söylediği bütün sözlerde ve verdiği haberlerde kendisini tasdik ettiklerin-den ötürü, mübarek ismine:— MUSADDAK. Buyuruldu.

Bu isim, bazı nüshalarda: MUSADDIK.  Okunuşu şeklinde gelmiştir. Yani: Tasdik edici, manasına. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; kendisinden evvel gelen nebilerin ve resullerin nübüvvet ve risaletlerini, kendilerine nazil olan kitapların kelâm-ı ilâhî olduğunu, zaruret-i dini yeden sayılan şeylerin hepsine bütün dinlerde iman lâzım olduğunu tasdik edip gerçekleyici olduğundan ism-i şerifine: MUSADDIK. Buyuruldu. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

117. İsim:  SIDK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, cümle kelâmında tam manası ile sadık olup asla şüpheli bir durum yoktur. Bunun için, doğruluğun aynı manasına:— SIDK.Denildi.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

118. İsim:  SEYYİD’ÜL – MÜRSELİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin manası şudur: Resullerin efendisi…

Esasında, ehl-i sünnet vel cemaat itikadına göre: Resullerin ve nebilerin risalet mansıbında (vazife) ve nübüvvet cahında birbirlerinden ayrı yanları yoktur.  Nitekim bu manayı, Yüce Hak, Kur’an’da şöyle anlattı:—“…Allah’ın resulleri arasında fark gözetmeyiz.”  (Bakara suresi: 285)    Ancak; sevabın çokluğunda, ecrin bolluğunda, derecenin yüksekliğinde, Yüce Allah’a yakınlık cihetinden birbirlerinden ayrı yanları vardır. Kaldı ki bu manayı da, Yüce Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlattı:  “Onlardan bazısını derece derece bazısından üst ettik.” (Zuhruf suresi: 32)   Bu ayette belirtilen mana gereğince, birbirle-rinden ayrı olmaları kesin bir durum kazanır.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bütün nebilerin ve resullerin reisi, azimi ve şerifi, kerîmi olduğundan; kendisinden evvel gelen nebîlerin ve resullerin her biri bir kavme gönderilmiş, fakat Resulüllah Sallallâhü Âleyhi ve Sellem efendimiz cümle inse ve cine resul gönderildiğinden; risaleti azîm, ecri ve sevabı çok, Miraç gecesinde yaklaşması ve kurbiyeti ziyade, mahşer günü Makam-ı Mahmud ile cennat-ı âli yatta Makam-ı Vesîle ile mertebesi yüce ve yüksek olduğundan mübârek ismine: SEYYİD’ÜL – MÜRSELİN. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

119. İsim:  İMAM’ÜL – MÜTTAKİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu mübarek ismin kısaca manası şudur: TAKVA sahibi zatların önderi… TAKVA. Allah katında, makbul olan güzel bir sıfattır. Takva üzerine, Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurdu: <<Allah katında en keremliniz, en fazla muttaki olanınızdır.>> (Hucurat suresi: 13)

Takva üç çeşittir: Avama has takva, has zatların takvası, hasların da hası zatların takvası… Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bütün bu takva çeşitlerinde cümleden ziyade tam bir takva sıfatı ile muttasıf idi… Nitekim bu manada bizzat Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurdu:— Ben, Allah için en çok muttaki olanınızım.

Takva murad edenler; sözde, fiilde ve herhalde Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize uyup ittiba etmedikçe, muttakiler zümresine katılmış olmazlar. Çünkü Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, takva ehlinin imamı, vera’ erbabının muktedasıdır. Bunun için zat-ı şeriflerine: İMAM’ÜL – MÜTTAKİN. Buyuruldu. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

120. İsim:  KAİD’ÜL – GURR’İL – MUHACCELİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— KAİD. Kelimesi, önden gidip çeken… Manasını taşır.

— GURRE. Kelimesi ise… Atın alnındaki beyazlığa verilen isimdir.

— MUHACCEL. İse… Atlarda, topuklarına veya dizlerine kadar beyaz olanları için kullanılan bir sıfattır. Anlatıldığı manada, GURR-U MUHACCEL olan at, erbabı katında pek makbuldür. Bu sıfatlar, atın: Asil, küheylân, gayet hızlı ve cevvad olduğuna alâmettir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ümmetinden Abdest ve namazla memur olup tam abdest ile namaz kılmaya devam edenlerin, kıyamet günü abdest aldıkları azaları nurlu ve beyaz olacaktır. Onların bu durumu, küheylân atlara benzetilip bu ümmete:– GURR – U MUHACCEL. İsmi verildi.

Bu ümmet-i merhume, kıyamet günü Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ümmeti olduğu, anlatılan abdest azalarının beyazlığından tanınacaktır. Çünkü: GURR – U MUHACCEL. Sıfatı ancak, bu ümmete mahsustur. Bu duruma göre mana şudur: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; güzel abdest aldıklarından yüzleri, kolları ve ayakları beyaz, nurlu, aydınlık, olan ümmetini doğruca cennete götürecektir. Bu mana icabı olarak, kendisine: KAİD’ÜL – GURR’İL- MUHACCELİN. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ una salât ve selâm eylesin.

121. İsim:  HALİL’ÜL- RAHMAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz bu isimle, bizzat kendilerini isimlendirmiştir.

Buhârî ve Müslim’de şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

—<<Sizin bu arkadaşınız. HALİL’ÜR-RAHMAN’DIR.>>

HALİL. İsminin birkaç manası vardır; o manaların hemen hepsi Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizde vardır.

— HALİL’ÜR – RAHMAN. İsminin manası şudur: — Cümle mahlûka rahmeti ve nimeti umumî ve şamil olan şanı Yüce Allah’ın katıksız doğru arkadaşı, dostu…

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; ahlâk-ı Huda ile mütahallık, her hali ile Yüce Hakka kemal derecede dosttur. Onun nimetine şükürde, belâsına sabırda, emirlerine itaat edip boyun eğmekte daim ve sabittir. Asla Yüce Hakkın dostluğuna halel getirecek bir hal kendisinden sadır olmamıştır.  İşte anlatılan manadaki dostlukta ve sadakatte kâmil olduğundan kendisine: HALİL’ÜL-RAHMAN. İsmi verildi.

Bir başka manada şöyledir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bütün işlerini Yüce Hakka ısmarlamak sureti ile candan ona bağlandığından, hatta tam manası ile Allah’ın zatından başka her şeyden kesildiği için, ismine:— HALİL’ÜL – RAHMAN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

122. İsim:  BERR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, iki şekilde okunur:  BİRR ve BERR.

— BİRR.  Tabiri, hayırlı amellerin cümlesi için kullanılan bir tabirdir.

— BERR. Tabiri ise… Hayırlı amellerin cümlesini işleyen kimseler için kullanılan bir sıfattır.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, hayırlı amelleri, bütün çeşidi ile faziletli işlerin hepsini yaptığı için; kendisine:— BERR. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

123. İsim:  MEBERR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin, bütün hayırlı işleri yapmak âdeti idi. Bunları çok çok yaptığı için, kendisine:— MEBERR. Denildi. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

124. İsim:  VECİH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Burada anlatılan: VECİH. Lafzını ism-i fail olarak manalandırmak gerekir. Bu durumda: Yüzlü, şanlı, şerefli… Gibi manaları ifade eder.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bütün nebilerden ve resullerden ve mahlûkatın cümlesinden faziletli; şanı cümleden yüce; makamı hepsinden yüksek olduğu için; sonra… Dünyada ve âhirette bütün mahlûkat ve mevcudat ona yönelmiş olduğundan mübarek ismine:— VECİH. Denildi.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

125. İsim:  NESİH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismi, ism-i fail olarak almak mümkündür. Altta anlatılan isimle aynı manaya gelir.

Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

126. İsim:  NÂSİH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, daima nasihat ederdi. Yani: Müşrikleri şirk koş-maktan alırdı. Allah’ın kullarını, tevhide ve ibadete çekmeye gayret ederdi.

Allah-ü Teâlâ’nın inzal buyurduğu Kur’an’ı, kendisine vahiy olunduğu şekilde, bir artırma, eksiltme yapmadan tebliğ ederdi. Onun haramını haram, helâlini helâl itikat edip gereği ile amele çekmek isterdi. Cümle halkı ona aykırı hareket etmekten tam olarak almak isterdi. Fâni dünyaya kalben meyil ve muhab-betten kaçırmaya çalışırdı.  Allah’ın rızasına uygun iş ve fiiller yaptırmaya çalışırdı.  Daha ziyade âhireti kazandırmaya çabalardı.  Din,  dünya ve âhiretlerine neler faydalı ise…  Onları yapmaya teşvik ederdi.

Hâsılı: Cümle halka daima ve her zaman nasihat ettiğinden mübarek ismine:— NESİH ve NÂSİH. Buyuruldu. Allah-ü Teâlâ, ona salât ve selâm eylesin.

127. İsim:  VEKİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Allah tarafından kulları üzerine vekil olarak onlarda tasarruf eder. Halkı imana davet, doğru yolu onlara delâlet, emri nehyi ve şer’i hükümleri tamamen her bakımdan noksansız olarak onlara tebliğ etmek sureti ile kendileri için hayırlı, yararlı işleri öğretmeye devam ettiğinden pak zatlarına:— VEKİL.Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Bir başka mana da şöyledir:  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, aciz ve zâif ümme-tinin dünya ve Âhiret işlerini; yardım etmek sureti ile tatlı yoldan kolay edici olduğundan ism-i şeriflerine:— VEKİL. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

128. İsim:  MÜTEVEKKİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Sübhan olan Yüce Hak, Tevrat-ı şerifte, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz için şöyle buyurdu:— Sen benim kulumsun, resulümsün. Sana: MÜTEVEKKİL. İsmini verdim.

Böylece, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi, MÜTEVEKKİL olarak isimlendirmiştir.  Bütün işlerde, hakikî mutasarrıf ancak celâl ve ikram sahibi Allah olduğundan; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, kendi tasarrufunu her bakımdan terk etmiştir. Aczini itiraf edip, küllî, cüzî, zahir, batın, dünya ve âhirete dair işlerinin tümünde hemen her işini Yüce Hakka bırakmıştır; ona ısmarlamıştır. Anlatılan işlerin tümünde itimadı ancak sübhan olan Yüce Hakka olduğundan; pak zatlarına: —MÜTEVEKKİL. İsmi verildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

129. İsim:  KEFİL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Allah’ın Habîbi, rüz-ü cezanın şefaatçisi Hazret-i Muhammed Mustafa Sallallâhü Aleyhi ve Sellem ümmetine, bütün hayırları işlemeyi emir ve teşvik buyurup; bütün şerlerden geri bıraktırıp her uygunsuz şeyi yasak etmiştir.

Dolayısı ile Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin emrine göre amel işleyip yasak ettiği şeylerden kaçanlar… İşbu emre uyup itaat etmeleri sebebi ile ilâhî sevaba ve Allah’ın fazlına nail olarak cennete gireceklerdir.

İşte, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, onların anlatılan yoldan cennete gireceklerine zımnen ( dolaylı olarak ) tekeffül etmiş olduğundan mübarek ismine:—KEFİL. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

130. İsim:  ŞEFİK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, peygamber gönderildiği bütün insanlara şefkat ve merhamet etmektedir. Gece gündüz, onlardan küfür ve dalâlette olanları imana davet etmek sureti ile hidayete gelmelerine ihtimam gösterip gayret ederek, ebedî cehennemde kalmaktan necat bulup halâs olmalarına mukayyet olmaktadır.

Ayrıca, iman şerefi ile müşerref olan ümmetlerini; dünya ve Âhiretin belâ ve meşakkatinden, rüsvalığından,  azabından emin olup halâs bulmaları için yasakları işlemekten almaya çalışmaktadır.  Yasakları bırakmayıp işleyenlerin; tövbe ve istiğfarla halâs ve necatlarına çokça ihtimama ettiği için ism-i şeriflerine:— ŞEFİK. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

131. İsim:  MUKİM’ÜS – SÜNNET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Tevrat’ta ve Zebur’da Yüce Hak, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi bu isimlerle isimlendirmiştir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, ilâhî emirler sayılan farzları ve vacipleri tüm şart-ları ve erkânı ile tam bir şekilde yerine getirip, fesatlardan uzak, bozuk olmaktan beri, Allah’ın rızasına ve yüce emrine uygun, doğruca eda ve ikamette daim mukim olduğundan ism-i pakilerine ve üstün namları-na:— MUKİM’ÜS-SÜNNET. Buyuruldu. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

— SÜNNET. Lafzından murat, nebilerin ve resullerin âdetleridir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, kendisinden evvel gelen nebilerin ve resullerin sünnet-i seniyyelerini ve güzel âdetlerini yerine getirici olduğundan ism-i pakilerine ve nam-ı şeriflerine: MUKİM’ÜS-SÜNNET. Buyuruldu. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

132. İsim:  MUKADDES.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, maddî ve manevî cümle kirlerden ve kötü huylardan temizdir. Cümle küçük günahlardan yana da masumdur. Faraza, kendisinden sudur eyleyen bir şey olsa dahi: “ Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar.” ( Fetih suresi: 2 )  Manasında Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi tathir edeceği için nur, dolu zatlarına ve lâtif isimlerine: MUKADDES Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

133. İsim:  RUH ‘ ÜL – KUDÜS.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ismin:— RUH ‘ ÜL- KUDS.  Olarak okunması dahi caizdir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin lâtif zatları şaibelerden ve kusurdan, cismanî bağlardan mücerred dir. Beşerî kirlerden yana mukaddes, hayvanî tabiattan yana mutahhardır. İşte anlatılan durumların cümlesinden tam manası ile temiz olduğundan; sanki taharetin ruhu imiş gibi olduğundan ism-i şerifine:— RUH’ÜL-KUDÜS. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

134. İsim:  RUH’ÜL – HAKK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— HAKK’IN RUHU. Manasına gelir. Burada:— HAKK. Lafzından murat, din ve iman olursa, bunu şöyle manalandırmak mümkündür:  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin teşrifi ile tüm dünya ehli küfür ve dalâlette iken hidayete mazhar oldular. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bunların tümünü doğru yola İrşad eyledi. Bilhassa, dinîn ve imanın sütunları onunla kaim olduğundan; böylece, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, dinin ve imanın ruhuymuş gibi ism-i şeriflerine:  — RUH ‘ ÜL- HAKK. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Şayet: HAKK. Lafzından murat, Yüce Allah’ın adı ise… O zaman İsa Aleyhisselâm gibi Allah’ın ruhu olmuş olur. Bu manada, lafza-i celâl yerine: HAKK.  İsminin gelmesi şu manayadır:  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ruhu, cümle mahlûktan evvel, Yüce Hakkın maddesiz icat eyledi-ği bir bedii cevherdir; onun künhünü Yüce Hak’tan başka kimse bilmez. Sonra… Ruh-u Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz en büyük ruh olup ilâhî tecellilerin mazharıdır. Bu manada, pak isimlerine ve lâtif namlarına: RUH ‘ ÜL- HAKK. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

135. İsim:  RUH’ ÜL- KIST.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— KIST. Demek, adalet manasınadır. Bunu şöyle açıklamak mümkündür.

Bütün âlemin nizamı, aralarında olan cümle hallerin adaleti; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin vücudu iledir. Kendisine nazil olan Kur’an-ı Azim ve ilâhi vahiy, Rabbanî ilham ile şer’i hükümleri icra ve infaz ettiğinden ism-i şerifine:— RUH’ ÜL- KIST. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

136. İsim:  KÂFİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz,  kendisine tabi olup ümmeti olanlara;  dünya ve âhirete dair iktiza ( lüzum ) eden önemli işlerinde ve yararı dokunacak şeylerde kitabı ve şeriatı ile yeterli-dir. Başka kitaplara ve başka şeriatlara ihtiyaç duyulmadan ümmetine dünyada, hem de her hâlde bir merci ve başvurma makamıdır. Onların bütün işlerine yeterlidir. Âhirette ise… şefâati ile, Allah’ın âzabın-dan necatlarına ve yüksek dereceye çıkmalarına yeten bir zat olduğundan; ism-i şerîfine: KÂFİ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

137. İsim:  MÜKTEFİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Habib-i Huda ve şefi-i rûz-i ceza Muhammed Mustafa Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz kalp ve kalıbı ile Allah-ü Teâlâ’nın zatından başka her şeye karşı istiğna ( gönül tokluğu ) duymuştur. Bütün muradını Yüce Allah’a bırakmıştır. Yeryüzü hazinelerinin tümü, kendisine arz edildiği zaman, asla iltifat edip kabul buyurmamıştır. Allah katını seçip onunla yetinmiştir. Bu mana icabı olarak, ism-i lâtiflerine: MÜKTEFİ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

138. İsim:  BALİĞ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, nebilerin ve resullerin, Mukarreb meleklerin vasıl oldukları yüce rütbeye, büyük makama çıkma şerefine nail olduğundan, lâtif isimlerine: BALİĞ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

139. İsim:  MÜBELLİĞ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim: TEBLİĞ EDİCİ, manasını ifade eder.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; tebliğ ile memur olduğu, Kur’an-ı Kerim’le gönderilen ilâhî emirleri, Rabbanî ilhamları, sübhan olan Yüce Hak’tan gelen vahyi artırma eksiltme yapmadan bütünüyle ümmetine tebliğ etmiştir. Kendisine tabi olarak, gösterdiği irşat yolunca amel edenleri iki cihanın saadetine, azapsız olarak cennete nail edici olduğundan ism-i şerifine: MÜBELLİĞ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

140. İsim:  ŞAFİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, halkın sinelerinde bulunan küfür, dalâlet, cehalet marazlarına; kalplerinde ve azalarında olan afetlere; kötü huylara; düşük vasıflara; fasit fiillere ve kötü amellere karşı ruhanî hazik bir tabibdir. Tevhide ve imana sebep; kötü huylara, düşük sıfatlara, fasit fiillere, çirkin işlere kapılma illetinden halâs eden bir kuvvettir. Bunları yaptıktan başka; güzel huylar, iyi hasletler, hoşa giden fiiller, yararlı amellerin irşadını yapar. Allah’ın izni ilâhî başarı ile bütün manevî hastalıklara ruhanî ilâç ettiğinden ism-i şerifine: ŞAFİ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Bu anlatılanlardan başka; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz hastalara, derde müptelâ olanlara, delilere, cüzam ve sair zahirî marazlara duâ edip mübarek elini sürmekle Yüce Hak, anlatılan hastalıkların tümünü acil şifa ihsan ettiğinden lâtif ismine:— ŞAFİ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

141. İsim:  VASIL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

VASIL. İsmini burada: — BALİĞ. Manasına da almak mümkündür. Kısaca şu demeğe gelir:

— Yüce Allah’a kavuşan, ona vasıl olan… Yani: Onun rahmetine, keremine…

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bu dünya âleminde her an Allah’ın rahmetine vasıl olmuştu. Özellikle, Miraç gecesinde:  “İki yayın birleşimi gibi veya daha yakın oldu.”  (Necm suresi: ayet 9 ) Mealine gelen ayet-i kerime ile anlatılan sırra mazhar oldu. Ayık halinde baş gözüyle, şekilsiz olarak, Allah-ü Teâlâ’nın cemalini gördü. Böylelikle cümleden faziletli olup, yüce rütbeye nail oldu. Âhirete ait derecelerden; gerek mahşerde, gerekse cennat-ı âli yatta cümle derecelerden alasına vasıl olacaktır. İşte bu anlatılan manalardan ötürü, ism-i şerifine:— VASIL. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

142. İsim:  MEVSUL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Celâl ve ikram sahibi, Yüce Allah Habîbi ve Resulü Hazret-i Muhammed’i Sallallâhü Aleyhi ve Sellem ilimde ve bütün güzel huylarda, her güzel fiil ve hallerde, iki cihanın saadetine ulaştıran amellerde cümle yaratılmışlardan âlâ mertebeye ulaştırdığından ism-i şerifine:— MEVSUL. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Tevrat’ta Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz:— MUSIL. Olarak anlatılmıştır. Bu isimle: Ulaştırıcı. Demek olur. Buna göre daha açık mana şudur: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, kendisine vahyolunan hükümleri ve cümle hayırları ümmetine tebliğ edip ulaştırdığından; kendisine tabi olanları iki cihanın saadetine, üstün cennetlere kavuşturduğundan lâtif isimlerine: MUSIL. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

143. İsim:  SABIK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Fahr-i âlem, Seyyid-i veled-i âdem  ( âlemlerin şerefi, âdemoğullarının efendisi ) Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz cümle mahlûktan önce yaratılmıştır. Ayrıca, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz Yüce Hakkı zikir ve tespihte cümleden ileridir.

Hayırların cümlesinde; yani: Fazilette ve izzette, siy adette ve keramette bunların dışında kalan hayırların cümlesinde cümle yaratılmışlardan ileridir.

Sonra… Kıyamet günü kabirden kalkmada, kendisine hitap olunmada ve bu hitaba cevap vermede, secde etmede, Yüce rabbi zikir ve hamd de, şefaatte, sual olunmada, sıratı geçmede, cennat-ı âli yata girmede, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin hürmetine cümle nebilerin ve resullerin ümmetinden önde olduğundan ism-i lâtiflerine:—SABIK. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

144. İsim:  SAİK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, iki noktalı  ( YA )  harfi ile:— SÂYIK. Okunuşu şeklindedir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, dünya âleminde iken; küfür dalâlet ehlini bizzat imana davet, tevhide İrşad, din-i mübîne hidayet ederek cennete gönderici olmuştur. Bu fâni âlemden ilâhî yakınlığa, rahmet-i sübhaniyeye teşrifinden sonra tebliğ ettikleri Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin yüksek manalarını manevî varisleri olan din âlimleri taa, kıyamete kadar insanları İrşad ederek doğru yola ve cennet yoluna sevk edeceklerdir. Bunu Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize vekâleten yapacaklardır. Böyle olunca, bizzat Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz onları anlatılan üstün yola sevk etmiş gibi olur.

Ayrıca, âhirette kendisine tabi olanları cennete, tabi olmayanları da cehenneme sevk edici olduğundan ism-i şeriflerine:— SAİK. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

145. İsim:  HADİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Allah’ın kullarını daveti ile iman yoluna irşat etmiştir. Cümle şer’i hükümleri, ilâhî emirleri ve yasakları açıkça anlatmıştır. Allah’ın rızasına uygun yararlı amelleri, herkesin kurtuluşunu sağlayacak yolu kendilerine beyan edip bildirerek cennetlere çıkan yola bir Mürşid olduğundan ism-i pâki ne ve nam-ı şerifine:— HADİ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

146. İsim:  MÜHTEDİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz ashab-ı kiramına; onlardan iane ve bir şey talep, etmeden armağanlar ve nimetler hediyesi gönderirdi. Ashab tan gelen armağanları ve hediyeleri de kabul eder asla reddetmezdi. Bu hediyeler, aralarında sevgi sebebi olduğundan Allah için muhabbet hâsıl olurdu. Allah için sevgi ise… Amellerin en faziletlisidir.

Bilhassa, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz hediyeyi kabul edip hediye verdiğinden ism-i lâtiflerine:—MÜHDİ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Bu isim, bazı nüshada:— MÜHDA. Olarak gelmiştir. Buna göre manası şu olur.

Yüce Hak, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi kullarının hidayete vasıl olmalarına sebep kılıp davet ve irşadı ile onların küfür ve dalâletten halâsa, iman nuru ile iki cihanın saadetine nail eylediğinden ötürü, Yüce Hak tarafından kullarına hidayettir. Bunun için ism-i pâki ne:— MÜHDİY: Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

147. İsim:  MUKADDEM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin, bu vücut âlemine teşrifi, her ne kadar bütün nebilerden ve resullerden sonra ise de; lâtif ruhları, cümle mahlûktan evvel yaratılmıştır. Nübüvvet ve risaletle şerefyap olmaları cümleden evveldir. Bunun bizzat Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle anlattı:— “Âdem, su ile çamur arası bir halde iken, ben peygamberdim.”

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin bu beyanı ile nübüvvet ve risalette cümleden evvel olduğu anlatıldığından ism-i şeriflerine: MUKADDEM. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

148. İsim:  AZİZ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim şu manalara gelir.

Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin vücudu azizdir… Yani: Cömertlikte, atada, keremde ve ihsan-da… İyilikte ve cemalde yaratılmışlar arasında misli olmadığından ism-i şeriflerine:— AZİZ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Allah katında ziyade muazzez ve mükerremdir. Kendisine izzet ikram edenler, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize ve dine yardımda bulu-nanlar dahi izzet ve ikram ve yardımları sebebi ile Allah katında muazzez ve mükerrem olduklarından ötürü: —AZİZ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Burada verilecek bir başka mana da şöyledir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Hatemünnebiyyin’dir. Yani: Nebilerin sonuncusu… Dini, cümle dinleri; kitabı, cümle kitapları neshederek cümle din üzerine üstün gelmiştir. — AZİZ. İsminin verilmesi de bunun içindir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Bir başka mana da şöyledir:

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin kendisi, taa kıyamete kadar dini ve ümmeti düşmanları üzerine galip ve daima düşmanları makhur, kendileri mansur ve muzaffer olduğundan ism-i şeriflerine:— AZİZ. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

149. İsim:  FAZIL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, insanlık kemalâtına ait faziletlerde, tüm faziletli huylar ve faziletli işlerde, cümle ahlâk-ı hamide lerde, iyi hasletlerde hoş amellerde, her tavır ve hareket-lerinde, sükûnunda bu dünya âlemine teşrifinden taa, beka sarayına teşrifine kadar bütün insanlardan ileri olduğundan ism-i şerifine: — FAZIL.Denildi. Bir de şöyle bir mana vermek mümkündür:

— Tüm insanlara in’am, ihsan edici. Manasında: — FAZIL. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

150. İsim:  MUFADDAL.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Merhametliler merhametlisi,  keremliler keremlisi celâl ve ikram sahibi Yüce Allah sevgili Habîbi Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi cümle faziletlerde,  kemallerde, kerametlerde,  üstün derecelerde, büyük mertebelerde, çok ecirlerde, bol sevap almakta, çok ileri bir yakınlık bulmakta cümle mahlûku, melekleri, nebileri ve resulleri üzerine faziletli kılıp hepsine tercih etmiştir.  Bu manadan ötürü, ism-i şeriflerine: — MUFADDAL. Denildi. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ümmeti için ise; şöyle buyurdu: — “Siz hayırlı ümmetsiniz.”  ( Al-i İmran suresi: Ayet: 110 )

Bu anlatılanların tümü, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin, cümleden hayırlı olduğuna, kesin delildir. Kaldı ki: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ümmetinin, cümle ümmetlerden hayırlı olmaları, tâbi oldukları âlicenap peygamberin, cümle peygamberlerden hayırlı olmasına bağlıdır En iyi bilen Yüce Allah’tır.   Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

151. İsim:  FATİH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yüce Hak, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi cümle mahlûktan evvel halk etmekle varlığın fatihi olmuştur. Cümle hayırları talim ve irşat etmekle hayırların fatihi olmuştur.

Bir başka mana da şöyle olabilir:

Dünya tümden küfür ve dalâlette iken, Sübhan olan Yüce Hak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin vasıtası ile hidayet kapısını açtığından; küfür ve dalâlet ehlinin sakin oldukları kale ve beldeleri alıp ganimet ettiğinden, ahalisini alıp çıkardıktan sonra oralarını Müslümanlara menzil ve mesken ettiğinden ism-i lâtiflerine:— FATİH. Denildi.

Ayrıca, dünya ve âhirete dair işlerin müşküllerini çözücü, zorluklarını açıp kolay edici olduğundan ism-i şeriflerine:— FATİH. Buyuruldu.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

152. İsim:  MİFTAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz cümle hayra vasıl olmaya, her müşkülün halline, her zorluğun asanlığına ( kolaylık ) sebeptir. Anlatılan güçlükleri bütün teferruatı ile fethedici olduğundan ism-i şeriflerine:— FATİH. Buyuruldu.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

153. İsim:  MİFTAH’ ÜR – RAHMET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Dünyada ve âhirette; ister dünyaya, isterse âhirete, ister zahir, ister batın işlerine dair olsun… Hiçbir kimse rahmete ve nimete nail olamaz. Olursa, ancak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin eli ile ve ona tâbi olmakla nail olur.

İşte, anlatıldığı manada bir rahmete erildiğinden Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendi-mizin zat-ı saadetlerine: MİFTAH’ ÜR – RAHMET. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

154. İsim:  MİFTAH ‘ ÜL – CENNET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin vücutları cennat-ı âli yatın kapılarının açılması için bir sebep ve âlet olduğundan ism-i şeriflerine:— MİFTAH’ÜL-CENNET.Denildi.

Bir başka mana da şöyledir:

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin peygamberliğine inanmadıkça, hiçbir kimse cen-nete giremez. Zira Hazret-i Âdem’den (Âleyhisselâm ) Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize kadar gelen nebiler ve resuller tümden, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin Peygamberliğini tasdik etmişlerdir.  Nebilere ve resullere indirilen kitaplar içinde;  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin Peygamberliği açıkça beyan olunmuştur.  Kendilerine tâbi olan ümmetleri; gerek peygamberlerinin dili ile gerekse kendilerine gelen kitapta:  —Ahir zamanda Muhammed Âleyhisselâm adlı bir peygamber gelecektir.   Cümlesi ile Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin nübüvvetini ve risaletini tasdik ederlerdi.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizi tasdik etmek, cennete girmeye sebeptir. Bu mana da, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin varlığı miftah ( anahtar ) gibi olduğundan mübarek ismine:— MİFTAH’ÜL- CENNET. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

155.  İsim:  ALEM’ÜL- İMAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, insanların kalbinden küfrü ve dalâleti izale edip iman hidayetine irşat ve sebep olmak babında koca bir dağ gibidir.   Cümlesi ondan iman ve tevhid almaktadırlar. Bu mana icabı olarak zat-ı şeriflerine: ALEM’ÜL- İMAN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin. Ayrı bir mana da:  — ÂLEM. Lâfzı, şu demeğe gelir:— Alâmet. Nişan.  Bu durumu şöyle açmak mümkündür:  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize tazim,  tekrim,  muhabbet ona uyanların kalplerinde iman olduğunu anlatan alâmettir.  Bunun için, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin zat-ı şeriflerine: ALEM’ÜL- İMAN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

156.  İsim:  ALEM’ÜL- YAKİN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Nebiyy-i Muhterem Habib-i Ekrem Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz:  Yüce Hakkın varlığına, birliğine ve zatiye, fiiliye, sübutiye, selbiye sıfatına, iman edilmesi gereken şeylerin hepsinden şekki, şüpheyi, boş hayali, bozuk vehimleri tamamen izale edip yakin halinde tasdik ve kalp itminanına irşat ve delâlet etmekte kuvvetli bir sebeptir. Bu kuvvetinde sabit ve dâim olmakta yüce dağa benzetilmiş-tir. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin irşadını alanlar yakin derecesinde iman ve sağlam itikat tahsil ettiklerinden; ona tâbi olup tam manası ile tazim ve tekrim edenlerin kalplerinde iman ve yakin bulunduğuna alâmet olduğundan zat-ı şeriflerine:— ALEM’ÜL- YAKİN. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

157.  İsim:  DELÎL’ÜL- HAYRAT.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; şanlı ümmetine hayır ve hasenatta delil olur onları irşat eder. Bu hayır ve hasenat; itikada, söze ve fiile dair olabilir.

Bundan başka; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz ümmetine hayır kazandırmada, hayır kazanma yoluna ulaşmayı temin babında çok arzulu olduğundan zat-ı lâtiflerine:— DELÎL’ÜL- HAYRAT. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

158.  İsim:  MUSAHHİH’ÜL- HASENAT.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Cümle hasenatın makbul olması için; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin Peygam-berliğini tasdik, getirdiğini kabul, yolu olan İslâm yoluna girip ona tabi olmak şarttır.

Mümin ve muvahhit olmayı arzu eden kimse;  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin peygamberliğini tasdik etmedikçe bu yolda hiçbir hasenatı makbul olmaz; mümin ve muvahhit de olamaz.  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, ümmetini İslâm dinine ve doğru yola İrşad edip kendi-sine itaat ve tabi kılmakla iyilikleri sahih ve makbul ettirici olduğundan; ism-i şerifine, nam-ı pâki ne: MUSAHHİH’ÜL- HASENAT. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

159. İsim:  MUKİL’ÜL- ASERAT.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim, İkale babından ism-i faildir:— Bozup izale eden. Manalarına gelir. Ancak, buradaki manası:— Affedici… Demeğe gelir.

— ASÜRAT. Lafzının manası ise:— Sürçmeler… Demeğe gelir.

Âlemin şerefi, Âdemoğullarının efendisi Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Hazretleri insanların kendisine karşı işledikleri sürçmeleri, hataları, kötülükleri, cinayetleri; dolayısı ile muahezeye ve itaba lâyık oldukları halde hataları af, kötülükleri ve cinayetleri bağışlayıp geçmek daima âdet-i şerifeleri idi. İşte:— MUKİL’ÜL- ASERAT. Denmesinin bir manası budur. Bir başka manası ise şöyledir:

Sübhan olan Yüce Hak, ümmetinin günahlarını, ayıplarını, yanlışlarını ve hatalarını onun hürmeti ve şefaati ile affettiğinden;  bütün bu olanlar, onun şefaati sebebi ile olduğundan ism-i şeriflerine:-MUKİL’ÜL- ASERAT. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

160. İsim:  SAFÛHÜN AN’İZ- ZELLÂT.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu ism-i şerif, bundan önce geçen: Mukil’ül – Aserat. ( Asürat ) İsminde anlatılan manayadır. Ancak, bunun şümulü daha geniştir. O şümullü manası ile şu demeğe gelir:

— Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, kayıtsız olarak, hakkında yaptıkları hatalardan bütünüyle affedip vazgeçer. Bu vasfından dolayı ism-i şerifine: SAFÛHÜN AN’İZ – ZELLÂT. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

161. İsim:  SÂHİB’ÜŞ – ŞEFAAT.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— ŞEFAAT.  Lafzının başında geçen (EL) harf-i tarif, Arap dili kaidesine göre: And içindir. Durum böyle olunca; — ŞEFAAT. Lafzı ile BÜYÜK ŞEFAAT, murad edilir. İşbu şefaat, ruz-ü ceza’da; herkesin bir an evvel hesabı görülmesi için Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin yapacağı şefaattir. Hâsılı:  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, şefaat çeşitlerinin her biri ile şefaat edecektir.

Ayrıca, yaptığı şefaatleri de makbul olduğundan ism-i pak lerine:  SAHİ’ÜŞ – ŞEFAAT. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

162. İsim:  SÂHİB’ÜL- MAKAM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, dünyada ve âhirette yüce makam sahibidir.

Dünyada, minderin ve mihrabın, hitab-ı müstehabın sahibidir. Kaza faslının, hükmün ve hükümetin, adlin ve adaletin sahibidir.

Âhirette ise… Evvellere ve ahirlere, bir an evvel kaza faslının başlaması ve sona ermesi için şefaat edecektir. Bu manada, bütün mahşer halkı kendisine övgüler, senalar sunacaktır.

İşte… Anlatılan manalar icabı olarak:  makam-ı mahmud, Havz-u mevrûd sahibi olduğundan ism-i lâtiflerine: SÂHİB’ÜL- MAKAM. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

163. İsim:  SÂHİB’ÜL- KADEM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz her kemalde, her iyi işte, her güzel haslette cümleyi geçip ileri adım atmıştır. Anlatılan iyi hallerin tümünde devamlı ve yerli olmuştur. Hak katında doğru adım atanların en keremlisi olduğundan, mübarek isimlerine: SÂHİB’ÜL- KADEM. Denildi.

Bu isim üzerine bir başka mana da şöyle anlatılır.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, ayaklarını bir katı taşa bastığı zaman, ayağının altında kalan taş yumuşardı. Mübarek ayaklarını o taşa basıp kaldırdığı zaman, ayaklarının izi o taşta kalırdı. Bu mana icabı olarak. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin lâtif isimlerine:

SÂHİB’ÜL- KADEM. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

164. İsim:  MAHSUSUN BİL- İZZİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Hazret-i Fahr-i âlem Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; daima, kesintisiz izzette kemal üzere idi. İzzetin son derecesine ve hakikatine erişmek,  çok üstün bir mertebeye ulaşmak ancak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize hastı. Bu makamda hiçbir kimse kendisine benzemezdi. İşbu makamda tek olduğu için, mübarek ismine: MAHSUSUN BİL- İZZİ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

165. İsim:  MAHSUSUN BİL – MECDİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Efendiler efendisi saadetler kaynağı yüksek derecelerin sahibi Hazret-i Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; nimeti her şeye şamil kendisinden başka ilâh olmayan Yüce Hak katında bir değer, efendilik, rif’at ve saadet kazanıp yüce şana, üstün derecelere ermiştir. O kadar ki, hiçbir kimse onun benzeri olamaz. İşte… Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, anlatıldığı manada üstün rütbeye nail olup erdiğinden ism-i şeriflerine: MAHSUSUN BİL-MECDİ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

166. İsim:  MAHSUSUN BİŞ-ŞEREF.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Habib-i Ekrem ve Nebiyyi Muhterem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz zati bir şerefe ermiştir. Dünyada ve âhirette yüce şanı, üstün bir yere çıkmıştır. Kıymet bulup makam kazanmada herkesten ayrı bir yeri vardır. Hiçbir kimse anlatılan rütbelerde kendisine denk ve yakın olamaz. Bu ŞEREF makamında tektir. Anlatılan manadan başka, büyüklük, şeref ve güzel huylara nail olmak ancak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin vasıtası ile olduğundan ism-i şeriflerine: MAHSUSUN BİŞ-ŞEREF. Denildi.  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

167. İsim:  SÂHİB’ÜL – VESİLE.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Mevcudatın şereflisi, mahlûkatın en keremlisi Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize verilen cennet derecelerinin en yücesi, en şereflisi, en yükseği makama: VESİLE.Derler. Bunun üstün cennet derecesi yoktur. Bunun tavanı, Rahman Allah’ın arşıdır. İşbu makam, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin makamıdır. Bu makama ermekle cümle yaratılmışlardan ayrı bir üstünlük kazanır.  Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize bu ismin verilmesinde bir başka mana da şudur:  Cennet ehline verilen sayısız nimetler, ancak o Habib-i Ekrem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin vasıtası ile verildiğinden; ism-i saadetlerine: SÂHİB’ÜL – VESİLE. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

168. İsim:  SÂHİB’ÜS – SEYF.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Fahr-i Âlem Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz; insanların tümünü, mahlûkatın hepsini imana davet için gönderilen Resul olduğu için; hepsini imana davet ve tevhide İrşat eylemiştir. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bu davetini kabul etmeyen kâfirler ve inatlarında ısrar eden azgınları cebren ve kahren davet etmiştir. Yine de kabul etmeyip inatlarında ısrar edenlerin üzerine; kendisine iman eden mümin ve muvahhit lerle birlikte gidip muharebe, mücahede ve mukatele etmiştir. Onların kılıç çekme heveslerini kırmış; diyarlarından ihraç etmiştir. Mallarını ve azıklarını ganimet edip evlâd-ü ayallerini esir etmeğe memur olmuştur.

Bundan başka, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ümmeti dahi; din düşmanları ile kılıç ve sair harp aletleri ile harb etmek emrini almıştır.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizden evvel bir peygamber ve ümmeti kılıçla kıtal emri almamıştır. Kılıçla kıtal emri Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize mahsustur.

Sonra… Muharebe ve mukatele taa, kıyamete kadar Muhammed ümmeti arasında sabit ve kaim olacağından ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜS-SEYF. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

169. İsim:  SÂHİB’ÜL- FAZİLET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Peygamberlerin sultanı, doğru yolu tutan zatların dayanağı, mevcudatın şereflisi, yaratılmışların en faziletlisi, bütün kemalleri özünde toplayan, faziletli işleri yapmakta ve faziletli huylara sahip olmakta son gayeye ulaşıp eren Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz faziletlerin tümünü zat ve sıfat olarak özünde toplayıp bu yolda daim ve sabit olduğundan ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜL- FAZİLET. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

170. İsim:  SÂHİB’ÜL- İZÂR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,   bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— İZÂR. Lafzı, belden aşağı tutulan örtüye söylenen bir tabirdir. Meselâ: Peştamal.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz ve ümmeti, semavî kitaplarda:- Peştamal tutucular. Diye övülmüştür. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz izarla gezmiştir. Âhirete de izarla teşrif buyurmuşlardır. Bunu için latif isimlerine: SÂHİB’ÜL- İZÂR. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

171. İsim:  SÂHİB’ÜL- HÜCCET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin nübüvvet ve risaletinin sadakatine delâlet eden mucizeleri, hüccet ve burhanları çok; gayet kuvvetli olup kesinlikle nübüvvet ve risaletinde şüphe bırak-madığından ism-i şerifine: SÂHİB’ÜL- HÜCCET. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Bu isim üzerine şu da bir başka manadır: Diğer peygamberlerin mucizeleri yaşadıkları zamanda olmuş; sonra kesilmiştir. Ancak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin bazı mucizeleri, bilhassa Kur’an-ı Azîmüşşân ile olan mucizeleri taa, kıyamete kadar kalacaktır. Bunun için pak isimlerine: SÂHİB’ÜL- HÜCCET. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

172. İsim:  SÂHİB’ÜS – SULTAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, bu ism-i şerif ile Şa’ya Âleyhisselâmın kitabında ve geçmişte gelen bazı kitaplarda anlatılmıştır.

Nebiyy-i Azam Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz: Cümle düşmanlarının üzerine yürümeye ve onları kahra kadir olduğundan; cümle mücadele ve muarıza (muhalefet) edenlerin her birini, hüccetler, burhanlar ve deliller getirerek susturduğundan; cümle insanlara üstün, emrini onlarda yerine getiren, cümle ilâhî emirleri ve şer’i ahkâmı icra ettiğinden ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜS-SULTAN. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

173. İsim:  SÂHİB’ÜR – RİDÂ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

İzar ve rida, çoğunlukla Arap taifesinin libaslarıdır. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz de, lâtif bedenlerine ridâ giyip örtündüğünden; ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜR – RİDÂ.  Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

 

174. İsim:  SÂHİB’ÜD – DERECET’İR – REFÎA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz: Allah katında büyük makam, yüce mertebe, üstün derece sahiplerinin cümlesinin makam, mertebe ve derecelerinden çok ileride olduğundan, mekânında ziyade tevakkuf (durma), rif’at ve yüce şan sahibi olduğundan ism-i şeriflerine:

SÂHİB’ÜD-DERECET’İR-REFÎA. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

175. İsim:  SÂHİB’ÜT- TAC.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Amame, (sarık) Arap taifesinin tacıdır. Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz de daima mübarek başlarına amame sardığından ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜT-TAC.Denildi.

Bir haberde şöyle anlatıldı: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizden başka hiçbir peygamber amame sarmamıştır. Durum böyle olunca; amame Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin hususiyetleri arasında sayılır.

Bir başka mana: Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz bütün nebilerin ve resullerin en faziletlisi ve sultanı olduğundan, kinaye (dolaylı söz) yoluyla ism-i şeriflerine:SÂHİB’ÜT- TAC. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

176. İsim:  SÂHİB’ÜL- MİĞFER.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— MİĞFER. Tabiri zırhın başa uygun olarak yapılan halkalara verilen bir isimdir. Bazılarına göre, MİĞFER’İN manası şudur:— Demirden takke gibi yapılır; zırh zımmında başa giyilir. Tas gibidir. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz de, kıtal zamanı zırh giyip başına da anlatılan miğferi koyduğundan ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜL-MİĞFER.Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

Bir başka mana da:— MİĞFER: Taç manasınadır; padişahların özellikleri arasında sayılır. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz gayb de ve şahadette, mülkte ve melekûtta tasarruf sahibi olduğundan; kıyamet günü Arasat durağında kendisine hamd sancağı ihsan olunup mübarek başına da nurdan taç giydirildiğinden: ayrıca o günün sultanı ve büyük padişahı olarak, Âdem ve cümle nebiler ve resuller Efendimizin sancağı altında toplanacağından ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜL-MİĞFER. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

177. İsim:  SÂHİB’ÜL- LİVA.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Nebilerin sultanı, doğru yoldaki zatların önderi, kıyamet gününün şefaatçisi Hazret-i Muhammed Mustafa ( ona bol bol salâvat, en temiz selâm, en güzel saygı.) dünya âleminde muharebe ve mukatele esnasında çekilen sancak ve bayrak sahibidir. Ayrıca, kıyamet günü, Liva-i Hamd (övgü sancağı) sahibi olduğundan pak isimlerine:— SA^HİB’ÜL-LİVA. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

178. İsim:  SÂHİB’ÜL- MİRÂC.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— MİRÂC. Lafzı şu manayadır: Yukarı çıkılacak âlet… Meselâ: Merdiven. ( Zamanımıza göre daha uygun örneği: Asansör veya füze. )

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz pak vücutları ile cevherden merdiven ile diri olarak Kuds-ü Mübarekten semaya uruc etmiştir. Böyle bir manaya sahip olmak; nebiler ve resuller arasında ancak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize mahsustur. Bundandır ki ism-i şeriflerine:—SÂHİB’ÜL-MİRÂC. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

179. İsim:  SÂHİB’ÜL- KADÎB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım,  bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

— KADÎB. Lafzı ile meşhur olan murad: Kılıçtır. Nitekim İncil kitabında şöyle anlatıldı:— Onun bera-berinde demirden kılıç vardır; kendisi ve ümmeti onunla mukatele eder. Yani: Düşmanlarla. Bu mânâya göre, anlatılan isim şu demeğe gelir:— Kılıç ile kıtal eden..

Bazıları da:— KADÎB. Lafzını:— ASA. Diye anlattılar. Bu duruma göre:— Ağaçtan kesilip yapılmış asa. Demek murad olunur. Bu manaya sebep şudur: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin mübarek elleri ile tuttuğu uzun ve ince asası vardı; ismine:— Memşuk. Derlerdi. Şu anda o asa halifelerinde saklıdır. Asaya dayanmak ayrıca Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin âdeti olduğundan, ism-i lâtifine:— SAHİB’ÜL-KADÎB. Denildi.

Ayrıca asanın çokça faydaları olduğundan, asa kullanmak peygamberlerin âdetleri arasında sayılır. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

180. İsim: SÂHİB’ÜL – BÜRAK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Mekke-i Mükerreme’den, Mescid-i Aksa’ya kadar Burak’a binip gittiği için, ism-i şerifine;–SÂHİB’ÜL – BÜRAK. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

181. İsim: SÂHİB’ÜL- HÂTEM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

—HÂTEM. Lafzından murad, Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin mübarek sırtında bulunan nübüvvet mührüdür.

(Resulüllah efendimizin mübarek sırtının sol küreği dibinde güvercin yumurtası büyüklüğünde bir parça et vardır; onun her tarafı tüylerle örtülmüştür.)

Bütün nebilerin ve resullerin sonuncusu olduğuna,  nübüvvet ve risalet onda son bulduğuna, dolayısı ile nübüvvet ve risalet mührü ile mühürlendiğine binaen ism-i şerifine;–SÂHİB’ÜL – HÂTEM. Denildi

Bazıları da şöyle dedi:—HÂTEM. Lafzından murad, Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin mübarek parmağına taktığı yüzüktür. Onun üzerinde:–LÂ İLÂHE İLLALLAH MUHAMMED’ÜR RESULÜLLAH Kelime-i Tevhidi yazılmıştır. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

182. İsim: SÂHİB’ÜL – ALÂMET.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

İki cihanın efendisi,  insin ve Cinnin resulü Peygamber efendimizin,  henüz bu vücut âlemine teşrif buyurmadan ehl-i kitap katında zat-ı şerifi, sıfat-ı latifi, ism-i paki ve yüksek soyu ile: Teşrif edecektir. Diye, zamanı, mekânı, şeriatı, libası, kendisi ile olacak ashabı ve sair güzel fiilleri ile bilinene durumu vardı.  Onlar, kendi çocuklarını tanıdıkları ve onların kendi çocukları olduğunu bildikleri kadar Resulüllah efendimizin durumunu bilirlerdi.

Peygamberliğinden önce, Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimizden sayıya hesaba gelmeyen nübüvvetine delâlet eden sayısız alâmetler görülürdü. O zamanki irhasatları ile Resulüllah efendimize Peygamberlik geleceğine alâmetler belirdiğinden mübarek ismine:—SÂHİB’ÜL-ALÂMET. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

183. İsim: SÂHİB’ÜL – BÜRHAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin bu ism-i şerifi için, Kur’an-ı Kerim’de: “Gerçekten size, Rabbinizden hakiki bir BÜRHAN gelmiştir.” (4/174) Nazil olan ayet-i kerime vardır. Bu, Resulüllah efendimize işarettir; dolayısı ile kendisine: SÂHİB’ÜL – BÜRHAN. Buyurulmuş tur.

Ayrıca, Resulüllah efendimiz, peygamberliğini ve şeriatının hakikatini kesin deliller ve açık mucize-lerle ispat edip kesin olarak, resuliyetinin ve şeriatının hak olduğunda şüphe bırakmadığından ism-i şeriflerine: SÂHİB’ÜL – BÜRHAN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

184. İsim: SÂHİB’ÜL-BEYAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Habib-i Huda Resulüllah Âleyhisselâm efendimizin, kendisine inen Rabbani kitabı, ilham olan ilâhi vahyi, şer’i hükümleri, sübhanî mana taşıyan üstün emirleri ziyadesiz ve noksansız tebliğ edip açıklamıştır. Tüm dinî ve dünyevî önemli işleri, ilmî hüküm ve yaralı şeyleri beyan buyurduğundan; bilcümle beyanında her müşkili çözüp açıkladığından ism-i şerifine: SÂHİB’ÜL – BEYAN. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

185. İsim: FASİH’ÜL – LİSAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Habib-i Ekrem Resul-ü Azam Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin latif kelamları gayet fasih ve durumun iktiza ettiği hale uygundu. Belâğatın yüksek derecesinde ve hadd-i icazda idi. Meclisinde bulun-mak şerefine erenlerin cümlesine latif kelamlarını anlatırdı; bu babda hiç kimsede şüphe bırakmazdı. İş bu mana ötürü, Resulüllah efendimizin ism-i şerifine: FASİH’ÜL – LİSAN. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

186. İsim: MUTAHHAR’UL – CENAN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

MUTAHHAR. Lafzı. Temizlenmiş manasına… CENAN. Lafzı ise, Kalp manasınadır. Kısacası: TEMİZLENMİŞ KALP. Manasınadır.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin latif sineleri, sahih kavle göre dört kere yarılmış; içinden yüreği (Kalbi) çıkarılmış; o da yarılmış içinde bulunana siyah pıhtı kan: Bu şeytanın hazzıdır; size lâyık değildir, ya Resulüllah. Denilerek çıkarılıp atılmıştır. Zemzem suyu ile yıkandıktan sonra, hikmet nuru ile doldurulup tekrar yerine konulmuştur. Sineleri bundan sonra sıvazlanmış; önce olduğu gibi bütün hale getirilmiştir. Anlatıldığı şekilde, Resulüllah efendimizin mübarek kalbi şerh sureti ile paklandığından; kendi-sine; MUTAHHAR’UL – CENAN. ( Temizlenmiş Kalp) İsmi verildi.

Bir başka mana da şöyledir: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin ilâhi sırların hazinesi rabbani tecelliyat nurlarının kaynağı olan pek nurlu kalbi, bütün düşük vasıflardan, cümle kötü huylardan, kulluğa noksanlık veren rezil vasıflardan tam manası ile pak ve Allah’ın zatından başka her şeyden arınmıştır. Bu paklığı ile o, daima Allah’ın zikri, taat fikri, ilâhi sevgi ile dolu ve pür nur olduğundan ism-i şerifine MUTAHHAR’UL – CENAN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

187. İsim: RAUF.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Bu isim: Gayet şefkatli ve merhametli. Demeğe gelir. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz de gayet şefkatli ve merhametli olduğundan mübarek ismine: RAUF.Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

188. İsim: RAHİM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz, bütün mümin kadın ve erkeklere rahmet ve mer-hamet edici; fakirlere, zaiflere, çaresizlere, muhtaçlara, dul kadınlara, yetimlere tam şefkat ve ihsan edici olduğundan ism-i şerifine: RAHİM. Denildi. Nitekim Allah-ü Teâlâ, Resulüllah efendimizi Kur’an-ı Kerimin-de şöyle anlattı: “Müminlere pek merhametli ve şefkatli (RAUF RAHİM).” (9/128)

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

189. İsim: ÜZÜN – Ü HAYR.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz sırf hayır ve rahmettir. İlâhi lütufların, rabbanî ih-sanların müjdelerine mazhardır. Bu sebeple hayra kulak verip yalnız hayrı işittiğinden; ümmetinden ise, daima hayır olan kelamı işitmek istediğinden kesin olarak onların boş kelamlarına kulak tutup dinlemedi-ğinden, onların fuzulî kelâmlarından iraz ettiğinden pak ismine: ÜZÜN-Ü HAYR. Denildi. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın halis kulları anlatılırken şöyle buyuruldu: “Onlar, boş ve kötü lakırdıya rastladıkları zaman, şerefli olarak yüz çevirir geçerler.” (25/72)  Böylece onlar övülüp methedilmişlerdir.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

190. İsim: SAHİH’ÜL – İSLÂM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin getirdiği din, sair dinlerin tümünü neshetmiştir. Ayrıca, kendisi İslâm dinini beyan edip sağlama bağladığından mübarek ismine: SAHİH’ÜL – İSLÂM. Denildi. Bundan başka, Resulüllah efendimizin kedisi bizzat Mevlâ’nın taatında, onu yüksek emirlerine tam inkıyadda idi. Ümmetini daima dine, imana, sübhani emirlere tam itaate çektiğinden; muhalefetten çokça sakındırdığından ism-i şerifine: SAHİH’ÜL – İSLÂM. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

191. İsim: SEYYİD’ÜL – KEVNEYN.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu isimin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, dünyada ve âhirette cümle yaratılmışların ulusu ve seyyidi olup dünya ve âhiret ehlinin hepsine sığınak ve başvurulacak makam olduğundan ism-i şerifine: SEYYİD’ÜL – KEVNEYN. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

192. İsim: AYN’ÜN – NİAM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

AYN. Zat manasınadır. Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, zahir ve batın, dünya ve âhirette cümle nimetlerin ihsanına nail olduğundan, bu nimetlere de ancak onun vasıtası ile nail olunaca-ğından zat-ı şerifleri nimetin kendisi gibi olmuştur. Bu sebeple, mübarek isimlerine: AYN’ÜN – NİAM. Denildi. Bazı nüshada: AYN’ÜN – NAİM. Diye geçmiştir. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

193. İsim: AYN’ÜL – GIRRU.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

GIRR. Lafzı, EGARR’in çoğuludur. EGARR. Kelimesi ise, her şeyin en güzeline ve ekremine ve hayırlısına denir. GIRR. Lafzından, burada murad, mahlûkun en keremlisi ve hayırlısı olan nebiler ve resullerdir ( Resulüllah Efendimize ve bütün nebilere ve resullere selâm.)

AYN. Lafzı ise hayırlı ve reis manasınadır. Mana anlatıldığı gibi olunca; Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz bütün nebilerin ve resullerin hayırlısı, reisi ve en faziletlisi olur. Bu mananın icabı olarak mübarek ismine: AYN’ÜL – GIRRU. Denildi. Bazı nüshada ise şöyle gelmiştir: AYN’ÜL – GIRRİ. Şu demeğe gelir: İzzetin, saadetin, şerefin aynı…  Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

194. İsim: SA’DULLAH.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimiz, Allah-ü Azîmüşşan’ın cümle yaratılmışlardan ulu kuludur. Ezelî ilimde, saadeti, fevzi, felâhı, zaferi, salâh ve hayırla birlenen saadeti ile önde gitmiştir. Bu mana icabı olarak mübarek ismine: SA’DULLAH. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

195. İsim: SA’D’UL – HALK.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Fahri Enbiya, Seyyid-i Asfiya, İmam-ı Etkıya, Habib-i Hüda Şefi-i Ruz-ü Ceza Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz cümle mahlûkun en faziletlisi, suaadanın en saadetlisi Yüce Allah’a yakınlık elde etmekle ebedi saadet ve ezelî kerametle mes’ud olduğundan ism-i latifine: SA’D’UL – HALK. Denildi. Sonra… Dünya ve âhiret saadetine mazhar olmak, ancak Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimize intisap etmek sureti ile olur.

Yaratılmışlar, onun pak şeriatına ve hidayet sünnetine intisap ve ona ittiba, inkıyat, salâvat-ı şeri-felerle tazim ve tekrim etmeleri yolundan iki cihanın saadetine ulaşırlar. Kaldı ki, herkese ittiba ve tazim-de hulusları kadar, saadet ve rif’at hâsıl olur. Anlatılan mana icabı olarak, Resulüllah sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz, halkı iki cihanın saadetine ulaştırdığı için mübarek ismine: SA’D’UL – HALK. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

196. İsim: HATİB’ÜL – ÜMEM.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz, insan taifesinin ve ümmetlerin hatibidir. Yani: On-ların dünya ve âhiret işlerini, fayda ve menfaatlerini, din ve dünyalarının her birine dair işlerini beyan ey-ledi. Fani dünyadan iraz ettirip âhirete rağbet ettirmek için, daima beliğ mev’ıza güzel hutbe irad eylemiş-tir. Vaaz, hutbe işinde cümlenin itimat ettiği zat olmuştur. İnsanlar arasında daima sözü makbul bir zat olma durumunu kazanmıştır.

Bundan başka, kıyamet günü, hiçbir kimsenin söylemeye güç yetiremediği bir hutbe ile herkesin yapmaktan aciz olacağı sena şekli ile Yüce Hakka sena edecektir. HATİB’ÜL – ÜMEM. Lakabının veril-mesinin sebebi budur. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

197. İsim: ALEM’ÜL – HÜDA.  ( Sallallâhü Teâlâ ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Zübde-i Âlem ve Güzide-i Beniâdem Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimize muhabbet ve tazim, sözlerinde ve fiillerinde, üstün emirlerinde itaat edip uymak imanın ve hidayetin alâmeti olduğun dan pak ismine: ALEM’ÜL – HÜDA. Denildi.

Bir başka mana da şöyledir: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz, insanları Yüce Hak-ka hidayet, İmana, İslâm’a, doğru yola daima delâlet ve irşat ettiğinden mübarek ismine: ALEM’ÜL – HÜDA. Denildi. Ayrıca, ALEM bayrak ve sancak manasına da gelir. Sonra… Resulüllah Efendimizin mübarek yoluna hidayet erleri ve İrşad orduları tümden tabi olup sancağı altında toplandığından mübarek ismine: ALEM’ÜL – HÜDA. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

198. İsim: KÂŞİF’ÜL – KÜREB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

KÜREB. Lafzı, KERB, kelimesinin çoğuludur; gam ve hüzün manalarına gelir.

Dünya ve âhiretin kerbi ve meşakkati, gamı ve hüzünleri Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizin pak şeriatına, sünnetine ve hidayetine tabi olup itaat ve inkıyat etmek sureti ile gider. Ayrıca bu sıkıntıların gitmesi, Resulüllah Efendimize iltica edilip vesile bilinerek bizzat onun hürmeti için Yüce Hakka tazarru ve niyaz edilirse… Sıkıntılar zail olur.

Ayrıca Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimize salâvat-ı şerife okumaya devam etmek sureti ile cümle gamlar, kederler ve sıkıntılar zail olur. İşte anlatılan mana icabı olarak, tüm sıkıntılar Resulüllah Efendimizin şefaati ile zail olacağından mübarek ismine: KÂŞİF’ÜL – KÜREB. Denildi.

Bir rivayet şöyledir: Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizi vesile ederek Yüce Hakka tazarru ve niyaz ettiği için gamı ve hüznü giden Âdem Aleyhisselâm’dır. Başta Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimize ve ona salât ve selâm…

199. İsim: RAFİÜR – RÜTEB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

RÜTEB. Lafzı, RUTBE kelimesinin çoğuludur: RÜTBELER. Demektir.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimize iman getirip tasdik ederek ümmeti olanların mertebeleri sair ümmetlerin mertebelerinden yüksektir. Peygamberimizin ümmetinden kendisine ve şeriatına tam tabi olanların dünya ve âhirette makamları yüksek, mertebeleri yüce ve üstündür. Bunların olmasına da Peygamber Efendimiz vesiledir.

Bir başka mana da şöyledir: Resulüllah sallallâhü ve sellem efendimiz, çeşitli şefaatlerle ümmetini yükseltecek ve üstün cennetlere girmelerine vesile olacaktır. Cennetlerde dahi, ümmetinin derece ve mertebelerinin yüksek olmasına şefaatçi olacaktır. Bütün bu manalardan ötürü Peygamber Efendimizin mübarek ismine: RAFİÜR – RÜTEB. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

200. İsim: İZZ’ÜL – ARAB.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz saadetle dünyaya teşriflerinden evvel, Arap taifesi fakirliğin ve yoksulluğun sıkıntısına müptelâ olmuşlardı. O kadar ki açlıklarından hurma çekirdekle-rini dövüp yerlerdi. Derileri giyerlerdi. Ölü hayvanların etlerini yerlerdi. Ağaç putlara da taparlardı. Hiçbir dine de bağlı değillerdi. Herhangi bir padişaha da baş eğip itaat etmediler. Devamlı olarak, birbirlerine muhalif hareket ederek kıtal edip durdular. Erkeklerini öldürür; çocuklarını ve kadınlarını esir ederlerdi.

Dolayısı ile, cümle insanlar arasında, sair milletlerin içinde hor, hakir ve zayıf durumda idiler… Bu durum böylece sürüp gitti; taa, efendiler efendisi saadetler kaynağı yer ve sema ehlinin hayırlısı Peygam-ber Efendimiz gelinceye kadar… Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimizin hürmetine o Arap-ların halleri iyiliğe gitti. Hak dini ise, onların içinde izhar etti. Böylelikle, Peygamber Efendimiz onları sair kullara üstün getirdi ve galip bir durum aldırdı.

İşte, bu durumun oluşu dolayısı ile Arap taifesi cümleden mükerrem ve muazzez oldu. Bu mana-nın icabı olarak mübarek ismine: İZZ’ÜL – ARAB. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

201. İsim: SÂHİB’ÜL – FEREC.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Yüce Hak, sıkıntılı halleri, dünyaya ve âhirete dair gam ve hüzünleri Resulüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem efendimizin şefaati ile ilticası ile kullarından açar alır. Ayrıca derde müptelâ kulları onun yüce makamına el açtıkları zaman, düştükleri zorluktan ve şiddetten dolayı ettikleri tazarru ve niyazı, duayı kabul buyurup gam, hüzün ve şiddetlerden Peygamber Efendimizin hürmetine kurtarır. İşbu mana icabı olarak, Efendimizin ismine: SÂHİB’ÜL – FEREC. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

202. İsim: REFİÜ’D – DERECİ.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Habib-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Efendimiz, dünya ve âhirette tüm derecelerin en yükseğine ve alasına sahip olup, bu derecelerle evvelkileri ve ahirleri geçmiştir. Aldığı bu yüksek derece ile pek yükseldiğinden pak ismine: REFİÜ’D – DERECİ. Denildi.

Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

203. KERİM’ÜL – MAHREC.  ( Sallallâhü Teâlâ Aleyhi ve Sellem )

Allah’ım, bu ismin sahibi zata salât ve selâm eyle.

Resulüllah sallallâhü aleyhi ve sellem efendimizin Âdem Aleyhisselâm’dan itibaren baba ve anaları her asrın pek temiz kadınları ve erkekleri idi; en şerefli ve en keremli olanları idi. Bunun için Peygamber Efendimizin ismine: KERİM’ÜL – MAHREC. Denildi. Allah-ü Teâlâ ona salât ve selâm eylesin.

 

Peygamber Efendimizin Mübarek İsimleri Burada Son Buldu. Buradakinden Daha Çok İsmi Olduğu Bilinmektedir.  Allah-ü Teâlâ Ona Salât Ve Selâm Eylesin. Âmin! Âmin! Âmin!

Yazar: nasihatler.org

paylaş

Bir yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>